KDP Genel Başkanı Mesud Barzani 4’üncü Uluslararası Melayê Cizîrî Sempozyumu’na katılmak üzere Şırnak’ın Cizre ilçesine geldi.
4’üncü Uluslararası Melaye Ciziri Sempozyumu dün yapılan açılış töreniyle başladı.
Barzanî, Şırnak Üniversitesi tarafından düzenlenen 4’üncü Uluslararası Melayê Cizîrî Sempozyumu’na katılmak için sabah saatlerinde Cizre’ye ulaştı.
Barzanî’yi Habur Sınır Kapısı’nda Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, Şırnak Milletvekilleri Newroz Uysal Aslan, Mehmet Zeki İrmez ile çok sayıda kişi katıldı.
Barzanî otele girerken, karşılamaya gelenler ile güvenlik arasında kısa süreli arbede yaşandı. Arbedenin İçişleri Bakanı Yardımcısı Münir Karaloğlu’nun korumaları ile Barzanî’nin güvenliğini alanlar arasında yaşandığı öğrenildi.
Bakan yardımcısını tanımayan Barzanî güvenliği, Karaloğlu’nu girişte Barzanî’ye yaklaştırmaması üzerine arbede yaşandı.
Öcalan ve Erdoğan’a teşekkür
Sempozyumda konuşan Barzanî “Her zaman Meleyê Cizîrî’nin bizim için önemi büyük oldu. Onun yaşamını okuduk ve araştırdık. 70 yıllık ömrünü bilim yolunda yaşadı. O üst düzey bir mertebedeydi. Bizim için önemi başka” dedi. Meleyê Cizîrî’nin eserleri ile ilgili bilgi veren Barzanî, Meleyî Cizîr’den alıntılar yaparak başka kimsenin bu sözleri yazamayacağını kaydetti.
Mesud Barzani yaptığı konuşmada Barış ve Demokratik Toplum Süreci nedeniyle Abdullah Öcalan’a ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etti. Barzani şu ifadeleri kulandı:
“Çok mutluyuz ki bu süreç başladı. Bu sefer sürecin daha ciddi başladığını görüyoruz. Çünkü millet, Meclis ve tüm taraflar devleti (süreç konusunda) destekliyor. Burada Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Meclis’e ve yurttaşlara teşekkür ederim ki en hayırlı kapı olan barış kapısını açtılar. Aynı zamanda Sayın Öcalan’a teşekkür ederim, olumlu adımlar attığı için. Biz de bütün gücümüzle sürecin arkasındayız, elimizden geleni yapmaya hazırız.”
Mesud Barzani’nin konuşması şöyle:
“Bu coşkulu karşılama için çok teşekkür ederim.
Bugün benim için çok güzel bir gün. Bizim için bir kutup yıldızı olan Melayê Cizîrî adına düzenlenen sempozyuma katılmak büyük bir onur.
Sayın İçişleri Bakanı’na, Şırnak Valisi’ne, Şırnak’taki tüm devlet kurum ve kuruluşlarına teşekkür ediyorum.
Sayın milletvekillerine, bölge halkına teşekkürler; bu sıcak karşılama için hepinize teşekkür ediyorum.
Melayê Cizîrî, hiçbir zaman batmayan parlak bir yıldızdır.
Hak yolunun aşıklarının kervanbaşıdır.
Cizîrî’nin şiirleri hiçbir zaman eskimez.
İnsan her defasında onların yeni söylendiğini, taze sunulduğunu zanneder.
Cizîrî’nin şiirlerinin içine ne kadar derinden girerseniz, Cizîrî’ye o kadar yakınlaşır ve ona o kadar hayran kalırsınız.
Barzan Tekkesi’nde, Mevlana Şeyh Ahmed Barzani’nin huzurunda daima Cizîrî’nin şiirleri okunurdu.
Ve aralarında nasıl ruhani bir yakınlık olduğunu anladık.
Çünkü hak ve hakikat yolu birdir; nitekim Cizîrî’nin de buyurduğu gibi:
‘Di esil da hemî av e, çi av û çi cemed.’
Ulağtığımız araştırmalara göre, Cizîrî’nin 1570 yılında dünyaya geldiği ve 1640 yılında Hakk’ın rahmetine kavuştuğu anlaşılmaktadır.
Yani yetmiş yıl yaşadı.
Ama çok hayır ve bereket dolu yetmiş yıl.
Çok marifet ve ilim dolu yetmiş yıl.
Cizîrî’nin şiirlerinde, onun Kürtçe, Türkçe, Arapça ve Farsça dillerine çok hakim ve usta olduğu bellidir.
İlim ve irfan için çok gezdiği de bellidir; bize ulaşan bilgilere göre Amêdiye’ye kadar da ziyaret etmiştir.
Bütün bu alimlerin, uzmanların, araştırmacıların ve akademisyenlerin huzurunda, benim Cizîrî’nin teferruatına girmem zordur, çünkü sizler daha iyi bilirsiniz.
Fakat, kendi mütevazı görüşümle, Melayê Cizîrî hakkında birkaç hususu belirtmek isterim.
Tasavvuf alanında Cizîrî çok ama çok yüksek bir makamda olmuştur.
Fenafillah mertebesine ulaşmıştı.
Allah’ın birliğini bizlere açık bir dille anlatmış ve şöyle buyurmuştur:
‘Wehdetê mutleq mela nûr e di qelban jela.
Zûra divê meselê, ehlê dilan şubhe ma.’
Melayê Cizîrî’nin azameti şu birkaç beyitte ortaya çıkıyor:
‘Sirrê wehdet j’ezel, girtiye heta bi ebed.
Wahidek ferde bi zatî xu bibînin çi eded.
Yek e derya tu bizan, qend û çi mewc û çi hubab.
Di esil da hemî av e, çi av û çi cemed.’
Çok büyük bir manadır.
Sadece Melayê Cizîrî bu tabiri yapabilirdi; bir daha tekrar edeceğine, birisinin bu tabiri söyleyebileceğine inanmıyorum.
Felsefe alanında, felsefe meydanının süvarisi olmuştur.
İki dizeyle, insanlığın hayatını en iyi şekilde tabir ederek şöyle der:
‘Bê ne û mahê new û destê qezayê hey hey.
Ne li zer’ê felekê, belkî li umrê me ye das.”
Melayê Cizîrî’den başka kim bu tabiri kullanabilir?
“Melayê Cizîrî hakkında ne kadar söylesek azdır’
Realizm -gerçekçilik- alanında, Mela’nın ne kadar gerçekçi ve bilge olduğu yine bu birkaç beyitte bizim için ortaya çıkıyor:
‘Kes bi dadê me nepirsît, gile û dad çi ket.
Te nebît daderesek, bêhûde feryad çi ket.
Her giluseng dibit zêr, bi tedbîra hekîm.
Qabiliyet ku nebît, hîkmetê ustad çi ket.
Kan bi gewher çi biket, gewher eger pak nebît.
Tu besîret te nebît, sîretê ejdad çi ket.’
Yine, bu bize Mela’nın ne kadar bilge ve ne kadar büyük olduğunu gösteriyor.
Melayê Cizîrî hakkında ne kadar söylesek azdır.
Onu vasfedemeyiz, hakkını veremeyiz.
Fakat Şırnak Üniversitesi’nin bu kongreyi yıllık bir gelenek olarak başlatması takdire şayandır.
Bu takdire şayan bir durumdur ve kendilerini tebrik ediyoruz.
Ve tarih burada bir kez daha yazılmıştır, çünkü Allah Teala’nın Kuran’da da buyurduğu gibi: Westewet ‘elel Cûdîyyî (Gemi) Cudi’ye oturdu.
Nuh’un Gemisi buraya indi.
Bu, sizin için ve hepimiz için büyük bir onur kaynağıdır.
Son olarak bölgede büyük bir değişime değinmek istiyorum: barış sürecine. Bu süreç başladığı için çok mutlu olduk
Gördüğünüz gibi bu sefer süreç çok daha düzenli başladı, çünkü halk, meclis ve partiler devleti destekliyor.
Barışa kapı açtıkları için buradan Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Türkiye devletine, Türkiye Parlamentosu’na, Türkiye halkına teşekkürü borç biliyorum.
Aynı zamanda Sayın Öcalan’a attığı olumlu adımlar için teşekkür ediyorum.
Buradan şunu açıkça ilan ederim ki biz de bütün gücümüzle bu süreci destekliyoruz, bizden ne istenirse ve elimizden ne gelirse yapmaya hazırız.
Ve inşallah süreç çok iyi bir sonuca ulaşır; hepimiz için hayır ve esenlik getirir.”
Sempozyum bugün sona erecek
Konuşmanın ardından program kasidelerin okunması ile devam etti.
Barzanî dinletiden sonra Medreseya Sor ve Mem û Zîn türbesini ziyaret etti.
17 oturumdan oluşan sempozyum, akşam saatlerinde son bulacak.
Melayê Cizîrî kimdir?
Melayê Cizîrî Kürt edebiyatının tanınmış büyük şairlerinin başında yer alır. Miladî 1567-1641 yılları arasında yaşamıştır. Tasavvufî içerikli divanıyla adını Kürt tasavvuf edebiyatı tarihine altın harflerle yazdırmayı başarmıştır.
Asıl adı Ahmed b. Muhammed el-Boti (Bohtî) el-Cizîrî olup, daha çok Melayê Cizîrî mahlasıyla tanınmaktadır.
Eğitimini dönemin önemli ilim merkezlerinden olan Diyarbakır, Hakkâri ve İmadiye’deki medreselerde tamamlamış, ardından Cizre’deki Kırmızı Medrese’de (Medreseya Sor) müderrislik yapmıştır.
Çeşitli bilim dallarında derin bir bilgiye sahip olan Cizîrî, özellikle tasavvuf ve şiir alanında özgün eserler vermiştir.




