• Ana Sayfa
  • Gündem
  • Gazze gündemli Meclis toplantısı | DEM Parti’den Filistin için 11 öneri

Gazze gündemli Meclis toplantısı | DEM Parti’den Filistin için 11 öneri

Gazze gündemli Meclis olağanüstü oturumunda konuşan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Filistin meselesinin yalnızca bölgesel değil, tüm Ortadoğu’yu etkileyen tarihsel bir düğüm olduğunu söyledi.

Gazze gündemli Meclis toplantısı | DEM Parti’den Filistin için 11 öneri
Gazze gündemli Meclis toplantısı | DEM Parti’den Filistin için 11 öneri
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 29 Ağustos 2025 18:42

İsrail ordusunu Filistin’e yönelik saldırılarının ardından Meclis’te gerçekleştirilen olağanüstü toplantıda konuşan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Gazze’de yaşananların insanlığın ve uluslararası hukukun çöküşü olarak nitelendirdi.

Gülistan Kılıç Koçyiğit DEM Parti olarak Ortadoğu’da yaşananlara karşı 11 öneri hazırladıklarını belirtti.

Filistin meselesinin yalnızca bölgesel değil, tüm Ortadoğu’yu etkileyen tarihsel bir düğüm olduğunu söyleyen Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Kürt sorununu ve bölgedeki birçok çatışmayı daha fazla çıkmaza sürükledi” dedi.

Filistin sorununun dünyanın ve Ortadoğu’nun kanayan yaralarından biri olduğuna işaret eden Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Son 2 yılda bu sorun bambaşka bir boyut kazandı. Gazze’deki çocukların, kadınların, gençlerin, gıdaya ulaşamayan anne ve babaların bir bütün olarak Gazze halkının acısını her birimiz yüreğimizde yaşıyoruz. Filistin sorunu bir sömürgecilik ve hegemonya sorunudur. Hegemonik dayatma, halkların özgür yaşam iradesini tanımama yönündeki politikaların günümüze değil Filistin sorunundan tutalım Kürt sorununa varıncaya kadar birçok sorunu ve Orta Doğu’daki tabloyu daha fazla çıkmaza sürüklediği ortadadır” diye konuştu.

‘Sorunun köklerini Nakba’da aramak gerek’

Filistin sorununun sömürgecilik, emperyalizm ve paylaşım savaşlarının dünyayı kasıp kavurduğu tarihsel bir dönemde ortaya çıktığı vurgusunu yapan Gülistan Kılıç Koçyiğit, “20’nci yüzyılın ikinci çeyreğinden itibaren Filistinlilerin sistematik sürgünü başladı. Nakba sadece fiziksel bir yer değiştirme değildir. Filistinlilerin kimlikleri, sosyal ve siyasal hakları, tarihleri ve gelecekleri ellerinden alındı. Filistinli çocuklar Nakba’dan sonra kurulan kamplarda doğdu. Zorunlu göçü dinleyerek büyüyen, sonuçlarını bizzat yaşayan ve vatan diyebileceği bir yer olmayan kuşakların nasıl bir psikolojiye sahip olacağını tahmin edebilirsiniz. O yüzden savaşın köklerini orada aramak lazım” ifadelerini kullandı.

‘Barışın değeri’

Altı Gün Savaşı’ndan bu yana 60 yıl boyunca savaşın en ağır biçimde sürdüğüne işaret eden Gülistan Kılıç Koçyiğit, “1990’larda Filistin için bir barış umudu belirdi. Taraflar masaya oturdu. Ancak bu umut kısa sürede boşa çıkarıldı. Bu deneyim barış girişimlerinin ne kadar kırılgan ve kıymetli olduğunu onları yani barış sürecini gözümüz gibi korumamız gerektiğini bize bir kez daha hatırlatıyor. Ancak günümüze kadar İsrail, kimi zaman askeri operasyonlarla kimi zaman hukuki oldu-bittiler ile kimi zamanda yasa dışı yerleşimcilerin saldırılarıyla Filistin topraklarını işgal etmeyi sürdürdü” diye belirtti.

‘Şiddet sarmalı’

İsrail’in saldırganlığının 7 Ekim 2023 tarihinden sonra bambaşka bir boyuta taşındığı vurgusunu yapan Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Artık ne uluslararası hukuk ne savaş hukuku ne evrensel hukuk ilkeleri ne de en temel insani değerler işlememektedir. İşleyen tek şey dizginsiz ve sınırsız bir şiddet sarmalıdır. Dünyanın gözü önünde bir halk açlıkla, hastalıkla, bombardımanlarla topluca yok edilmeye çalışılmaktadır. Düşünün ki bugün uygarlığın köklerinden olan bir coğrafyada insanlık açlığa, susuzluğa ve insanlık dışı yöntemlere mahkum edilmiştir. Filistin’de çocuklar, bebekler açlıktan ölüyor. Tüm bunların yanında şimdi de Gazze’nin tamamen boşaltılması gündeme getiriliyor. Yani tam bir ilhak politikası. Böyle bir adım insanlık tarihinin en büyük etnik temizlik girişimi olacaktır” ifadelerini kaydetti.

‘Hamaset ve kınama var’

Filistin’e ve Gazze’ye yönelik saldırıları 21’nci yüzyılın en büyük katliam ve soykırımı olarak değerlendiren Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Buna karşı dünyanın dört bir yanında güçlü itirazlar yükseldi. Kentlerde meydanlar doldu taştı. Protestolar, eylemler gerçekleştirildi. Dünyanın dört bir yanında halklar da, hükümetler de tüm engellemelere ve İsrail devletiyle yaptıkları anlaşmalara rağmen sessiz kalmadılar. Filistin ve Gazze halkı için somut adım attılar. Ama ne yazık ki Türkiye’nin bu süreçte dişe dokunur somut gerçek anlamda bir adımı olduğunu ifade edemeyiz. Ortada sadece bolca hamaset ve kınamalar var. Türkiye’nin bu konuda yaptıklarını yeterli görmüyoruz. Üçüncü ülkeler aracılığıyla askeri ve ticari ilişkilerin sürdürülmesi asla ama asla kabul edilemez. Petrol ve asgari sanayide kullanılan ham madde ticaretinin devam etmesini asla doğru bulmuyor ve kabul etmiyoruz. Filistin için sokağa çıkanlar tehdit edildi. Gençler gözaltına alındı. DEM Parti ve muhalefet partilerinin Filistin için verdiği araştırma önergeleri reddedildi. İsrail’in başkentinde dahi savaş karşıtları özgürce sokaklara çıkabilirken Türkiye’de savaş karşıtları İsrail’in gerçek anlamda boykot edilmesini isteyenlerin karşısına iktidarın TOMA’sı ve kelepçesi çıktı” diye konuştu.

‘Gazze’de yaşananlar bölgedeki krizlerden bağımsız değil’

Türkiye’nin bu süreçte ne yaptığını soran Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Bugün genel olarak Filistin’de özel olarak da Gazze’de yaşananlar İran, Irak ve Suriye’deki krizlerden asla bağımsız değildir. Bunlar bölgesel rekabetin ve küresel güç oyunlarının kesiştiği birbirine bağlı sahnelerdir. Binlerce yıllık tarihi olan Ortadoğu hiçbir dönem yüzyıl önce dayatılan ulus devlet anlayışından zihniyetinden çektiği kadar çekmemiştir. Kapitalist ve emperyalist zorbalık insanlığın bir kez daha doğduğu topraklarda açlık ve ölümle sınanmaktadır. Kapitalist modernitenin ulus devletçi egemenlik formu bölgenin kültürel, ekonomik, toplumsal ve siyasal kaynakları üzerinden yüzyıldır bu topraklara acı kan ve gözyaşından başka bir şey getirmemiştir. Ortadoğu’nun kaderi yüzyıl sonra şekillenirken katı ulus devletçi zihniyetlerde ısrar edenler yüzyıllık haritaların tekrarı ve emperyal projelerin yenilenmesinde ısrar edenler olarak tarihe geçecektir. Dolayısıyla bugün Gazze’de çözümü konuşmak sadece uluslararası hukukun değil, aynı zamanda Ortadoğu’nun geleceğinin temel konusudur” dedi.

‘Sorunlar barışçıl yöntemlerle çözülür’

Gülistan Kılıç Koçyiğit Ortadoğu’da yaşanan tüm sorunlarda olduğu gibi Filistin sorununun da çatışmalarla değil barışçıl yöntemlerle çözüleceğini belirtti. Diyalogla ve müzakereyle halkların özgür yaşam iradesine saygıyla çözümün kaçınılmaz olduğunu belirten Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Demokratik bir Ortadoğu’yu mümkün kılabiliriz. Halkların birbirinden ayrılmadığı, düşmanlaştırılmadığı herkesin dili, inancı, kültürüyle bir arada özgürce yaşayabildiği bir istikrar, güven ve huzur ortamı yaratmak mümkündür” dedi.

11 çözüm önerisi

DEM Parti olarak Ortadoğu’da yaşananlara karşı 11 öneri hazırladıklarını belirten Gülistan Kılış Koçyiğit, önerileri şu şekilde sıraladı:

* Gazze’de ve Batı Şeria’da derhal bir ateşkes anlaşması imzalanmalıdır.

* İsrail Devleti’nin sivillere yönelik saldırıları derhal durdurulmalı, taraflar ateşkese sadık kalmalıdır.

* Uluslararası toplum, ateşkesin kalıcılığı için garantörlük üstlenmelidir.

* Kalıcı bir barış anlaşması için BM himayesinde yapılacak uluslararası bir konferansın hazırlıkları derhal başlatılmalıdır.

* Uluslararası kamuoyu, Gazze konusunda kutuplaştırıcı üslup kullanmak yerine diyalog ve uzlaşının yolunu açmalıdır.

* Hamas’ın elindeki rehineler ailelerine kavuşmalı, İsrail zindanlarındaki Filistinli tutsaklar serbest bırakılmalıdır.

* İsrail Devleti’nin Filistin halkını yok sayan dayatmacı politikaları karşısında, kalıcı bir çözüm için Filistin halkının meşru ve demokratik talepleri tanınmalı, kapsamlı bir barışın adımları kararlılıkla atılmalı ve desteklenmelidir.

* Filistinlilerin öz yönetim ve topraklarına dönüş hakkı derhal sağlanmalıdır.

* Türkiye, Filistin meselesinin çözümü için daha fazla inisiyatif almalı; hamasetten uzak, gerçekçi ve kalıcı çözümden yana bir yaklaşım sergilemelidir.

* Ankara, enerjisini bu sorunun çözümüne yönlendirmeli; İsrail Devleti’nin her türlü askeri saldırganlığını besleyecek askeri ve ticari faaliyetleri derhal sonlandırmalıdır.

* Türkiye Büyük Millet Meclisi, Filistin sorununda barışçıl çözüme dönülmesi için üzerine düşen rolü oynamalı, Filistin halkıyla dayanışmasını güçlendirmelidir.”