Gülistan Doku 6 yıldır bulunamadı

Gülistan Doku’nun kaybolmasının 6’ıncı konuşan kadın hakları aktivisti Nilifer Akdağ, dosyanın kadınların mücadelesiyle ayakta kaldığını söyleyerek, “Gülistan’ın akıbetini sormaktan, ailesinin yanında durmaktan vazgeçmeyeceğiz” dedi.

Gülistan Doku 6 yıldır bulunamadı
Gülistan Doku 6 yıldır bulunamadı
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 5 Ocak 2026 11:53
  • Güncellenme: 5 Ocak 2026 13:56

Dersim’de Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencisi Gülistan Doku (21), 5 Ocak 2020 tarihinde kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamadı.

Aradan geçen 6 yıla rağmen Gülistan Doku’nun akıbeti aydınlatılmazken, başta kadınlar olmak üzere kamuoyunun olayın aydınlatmasını bekliyor.

Zainal Abarakov adli kontrolle serbest bırakıldı

Gülistan Doku ile ilgili Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, kaybolmasından önce son görüştüğü kişi olduğu belirtilen Rusya doğumlu Zainal Abarakov 17 Mart 2022’de Antalya’nın Alanya ilçesinde gözaltına alındı. Şüpheli 24 saat gözaltında kaldı ve Alanya Adliyesi’nde SEGBİS üzerinde sorgusu yapıldı. 4 saatlik sorgunun ardından adli kontrolle serbest bırakılan Zainal Abarakov’a yurt dışı yasağı konuldu.

Zainal Abarakov’un polis babası meslekten ihraç edildi

Doku ailesi, dosyanın şüphelisi Abarakov’un polis babası E.Y. hakkında, Gülistan Doku’nun kişisel bilgilerini “hukuka aykırı olarak ele geçirdiği ve yaydığı” gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.

Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı, E.Y: hakkında, kamu davası açtı. E.Y, “Doku’ya ait kişisel bilgileri sosyal medya hesaplarında paylaştığı” gerekçesiyle meslekten ihraç edildi.

‘Dosya başından beri açık biçimde manipüle edildi’

Gizlilik kararının sürdüğü dosya sürecini başından beri takip eden kadın hakları aktivisti Nilüfer Akdağ, davanın kadınların mücadelesiyle ayakta kaldığını söyledi.

Gülistan Doku’ya ne olduğunu sormaya; sabır, inat ve ısrarlı mücadeleyle devam ettiklerini söyleyen Nilüfer Akdağ, dosyanın bu kadar yıl açık kalabilmesinde kamuoyu baskısının rol aldığına işaret etti. “Birçok kayıp vakası kamuoyu baskısı azalınca ‘bulunamadı, çözülemedi’ denilerek kapatılıyor” diyen Nilüfer Akdağ, Gülistan Doku davasının kadınların kararlılığı, ailenin direnci ve Dersim toplumunun sahiplenmesi sayesinde kapanmadığını söyledi. Bu ısrarın dosyanın ilerlemesi için umudu diri tuttuğunu dile getiren Nilüfer Akdağ, “Umarım artık bu süreç olumlu bir yöne evrilir. Çünkü başından beri dosya açık biçimde manipüle edildi. Gülistan’ın intihar ettiği ön kabulü dosyaya yerleştirildi ve bütün adımlar bu doğrultuda atıldı. Dosya başından itibaren intihar üzerine kurgulanınca muhtemel failler ya da muhtemel suç delilleri üzerinde hiç durulmadı ve başından itibaren bu suç delilleri bir şekilde araştırılmadı. Oysa buna dair hiçbir kanıt yoktu” diye konuştu.

‘Gülistan’ı bulması gerekenler adli mercilerdir’

Bu süreçte hem dosyadaki çok önemli delillerin kaybedildiğini hem de ailenin yıpratıldığını vurgulayan Nilüfer Akdağ, ailenin Ankara ve Dêrsim’de yürüttüğü mücadeleyi hatırlatarak, “Aile doğrudan aslında taleplerini dile getireceği mercilere ulaşmak istediğinde, her zaman bir belirsizlik, bilgisiz bırakılma durumuyla karşı karşıya kaldı ve bu hakkı elinden alındı. Bizler de bu duruma tanık olduk. Bir dosya ve ancak devletin kendi sorumluluğunu üstüne almasıyla çözülür. Bizim oluşturacağımız talepler, baskılar veya mücadeleler bunu sağlayabilir; ama esas araştırması gerekenler, Gülistan’ı bulması gerekenler tabii ki adli mercilerdir” ifadelerini kullandı.

Nilüfer Akdağ, “Biz de bu belirsizlikle mücadele içerisinde kaldık. Bu belirsizlikle yaşamanın getirdiği zorluklarla yaşamak durumunda kaldık. Fail veya failleri yakaladıkların da tam olarak bilebileceğiz. Ama kendi mücadelemizden, yaşam deneyimlerimizden, gözlemlerimizden, bilgilerimizden öğrendiğimiz kadarıyla anlayabildiğimiz şu ki; bu, ancak organize ve örgütlü olarak işlenen bir suç ağının sonucu olabilir. Bu kadar iyi izlenen, iyi takip edilen bir şehirde bir genç kadının bu kadar aleni bir şekilde ortadan kaybedilmesinin başka bir açıklaması olamaz” şeklinde konuştu.

‘Her dava kadınların davasıdır’

Kadınların zarar görmemesi için en yüksek şekilde mücadele edilmesi gerektiğini sözlerine ekleyen Nilüfer Akdağ, “Bir tek Gülistan değil, Gülistan gibi bütün kadınlar için mücadele etmek gerektiğini biliyoruz. Ve Gülistan için verilecek mücadelenin belki de başka kadınların yaşayabileceği muhtemel şiddetlerin de önünde bir engel olabileceğini biliyoruz. Çünkü kazanılan, açığa çıkarılan her dava ve başarıya ulaşan her mücadele; muhtemel faillerin önünde de bir engel, onları da korkutan bir duruma dönüşebiliyor. Her dava, tüm kadınların davasıdır. Gülistan’ın mücadelesi bize bunu öğretti. Bu yıl da aynı kararlılıkla taleplerimizi yükselteceğiz. Daha büyük bir umutla yeniden soracağız. Gülistan’ın akıbetini sormaktan, ailesinin yanında durmaktan vazgeçmeyeceğiz. Umuyorum ki bu yıl, Gülistan’ın akıbetine dair hukuki ilerlemelerin yaşandığı, gerçeğin açığa çıktığı bir süreç olur” diye belirtti.

Gülistan Doku’nun ablası: Dosyada gizlilik var diye konuşamıyoruz

Gülistan Doku’nun kayboluşunun 6’ncı yılında ablası Aygül Doku, ANKA Haber Ajansı’na konuştu.

6 yıl önce, 5 Ocak’ta bir adalet yolculuğuna çıktıklarını belirten Aygül Doku şunları söyledi:

“Çok zor bir adalet yolculuğu bu. Biz bu kente gelir gelmez dönemin Valisi Tuncay Sonel, ‘Kızınız intihar etti’ dedi bize. Bizi bu köprünün başına getirdi. Şu anda savcının dosyasında intihar ibaresi bile yok. Bizi bu köprüye kilitledi; tam altı yıldır buradayız, hala bu köprüdeyiz. Gelinen aşamada Gülistan’ın intihar etmediği zaten kesinleşti. Ki o dönemin savcıları da ilk haftadan itibaren bize ‘Gülistan intihar etmedi’ diyordu. Bizim bu çaresizliğimize artık son verilsin. Bakın, Cumhurbaşkanımızla görüştüğümüz zaman ‘Devletimiz çok büyük, imkanlarımız çok’ dedi. Artık o büyük imkânlar, bizim ricamızdır, devreye girsin. Bakın, bizim elimizde çok bilgi var. Dosyada gizlilik var diye konuşamıyoruz. Bize ulaşan çok kişi var, görgü tanıkları var. Hepsi, Gülistan’ın başına kötü bir olayın geldiğini ve bunun duyulmaması için bunları yaptıklarını söylüyorlar. Kızımız Gülistan’ımızı, sabahları uyandırmaya kıyamadığımız Gülistan’ımızı verin bize. Gülistan’ın başına kötü bir şey getirmişler. Sonra sesini duyurmaması için kardeşime kefeni bile çok görmüşler. Benim kardeşimin ruhu rahat değil. Katiller şunu çok iyi bilsin ki; benim canım yansa da, ailemin canı pahasına da olsa biz kardeşimizi bulacağız. Ve şu anda dışarıda organize bir kötülük var; katil ve katilleri koruyanlar adalet önünde hesap verecek. Yalvarıyorum, ben çaresizim. Kime gideceğimi bilmiyorum. Benim kardeşimin, benim Gülistan’ımın ruhu rahat etmeden ben nasıl evde oturayım? Ben nasıl gidip işime, gücüme bakayım?”