• Ana Sayfa
  • Gündem
  • İmralı ziyareti sonrası ilk komisyon toplantısı: Görüşme tutanaklarının özeti okundu

İmralı ziyareti sonrası ilk komisyon toplantısı: Görüşme tutanaklarının özeti okundu

Meclis komisyonu, İmralı ziyareti ve yapılacak yasal düzenlemelere dair parti önerilerini dinleyerek raporlama sürecine geçti. Sürecin hassasiyeti vurgulanırken basına “magazinleştirmeme” konusunda uyarıldı. Görüşme tutanaklarının özet halinin okunacağını belirten Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’a tepki gösteren üyeler, tutanakların ham halinin açıklanmaması durumunda güvenin kırılacağını söyledi.

İmralı ziyareti sonrası ilk komisyon toplantısı: Görüşme tutanaklarının özeti okundu
İmralı ziyareti sonrası ilk komisyon toplantısı: Görüşme tutanaklarının özeti okundu
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 4 Aralık 2025 14:09
  • Güncellenme: 4 Aralık 2025 21:09

Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Meclis’te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşme ve yasal düzenlemelere dair siyasi partilerin önerilerini almak üzere toplandı.

Tüm konuşmaların bitmesinin ardından söz alan Numan Kurtulmuş, “İmralı ziyareti meselenin esasıymış gibi yaklaşmamak lazım, önemlidir, komisyon risk aldı, burada görüşme gerçekleşti ve sonuçları var” dedi.

Ardından Meclis Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Bozkurt, İmralı tutanaklarının özetini okudu.

Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmenin toplantıda okunan özeti şöyle:

“Görüşmede Öcalan, öncelikle 100 yıllık Türk-Kürt ilişki sistematiğine MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sözleriyle büyük katkı sağladığını, Cumhuriyet tarihinde ender görülen bir cesaret gösterdiğini, kendisine şükran duyduğunu ifade etmiş, süreçte gösterdiği cesaret için Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a şükran ve teşekkürlerini ifade etmiştir.”

Öcalan sözünün arkasında olduğunu söyledi

“Abdullah Öcalan, sürecin başından beri verdiği sözlerinin arkasında olduğunu, koşullar el verirse teorik ve pratik imkanının bunu gerçekleştirmeye müsait olduğunu ifade etmiştir. Uzun bir şekilde tarihsel arka planı aktarmış ve Ziya Gökalp’e referans vererek Türk – Kürt kardeşliğini önemine vurgu yapmıştır.”

PKK’nin tüm bileşenlerinin örgütsel varlıklarının dağıtılması

Abdullah Öcalan, silahlı yöntemden ayrıldığını, siyasi yöntemi benimsediğini, 27 Şubat çağrısı çerçevesinde bütün yapıların, PKK’nın tüm bileşenlerinin, örgütsel varlıklarının dağıtılmasının ve silahların bırakılmasının ilanının toplum tarafından iyi karşılandığını, halkın bu gelişmeyi takip ettiğini, kendisinin Suriye ve Irak’ta da etkili olduğunu ifade etmiştir.

Bu noktada Feti Yıldız Abdullah Öcalan’ın mahkum olduğu davada şehit ailelerinin avukatı olarak kendisinin bulunduğunu hatırlatması üzerine Öcalan, “Ben Devlet Bey’in el sıkmasıyla başlayan süreç içinde verdiğim sözlerin arkasındayım” demiştir.

‘Her asker kaybı trajedi’

“Hüseyin Yayman ise buraya şehit ailelerinin hassasiyetiyle geldiğini söylemesi üzerine Abdullah Öcalan, her asker kaybının kendisi için trajedi olduğunu, asla sevinmediğini, gençlerin böyle ölmemesi gerektiğini söylemiştir. Türkiye’de ve bölgede kesinlikle çözüme ulaşılması gerektiğini söylemiş ve TUSAŞ eylemine üzüldüğünü ifade etmiştir.

Kendisine ‘Lozan ve 1924 öncesi döneme ait dilin kullanılması süreci zehirliyor’ denilmiştir.

Suriye konusunda yeni bir çağrı yapması gerektiği Öcalan’a söylenmiştir

En son Zap bölgesi boşaltılırken örgüt üyelerinin elinde silah olması kamuoyunda infial yaratmış bu konuda yapılan çağrıya PKK’nın tam uymadığı görülüyor” denilmiş, SDG’nin 10 Mart mutabakatına uyması gerektiğinin elzem olduğu, Suriye konusunda yeni bir çağrı yapması gerektiği Öcalan’a söylenmiştir.”

‘PKK sadece elindeki silahları değil, zihinsel olarak da silahları bırakmalı’

“Bu devletin hepimizin devleti olduğu, ‘silahı bırakın’ derken PKK’nın bütün bileşenlerini kapsadığı, PKK’nın Irak’tan çektiği güçleri Suriye’ye gönderdiği yönünde gözlemler olduğu, bu durumun daha önceki açıklamalarla çelişki yarattığı kendisine söylenmesi üzerine Öcalan, “PKK’nın sadece elindeki silahları değil zihinsel olarak da silahları bırakması gerektiğini ifade etmiştir.”

Feti Yıldız: Bir yılda hiç şehit verilmedi

“Feti Yıldız, şehit haberleri geldiği dönemde bile kimsenin Kürt komşusunun camını kırmadığını, bu kadar acıya rağmen Kürt- Türk düşmanlığının asla oluşmadığını belirtmiştir.”

Suriye’de ‘asayiş gücü’ açıklaması 

Habertürk’ün paylaştığı görüşme tutanaklarına göre ise Suriye başlığına ilişkin Öcalan’ın, SDG’nin 10 Mart mutabakatındaki 8 maddeyi esas aldıklarını, Suriye’de “üniter yapı ve yerel demokrasiyi” benimsediğini söylediği; “yerel savunma gücü yok, asayiş kapsamında güçler polis gibi” ifadesini kullandığı aktarıldı.

Haberde “Ferhat Abdi Şahin’i tanıyor musunuz, talimatınızı dinler mi?” sorusuna Öcalan’ın “kendisine yakın biri olduğunu ve kendisine bağlı olduğunu” söylediği tutanağa geçtiği belirtildi.

DEM Parti: Tutanakların tamamı okunmalı 

DEM Partili Meral Danış Beştaş, İmralı görüşmesine ilişkin özet paylaşım yapılmasının doğru olmayacağını, tutanakların tamamının paylaşılması gerektiği yönündeki görüşünü belirtti.

Süreç içinde atılan adımları hatırlatan Beştaş, “Çok geniş bir dinleme faaliyet yaptık ancak sürecin birincil muhatabı, temel siyasi aktörünün görüşlerinin paylaşılmaması komisyonun kuruluş amacıyla bağdaşmıyor” diye konuştu.

Görüşmenin tutanaklarının kamuoyuna yansıtılması ve tüm üye milletvekilleriyle paylaşılması gerektiğini kaydeden Beştaş, “Öcalan’In görüşlerini kamuoyunun bilmemesi süreci sakatlar, çalışmaları eksik kılar” dedi.

Dünyadaki benzer süreçlerde devletlerin karşılarındaki örgütlerin liderlerini muhatap aldığını ve bu liderlerle masaya oturduklarını örnekleriyle anlatan Beştaş, “Bir barış sürecinin aktörleri kimse o aktör dinlenmeden barış tesis edilemiyor” dedi.

Bu konuda çekinik davranılmasının kimseye kazandırmayacağını belirten Beştaş, “Tutanağın okunması ve tüm komisyon üyelerinin buna vakıf olmasını talep ediyoruz” dedi.

Kurtulmuş: Görüşmeyi MİT organize etti

Beştaş’ın ardından söz alan Kurtulmuş, İmralı ziyaretine ilişkin teknik bazı bilgiler verdi. Kurtulmuş, İmralı ziyaretine ilişkin; “TBMM’den herhangi bir stenograf görüşmede yer almadı. Ziyaret tamamıyla MİT tarafından organize edildi. Görüşme de MİT koordinatörlüğünde yapıldı” dedi.

İmralı’ya giden üç kişinin görüşmeye dair aktarım yapacağını ve görüşmeye dair bir özetin okunacağını belirten Kurtulmuş, “İmralı’daki görüşmelerde bizzat bulunan üç arkadaş burada, bu salonda. Bu arkadaşlarımızın anlatımlarıyla  tüm genel siyasi konular burada paylaşılacak. Orada gündeme gelip de niye burada konuşulmadı denileni bir tane siyasi konu olmayacak” diye konuştu.

Kurtulmuş, “Saklanacak, gidecek hiçbir şey yoktur, İmralı’da konuşulan hiçbir siyasi konu gündem dışı bırakılmayacaktır” dedi.

CHP: Ham tutanaklar gelmeli, süzgeçten geçirilmesi doğru olmaz

CHP’li Murat Emir ise özetin, özetleyen kişinin algısıyla oluşacağını ve bunun doğru olmayacağını ifade etti. Emir, “Mutlaka ham tutanak gelmelidir. Bu parlamenter bir çalışma olmuştur. Meclis’ten bir heyet gitmiştir. Her üyenin bilmesi hem hakkıdır hem gereklidir. Tutanakların süzgeçten geçirilmesi doğru olmaz. Gereksiz yere kaygıları büyütür” dedi.


Toplantı, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un toplantı öncesi siyasi partilerin koordinatörleri ile görüşmesi nedeniyle gecikmeli başladı.

Toplantının açılış konuşmasını yapan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, ”Bu mesele bir partinin ya da birkaç partinin meselesi değildir. Bu mesele bütün Türkiye’nin, 86 milyonun meselesidir” diyerek şunu ekledi:

”Bunun için elimizi şimdiye kadar olduğu gibi taşın altına koymaya devam edeceğiz ve olumlu sonuç almak için de sabırla bu süreçleri, müzakere süreçlerini tamamlamış olacağız.” 

‘Komisyon tarihi sorumluluklarını yükleniyor’

Sürecinin yalnızca komisyon çalışmalarından ibaret olmadığını belirten Kurtulmuş, sürecin ayrıca devletin ilgili kurumlarının sahadaki temaslarıyla bugüne kadar yürütüldüğünü de belirterek, şunları söyledi:

“Bu meselenin bir kısmı aynı şekilde bir devlet politikası olarak sürdürülen bu süreç devletin bütün ilgili kurumları ile sahada ve bir şekilde örgüt ile yapılan temaslar ile bugüne kadar getirildi. Bu sürecin bir al ver ve bir pazarlık süreci olmadığını, örgütün kendisini feshetme kararı ortaya koyduktan ve silahları teslim etme sürecine, sembolik bir tören ile başladıktan sonra bu süreç hızlanmış ve siyaset de üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmek için Meclis’te bulunan partilerimizden 11’inin ittifakı ile bu komisyonu kurmuştur, bugüne kadar getirmiştir.

Bu tarihi süreci komisyon da tarihi sorumluluklarını yüklenerek yerine getiriyor. Bundan sonraki süreçte çok daha dikkatli olmamamız gereken çok hassas bir sürece girdiğimiz aşikardır. Bunu başta kendim olmak üzere hepimize önemli bir uyarı olarak ortaya koymak istiyorum. Süreç bu anlamda şimdiye kadar 134 kişiyi ve kuruluşu dinledi. En son 18’inci toplantımızda toplantıya katılanların 5’te 3 çoğunluğu ile alınan karar gereği komisyonumuzda grubu bulunan partileri temsilen birer temsilcinin adaya gitmesi bir karar alındı. 3 siyasi parti üyesini gönderdi. Ve ziyaret 24 Kasım tarihinde gerçekleştirildi. Bu ziyaretin gerçekleştirilmesi ile birlikte komisyonumuz dinleme faslı nihayete ermiştir.

Raporlama sürecine girildi

Bundan sonraki süreçte raporlama safhasına geçiyoruz. Böylece bu raporun hazırlanması ile birlikte bu tarihi süreç çok önemli bir eşiği daha atlatacak ve üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmiş olacak. Daha evvel burada grubu bulunan partilerden kendi raporlarını hazırlamalarını istedik. Bana şimdiye kadar 5-6 kişinin hazırladığı rapor geldi. Bunların hepsini kaydediyoruz. Dolasıyla bugünkü oturumda önce raporları, önerileri dinleyeceğiz, raporları hazır olanları dinleyeceğiz.

Sürecin ne kadar hassas bir noktaya geldiği görülüyor. Söylenen her bir sözünün normal zamanlarda söylenen sözlerden kat kat daha tesirli olduğu, hiç beklemediğiniz çevrelerde, beklemediğiniz şekilde olumlu ya da olumsuz etki ettiği bir sürece giriyoruz. Eskiler demiş ya, ‘Söz gümüş ise sukut altındır’ burada yüz düşünüp bir konuşma bin düşünüp bir konuşmanın gerektiği günlere giriyoruz. Herkesin öncelikle bu sürecin bundan sonraki en hassas dönemini siyasi pozisyonlarının malzemesi haline getirmemesi lazım. Hepimizin siyasi fikirleri farklı, anlayışları farklı ama herhalde ortak olduğumuz nokta artık bu memlekette silahlar susun. Analar ağlamasın, ocaklar sünmesin. Ve bu milletin geleceği bir şekilde karanlık ellere teslim edilmesin. Onun için özellikle bu siyasi malzeme yapılmaması konusunu her birinizden istiyorum.

Basına uyarı: Magazinleştirilmemesi lazım

Basının üstüne çok fazla sorumluluk düştüğünü vurgulayan Kurtulmuş, şöyle dedi:

“Zaman zaman bu uyarı yaptım ama buna ihtiyaç var. Sürecin aslı, kim ne dedi nereden geldi, nereye gitti… Bunlardan daha önemlisi ortaya hangi somut sonuçlar konuldu? Önemli olan budur. Sürecin magazinleştirilmemesi için de olağanüstü bir gayret sarf etmemiz lazım. Ayrıca dil, üslup ve davranışlarımıza da dikkat etmemiz lazım. Bu mesele bir partinin veya birkaç partinin meselesi değildir. Bu meselesi tüm Türkiye’nin meselesidir, 86 milyonun meselesidir.

Bu mesele hayırla ve başarı ile sonuçlandığında bir ya da birkaç parti kazanmış olmayacak, süreci karşı olan partiler de dahil olmak üzere bütün Türkiye kazanmış olacak. Bunun elimizi şimdiye kadar olduğu gibi taşın altına koymaya devam edeceğiz. Olumlu sonuç almak için de sabırla, bu süreçlerini müzakere süreçlerini tamamlamış olacağız. Sağda solda ya da içerden ya da dışardan bu mesele son noktaya geldi, son günlere yaklaşıyor, bu meseleyi akamete uğratalım diye hesap kitap içinde olanların varlığını biliyoruz. Aklımızın onların aklından daha üstün olması gerekiyor. Farklılarımız birbirimize ifade ederek, yolumuza devam edeceğiz. İnanıyorum ki; bu sefer Türkiye kazanacak. Bu sefer mutlaka kazanacağız.”

Kurtulmuş’un konuşması sonrasında siyasi partilerin yasal düzenlemeler için hazırlanacak rapora dair önerileri alınmaya başlandı.

Bu önerilerin alınması sonrasında ise Abdullah Öcalan ile yapılan ziyaret gündeme gelecek.

AK Parti: Kayyım uygulaması düşmeli

Söz alan AK Parti Trabzon Milletvekili Mustafa Şen “Kayyım uygulamasının düşmesi gerektiği kanaatindeyiz” dedi.

AK Parti raporunda demokratikleşme adımlarının daha da ileri götürülmesine dair öneriler de olduğunu kaydeden Şen, “Seçim kanunu, siyasi partiler kanunu, yerel yönetimler kanunu ve ilgili idari birimler kanunlarının daha da demokratikleştirilmesi gerekmektedir” diye konuştu.

Şen, bu bağlamda “Bir belediyeye kayyım atanmışsa artık o uygulamanın düşmesi gerektiği kanaatimizi paylaşıyoruz” diye kaydetti.

Mustafa Şen 50 sayfalık bir rapor hazırlıklarının olduğunu ve bu raporlarının aynı zamanda, “Siyasi tutum belgesi” niteliğinde olduğuna vurgu yaptı.

Raporlarının 9 ana bölümden oluştuğunu belirten Şen, “130’dan fazla kişi burada dinlendi. Bize ne dediler? Bizim ne yapmamızı istediler? Bu sorun nasıl çözülür? Yani silahsızlanma, silahtan ayrılma… Diyelim ki genel kurul, Türkiye Büyük Millet Meclisi bir konuyla ilgili bir kanun çıkarmak istedi. Ona ilham verecek bazı içerikler de bu metinde var. Yardım ve yataklık yapmıştır, örgüt üyesi değildir, örgütün kendisini feshettiği tescil de edildiyse o suçlama da düşer. Hüküm giymişlerde de bu suçlar düşer. Yardım yataklıktan ya da üyelikten yargılama süreci devam ediyorsa mahkeme düşer. Bunlara 5 yıllık adli takip önermekteyiz” dedi.

CHP’den ‘eşit haklar’ vurgusu

Toplantıda söz alan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir , “Bu komisyon Kürtle Türk’ün, Alevi’yle Sünni’nin, kadınla erkeğin, çocukla yaşlının, gencin, eşit haklara sahip olduğu bir Türkiye’yi var etmeli” dedi.

Murat Emir, 17 sayfalık bir rapor hazırladıklarını ve önümüzdeki günlerde sunacaklarını kaydetti.

‘Toplumsal barışa ihtiyacımız var’

Komisyon çalışmalarında partilerin ortaklaşmalarından yana olduklarını söyleyen Emir, “Demokrasi, hukuk devleti, adalet sorunlarımız var. Toplumsal barışa ihtiyacımız var ve bunlara bütüncül ve cesur bir yaklaşım gerektiği de ortada. Komisyonun öyle bir çevre raporu olmalı ki, hem ülkemizin ihtiyaç duyduğu bu temel sorunlara dokunan, onlara dönük olarak somut önerilerde bulunan ve bu hedefleri gerçekleştirmek üzere de Meclisimize bir görev yükleyen bir rapor olmalı. Bu rapor değerli arkadaşlar bize göre geniş bir rapor olmalı. Meclisimizin, Türkiye’nin en temel sorunlarına nasıl baktığını, nasıl yaklaştığını, nasıl çözeceğini gösterdiği bir perspektif metni, bir yol haritası, bir tarihi bir rapor olmalıdır” dedi.

AYM ve AİHM kararlarının uygulanması talebi

Hazırlanacak raporun tüm partilerin oyunu alacak şekilde olması gerektiğini belirten Emir, “Cumhuriyet Halk Partisi olarak kararlı, samimi ve cesur katkılarımızı vermeye devam edeceğiz. Sizlerle kısaca metnimizin sunduğumuz metnin yani özet metnimizin başlıklarını paylaşıyorum; Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması amacıyla idari ve siyasi engellerin kaldırılması. Toplumsal barışın inşası için anayasada düzenlenen hak ve özgürlüklerin kullanılmasını engelleyen idari ve siyasi uygulamalara son verilmeli” diye belirtti.

‘TMK değişmeli’

Emir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Terörle Mücadele Kanunu’nda hukuki belirlilik ilkesine dayanılması. Yani hukuki belirlilik olmadığı zaman keyfi uygulamalar, günlük uygulamalar, o günkü siyasi rüzgara göre yapılan uygulamalar hepimizin şikayet etmesi gereken bir şey. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunun yeniden düzenlenmesi. Bilindiği gibi bu madde duruma göre siyasi iktidarın birilerini cezalandırmak için kullandığı ama gerçekten halkı kin ve düşmanlığa tahrik edenlerin cezasız kaldığı bir sürece yol açıyor. Halkın haber alma hakkı önündeki engeller kaldırılsın. Anayasa Mahkemesine bizim götürdüğümüz BTK’nın erişim engelleme yetkisi şu anda askıda. Umuyorum ki bu demokratik standartlarımızı örselemeyecek ve en azından yargı kararını bypass yapmayacak bir düzenleme olmalı. Sansür kanunu olarak bilinen 7418 sayılı basın kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanunla getirilen düzenlemelerin yürürlüğe kaldırılması. Basın özgürlüğünün önündeki kurumsal ve yasal engellerin kaldırılması. Örgütlenme özgürlüğündeki kanun ve uygulamadan kaynaklı tüm engellerin kaldırılması, Kürt sorununun çözümü için demokratik siyaset ortamının oluşturulması.

Adalet Bakanlığı’nın açıkça Türkiye’deki somut durumu, cezaevlerindeki somut durumu, durumun kaynağını aldığı yasal çerçeveyi ve bu yasal çerçevenin nasıl değiştirilebileceğini bizimle, komisyonla ve 86 milyon milletimizle paylaşması gerekir. Eğer adım atacaksak, eğer ilerleyeceksek bunun yolu budur. Bakın, biz özellikle diyoruz ki bu bağlamda Kürt sorununun demokratik çözümü kapsamında yapılacak özel ve genel hukuki düzenlemelere ilişkin Cumhuriyet Halk Partisi kendi hazırlıklarını yapmakla beraber Adalet Bakanlığı’nın kendi çalışmalarını en kısa sürede tamamlayarak komisyona ulaştırmasını beklemektedir.”

Kayyım uygulamalarına son verilmesi

“Yerel yönetimlerde kayyım uygulamasına son verilmesi. Elinizi tutan nedir? Kayyım uygulamaları idari bir tasarruftur. Ve bu idari tasarruftan dahi bir milim geri adım atmayan bir siyasi iktidar hala Türkiye’de toplumsal barışı ve eşitliği getirebileceğini iddia etmektedir. Ve bu adımların da inandırıcı olmadığını ve umudu tükettiğini maalesef hepimiz görüyoruz.”

Önder Aksakal: İmralı’daki görüşme tüm çıplaklığıyla burada anlatılmalı

Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı Önder Aksakal, AK Parti, MHP ve DEM Parti heyetinin İmralı ziyareti sonrasında bilgilendirme yapılmamasına tepki göstererek “Aradan on gün geçti, orada neler konuşuldu, neler soruldu, ne cevaplar alındı ya da terörist başının Türk milletine ve etkili makamlara bugüne kadar söylemediği neleri söylediği halihazırda şu anda meçhul. Orada yaşananlar ve gözlemlenenler bugün tüm çıplaklığıyla burada anlatılmalı ve Abdullah Öcalan’la yapılan görüşmenin tutanağı komisyon üyeleriyle paylaşılmalıdır” dedi.

Feti Yıldız: Türkiye Yüzyılı aynı zamanda barış ve kardeşlik yüzyılıdır

Abdullah Öcalan ile İmralı’da yaptıkları görüşmeye dikkat çeken MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, görüşmenin çok olumlu geçtiğini ifade etti.

Feti Yıldız, iç barışın can alıcı nokta olduğunu belirterek, bu hedefin sağlıklı esaslar üzerine kurulması gerektiğini belirtti.

Yıldız, “İçinde bulunduğumuz Türkiye Yüzyılı; aynı zamanda barış, diriliş, huzur ve kardeşlik yüzyılıdır. Hiç kimseyi ayrı görmeden, milletimizin her güzel insanıyla ortak kader, karar ve keder istikametinde ek vücut olmak mutlak sağlanacaktır. Provokasyon peşinde olanların hevesleri kursaklarında kalacak. Bu yüksek seviyeyi heba ve heder etmeye hiç kimsenin hakkı yok. Aksi istikamette tavır tutumları millet ve devlete yönelik karşı direniş olarak yorumlamak kaçınılmaz olacaktır. Komisyonun kurulduğu günden beri daha doğrusu sürecin başladığı günden beri güvenlik güçlerimizden hiçbirinin burnunun dahi kanamaması en büyük kazançtır. Bunun karşılığı kelimelerle tarif edilemez” diye konuştu.

Sürece karşı olanların kandan beslendiğini belirten Yıldız, “En son PKK’nin kurucu önderi Abdullah Öcalan’ı dinledik. Peşin olarak şunu söyleyeyim; bu dinleme çok olumlu geçmiştir. Hiç negatif bir şey yoktur. Bu ülke tüm prangalarından kurtulacaktır. Önce bölgeye sonra da dünyaya hukuki nizam dağıtacaktır. Şimdi 116 sayfalık bir rapor hazırladık. Siyasi ve hukuki değerlendirmeler mevcuttur. Hukuki değerlendirmeler elbette bizim raporlarımızda değil komisyonumuzun hazırlayacağı müşterek raporda kaydedilecektir. Yani yazılmasında, çıkarılmasında, Meclis’e sunulmasında fayda gördüğümüz kanun tekliflerini hep beraber Meclis’e göndereceğiz. Bizim burada teklifimizde biz birkaç gün içinde vereceğiz. Yasalar düzenlemeler için sahadaki durumun yani silah teslim edilmesi, imha edilmesi, örgüt yapısının ve bağlı kuruluşların hangi nam adı altında olursa olsun tamamının dağıtılması gerekiyor. Daha Önümüzde ne kadar engel varsa demokrasimizin önünde, kardeşliğimizin önünde ne kadar engel varsa elbirliğiyle çözelim diyorum” diye konuştu.

Ahmet Şık: Tutanaklar açıklansın

Toplantıda söz alan Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekilli Ahmet Şık, Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmeye dikkati çekerek, sürecin en önemli, en kritik adımlardan bir tanesi olduğunu ve görüşmede tartışılan konuların komisyon ile paylaşılmadan rapor faslına geçilmesinin doğru olamayacağını söyledi.

Şık, “Komisyonun işlevlerinin sadece toplumsal rıza üretmekten ibaret olmadığını kanıtlamak için yol alabilmek adına bu tutanakların şimdi okunması, bizlere dağıtılması, açılmasını talep ediyorum. Bu arada bugünkü söyleşimizden anladığım kadarıyla da kamuya açılmayacak” dedi. Tüm siyasi partilerin siyasi pozisyonunun farklı olduğunu belirten Şık, “Ama oradaki konuşmaları herkes kendi ideolojik ambalajını farklı bağlarına göre yorumlayabilir. Ben farklı yorumlayabilirim. Dolayısıyla biz izlenim dinlemekten ziyade tutanakların hepsini görmek istiyoruz ve aynı zamanda bunun kamu açıklanmasını talep ediyoruz” diye belirtti.

Bayhan’dan tutanak vurgusu

EMEK Partisi (EMEP) Milletvekili İskender Bayhan ise çatışmaların susması gerektiğini aynı zamanda operasyonların da durması gerektiğini belirtti. Barışın tesisi için komisyonun sorumluluk aldığı ve buna katkı sunmaya çalıştıklarını belirten Bayhan, “Buraya gelen bütün saray bürokratları, sivil, askeri ve istihbarat bürokratları bize İmralı’da bu sürecin mimarı olarak Abdullah Öcalan’ın oynadığı rolün önemini anlattılar. Şimdi biz o tutanak ve o bilgileri almadan rapor tartışmasını gerçekten çok anlamlı bulmuyoruz” diye konuştu.

Bayhan, parti olarak 25 sayfalık bir rapor hazırladıklarını, raporu ziyarete dair bilgilendirme sonrası teslim etmenin daha doğru olacağını belirtti.

Bir sonraki toplantı önümüzdeki günlerde duyurulacak

TBMM’nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun bir sonraki toplantısı önümüzdeki günlerde duyurulacak.

Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 4 Aralık 2025 Perşembe günü TBMM Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş’un başkanlığında TBMM Tören Salonu’nda toplanmıştır.

Toplantının açılışında, TBMM Başkanımız, Terörsüz Türkiye sürecinde ve komisyon faaliyetlerinde gelinen aşamaya dikkati çekmiş, şimdiye kadar hassasiyetle ve fedakarlıkla yürüttükleri çalışmaların sonuna gelindiğini, artık nihai raporun hazırlanarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna sunulacağını belirtmiştir.

Komisyonda şimdiye kadar; konunun tarafları, bu süreçlerde mağdur olanlar ile farklı toplumsal kesimlerden 134 kişi ve kuruluşun dinlendiğini, 18’inci toplantıda ise 5’te 3 nitelikli çoğunlukla alınan karar doğrultusunda üç siyasi partinin temsilcisi ve komisyon üyesi milletvekillerinin 24 Kasım’da İmralı ziyareti gerçekleştirdiğini ifade eden TBMM Başkanımız Kurtulmuş, komisyondaki dinleme faslını nihayete erdirdiklerini kaydetmiştir.

TBMM Başkanımız, Terörsüz Türkiye’nin gerçekleştirilmesi konusunda müşterek kanaatlerin paylaşıldığı bir raporun da hazırlanması temennisini dile getirmiştir.

Söylenen her bir sözün normalden katbekat tesirli olduğu bir döneme girildiğine işaret eden TBMM Başkanımız Kurtulmuş, kimsenin, sürecin bundan sonraki en hassas dönemini, siyasi pozisyonlarının malzemesi haline getirmemesi gerektiğini vurgulamıştır.

Basına da sorumluluk düştüğünü hatırlatan TBMM Başkanımız Kurtulmuş, ortaya konulan somut sonuçlara odaklanılması, sürecin magazinleştirilmemesi için olağanüstü bir gayret sarf edilmesi çağrısını yapmıştır.

TBMM Başkanımız ayrıca, süreç hayırla ve başarıyla sonuçlandığında bir ya da birkaç parti değil, sürece karşı olan partiler de dahil olmak üzere bütün Türkiye’nin kazanacağını vurgulamıştır.

Komisyonun 19. toplantısının ilk bölümünde, komisyonun bugüne kadar yaptığı çalışmalar ile hazırlanacak nihai komisyon raporuna ilişkin üyelerin değerlendirmeleri yer almıştır.

Toplantının ikinci bölümünde ise 24 Kasım 2025 tarihinde İmralı Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumuna giden komisyon üyesi milletvekillerinin gerçekleştirdiği görüşmeye ilişkin not okunmuş, komisyonun bilgisine sunulmuştur.

Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun bir sonraki toplantısının tarihi ve gündemi bilahare duyurulacaktır.”