Baro başkanı, demokrasi ve insan hakları savunucusuydu, Ceza Hukuku ve İnsan Hakları alanında yetkin bir isim olan Tahir Elçi, Türkiye Barolar Birliği (TBB) İnsan Hakları Merkezi Bilim Danışma Kurulu üyesi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Kurucular Kurulu üyesiydi. Birçok sivil toplum örgütünün kuruluş ve çalışmalarında yer alan Tahir Elçi, 90’lı yıllardaki yargısız infaz, faili meçhul cinayetler, köy yakma davalarında mağdur avukatlığı yaparken, Diyarbakır ve bölgedeki hak ihlalleriyle ilgili de çalışmalarını sürdürüyordu.
İnsani duruş ve değerleriyle çevresinde haklı bir sevgi ve saygı halesi oluşturmuştu. Önce medyanın nefret söylemine, yargısız infazına maruz kaldı. Baskılardan, hedef haline getirilmekten, tehditlerden korkmadı. Doğru bildiği yolda yürümekten geri durmadı. Görevini eksiksiz yerine getirdi ve vuruldu. “Savaş istemiyoruz. Çatışma istemiyoruz. Operasyon istemiyoruz.” derken, barış çağrıları yaparken vurdular onu. “Artık savaşlar, katliamlar olmasın.” derken vurularak katledildi.
Bir barış ‘Elçi’siydi. Ömrü mazlumların haklarını aramakla geçti. Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın kurucularındandı. İnsan Hakları Derneği üyesiydi. 90’lardaki faili meçhul ve köy yakma davalarından Roboski kıyımı dahil birçok davada halkın savunucusu oldu.
***
Ömrünü “faili meçhul”lerin, katili bulunamamış davalara adamış olan biri olarak bugün aynı konuma düşürülmüş bir dava olarak devam ediyor. Avukat arkadaşlarının da belirttiği gibi: Üzerinden bir geçmiş olmasına rağmen, Tahir Elçi’nin katline ilişkin soruşturma dosyasında, uğruna yaşamını yitirdiği hakikat ve adalet adına hiçbir mesafe katedilmemiş, bir tek delil ve şüpheliye ulaşılmamış ve dosya sürüncemede bırakılmıştır. Bugüne kadar baroların ve meslektaşlarının faillerin ortaya çıkarılması konusunda gösterdiği olağanüstü çabalar, soruşturma makamlarının ilgisizlik ve kayıtsızlık duvarlarına çarpmış, toplumda giderek azalan adalet inancı bu tutum karşısında hepten tükenmiştir.
Tahir Elçi, vurulmadan önce Sur’un önceki çatışmalarda zarar gören tarihi dört ayaklı minarenin önünde yaptığı çağrıda; “…Biz buradan çağrı yapmak istiyoruz. Biz bu tarihi bölgede birçok medeniyete beşiklik etmiş, ev sahipliği yapmış bu kadim bölgede insanlığın bu ortak mekânında silah, çatışma, operasyon istemiyoruz. Savaşlar, çatışmalar, silahlar, operasyonlar bu alandan uzak olsun.” demişti. Bu çağrı günümüz için de aciliyetini korumakta devam ediyor ne yazık ki.
***
Elçi’nin yaşamı ve mücadelesi; insan hakları, hukuk devleti ilkesi ve barış arayışının yılmaz bir savunucusu olmaya adanmıştı. Faili meçhul cinayetler ve geçmiş dönem hak ihlalleri başta olmak üzere, adalet talebini yüksek sesle dile getirirken, özellikle Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yollarla çözülmesine olan inancını her fırsatta vurguladı.
Elçi’nin anılması, sadece bir rahmet dileği olmanın ötesinde, onun bıraktığı mirasın ve savunduğu değerlerin hatırlanması anlamına gelmektedir. Meslektaşları, ailesi ve sevenleri, her yıl onu katledildiği yerde anarken, temel bir talebi olan adaleti de ısrarla yinelemektedirler.
Onun anısı, hukukçulara ve tüm hak savunucularına, adaletin sadece bir temenni değil, mücadele edilmesi gereken bir hak olduğunu hatırlatmaktadır.
Anısına saygıyla.




