Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi’nin (SYKP), 4-5 Nisan tarihleri arasında “Faşizme geçit yok” şiarıyla düzenlediği 6’ncı Olağan Kongresi başladı. Ankara Yılmaz Güney Sahnesi’nde düzenlenen kongreye, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları’nın yanı çok sayıda siyasi parti temsilcisi katıldı.
Salona, “Jin, jiyan, azadî sosyalizm şimdi” pankartı asılırken, “Yaşasın halkların kardeşliği”, “Jin, jiyan, azadî” “Yaşasın devrimci dayanışma” sloganları atıldı.
Salona ayrıca yaşamını yitiren gazeteci Hüseyin Aykol, PYD Eşbaşkanlık Konseyi Üyesi Salih Muslim, İmralı Heyeti Üyesi Sırrı Süreyya Önder, Cumartesi Annesi Emine Ocak ile yakın zamanda hayatını kaybeden SYKP kurucularından Sevim Belli ve Beraket Kar başta olmak üzere, özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenlerin isimlerinin yer aldığı slayt yansıtılarak anıldı.
Kongrede ilk olarak konuşan SYKP Eş Genel Başkanı Feray Mertoğlu, Ortadoğu’da devam eden savaş gündemine değindi. Feray Mertoğlu, “İnsanlık dışı saldırılara karşı birlikte mücadele etmenin sözünü veriyoruz. Trump ve Netanyahu’ya karşı İran halklarının yanındayız. Molla rejimine karşı İran halkının yanındayız. Türkiye’de de ezilenlerin, kadınların ve gençlerin yok sayıldığı bir süreci yaşıyoruz. Burjuva demokrasisine karşı bile tahammülleri yok. Kadın cinayetleri her geçen artıyor. Kadınları koruyacak yaslar uygulanmıyor. Uluslararası sözleşmeler feshediliyor. Dolayısıyla daha fazla mücadele etmek zorundayız” dedi.
‘En acil görev demokrasi cephesi’
Ardından söz alan SYKP Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz, 3. Dünya Savaşı’nın en yakıcı şekilde devam ettiğini belirterek, “Faşizmin içerisinde bulunduğu kurumsallaşma sürecinde en acil görev, en geniş demokrasi cephesini kurmaktır” dedi. Titiz, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın hala tecrit altında tutulduğuna dikkat çekerek, “Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin bir bütün olarak yürüttüğü Barış ve Demokratik Toplum mücadelesini bir arada inşa etmemiz gerekiyor. Bu süreci sadece Kürt halkının boynunda asılı bir görev olarak göremeyiz. Kürt tarafı, üzerine düşen bütün tarihsel sorumlulukları yerine getiriyor. İktidar, kendisini tahkim etmek için en ufak bir motivasyon kaynağını önümüze sunmuyor. O yüzden önce müzakereyi Kürt halkının lehine hep birlikte güçlendireceğiz, sonra mücadeleyi büyüterek hepimizin lehine kazanacağız” diye konuştu.
Tuncer Bakırhan: ‘Ezilenlerin ortak mücadelesi’
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Kürt Özgürlük Hareketi ile Türkiye’deki devrimci sosyalist hareketin ortak mücadelesine vurgu yaparak, “Uzun yıllardır birlikte verilen mücadele çok kıymetlidir. 12–13 yıldır tüm zulümlere ve yönelimlere rağmen birlikte yürümek kolay değil. Dünyada artık değerlerin çöktüğü, güçlü olanın kendi kurallarını dayattığı bir dönemi yaşıyoruz. Ama ezilenlerin ve emekçilerin de bir ortak mücadelesi var. Bu dönemde hiçbir dönem olmadığı kadar ortaklaşmamız ve birlikte mücadele etmemiz gerekiyor. Bütün öncülerimize ve yoldaşlarımıza layık olmak istiyorsak, önümüzdeki görev açıktır: umudu büyütmek, ittifakı büyütmek, eşit ve adil bir düzen kurmaktır. Bunu büyüteceğimize inanıyorum. Ne emperyal saldırganlığın yanındayız ne de yerli ve bölgesel zorbalığın. İkisine de teslim olmayacağız. İran’da ‘jin, jiyan, azadî’ diyenlerin yanındayız. İran’da ne bu emperyal saldırganlık ne de çürümüş rejim kazanacak. İran’da halkların ortak mücadelesi ve direnişi kazanacak” dedi.
‘Mahir ve Mazlum’
Abdullah Öcalan’ın doğum gününü kutlayan Tuncer Bakırhan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Sayın Öcalan, ‘Ben Mahirlerin çizgisi ile başladım, onun çizgisi bana emanettir; ben de sizlere emanet ediyorum’ demişti. Bu, Kürt Özgürlük Hareketi ile Türkiye devrimci hareketi arasındaki bağı en iyi belirleyen açıklamadır. Bizlere de düşen, Mahir ile Mazlum arasında kurulan dayanışma, demokrasi ve özgürlük köprüsünü güçlendirmektir. Türkiye’nin geleceği ne cezaevlerinde ne de mahkemelerde kurulabilir. Türkiye’nin geleceği demokratik müzakere yöntemi ile inşa edilir. Bütün siyasi partilere Gelin birlikte mücadele edelim çağrısı yapıyorum.
Erken seçim
Cumhuriyet Halk Partisi’nin erken seçim çağrısına ilişkin partimizin tutumunu da kamuoyu ile paylaşmak istiyorum. Erken seçim talebi, bütün partilerin en doğal hakkıdır. CHP’nin neden erken seçim çağrısı yaptığına değil, CHP’nin maruz kaldığı baskı politikalarına karşı çıkmamız gerekiyor. Bu talepten rahatsız değiliz; maruz kaldığı baskılar karşısında yapılan bir siyasi hamledir. İktidarın da adım atması gerekir. İlk atması gereken, Türkiye’de seçime en hazır parti herhalde biziz. Türkiye halkları seçim istiyorsa, bu seçime her zaman hazırız. Yeni seçilecek yönetimle de ortak mücadelemiz daim olsun, birliğimiz güçlensin ve kuvvetlensin.
Ahmet Karagöz: ‘Bu soruna çözüm üretin’
Ardından konuşan Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, emek ve barış mücadelesini birleştirerek yürütmek gerektiğini vurgulayarak, “Bir emek örgütü olarak, savaşa karşı barışı istemek dışında çaremiz yok. Kürtlerin attığı devasa adımların karşısında iktidarın hiçbir adım atmamasını yakından takip ediyoruz. Edî bese. Bu soruna çözüm üretin. Bu soruna çözüm ürettiğiniz zaman emekçilerin sofrası şenlenecek. Faşizme karşı mücadele ancak birlikte kazanılır” diye belirtti.
Yıldız Tar: ‘Göz hizasına bağlı’
KAOS-GL adına konuşan aktivist Yıldız Tar, “Kürt özgürlük mücadelesi, Kürt halkının varlığını ortaya koyarak utançtan onura yükseltti. Aleviler ve LGBTİ+’lar için de durum öyle. Ezilenler ve kurtuluş mücadelesi verenler birbirlerine göz hizasında bağlıdır” dedi.
Ahmet Asena: Asıl süreç sonra
Yeşil Sol Parti (YSP) Eşsözcüsü Ahmet Asena, dünya genelinde yaşanan siyasal ve toplumsal sorunlara dikkat çekerek, “Dünyada olan bitene biz sosyalistlerin, muhaliflerin seyirci kalabilmesi mümkün mü? Dünyada bir direnişi örgütlemek, kendine sosyalist diyen tek bir kişi bile kaldıysa görevidir. Dünyada ve ülkemizde çok güçlü direniş eksenleri var. Bu ülkede bunların en büyüğünün başında Kürt Özgürlük Hareketi geliyor. Bu süreç, önümüze çok farklı sorumluluklar koyuyor. Bu süreç, başarılı ya da başarısız olsun, asıl süreç ondan sonra başlayacak” dedi.
Elif Torun: ‘İktidar geri adımlar attı’
Birleşik Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde iktidarın sessiz kaldığına vurgu yaparak, “İktidar, Kürt özgürlük hareketinin attığı adımlara karşı geri adımlar atmıştır. En son bunu Newroz alanlarında gözaltılar ve işkencelerle gösterdi. Kürt Özgürlük Hareketi, bu süreçte asla yalnız değildir. Bu süreç, Kürt Özgürlük Hareketi’nin 50 yılı aşkın mücadelesi ve Sayın Öcalan’ın olumlu adımları sonucu bu noktaya gelmiştir” diye kaydetti.
Ali Kenanoğlu: Lanet olsun
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü Ali Kenanoğlu, ABD ve İsrail’in İran’a dönük saldırılarıyla başlayan savaşa değinerek, “Her iki tarafa da lanet olsun. Yerimiz ve tavrımız çok nettir. Arap Alevi halkına karşı da soykırım devam ediyor. Bizim ülkemizde iktidar ve basın da bunu yok sayıyor. Tıpkı Şengal’de olduğu gibi, bugün Suriye’deki Arap Alevilerin yanında olduğumuzu bir kez daha yenilemek istiyorum. Sosyalizm hepimiz için bir vicdan meselesidir. Demokrasiden, haktan ve hukuktan yana olan; inkara ve asimilasyona karşı olanların birliğinin devamını temenni ediyorum” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından kongreye gelen dayanışma mesajları okundu. Kongre, yapılan konuşmaların ardından faaliyet ve çalışma raporlarının tartışılmasıyla basına kapalı şekilde devam etti.



