Modern devletin şiddet tekelini sürdürebilmesi, şiddetin “yasal” olması kadar, toplumsal düzeyde asgari bir meşruiyet zemininin varlığına da bağlıdır (Weber, 1978). İran’da 2022 sonrası görünür olan şey, şiddet tekelinin zayıflaması değil, bu tekelin meşruiyet bağının kopmasıdır. Son aylarda başlayan yeni hareketlenmeyi bu yüzden “biriken öfke”nin anlık patlaması olarak değil, devlet toplum ilişkisinin yapısal bir kopuşu olarak okumak daha isabetli bir durum olur.
Bu kopuşun kritik eşiği, Jîna Amînî’nin ölümünün toplumsal hafızada bir kırılma üretmesidir. Kırılma yalnızca “kadın hakları” ekseninde değil, merkezin çevre üzerindeki etnik hiyerarşisini görünür kılan bir eksende de işlemektedir. Jîna’nın Kürt kimliği, olayın Saqqez’den başlayarak ülke sathına yayılmasında “coğrafi ve siyasal bir yön” üretmiş; protestonun dili “Jin, Jiyan, Azadî” sloganıyla çevreden merkeze taşınmıştır. Böylece isyanın başlangıç noktası, rejimin uzun süredir çevre coğrafyalarında uyguladığı istisna rejimini ve şiddetin hiyerarşik dağıtımını da görünür kılmıştır.
Bu makale, 2022 sonrası dönemi dört katmanda okumaktadır: Birinci katman, rejimin ideolojik devlet iddiasından güvenlik karteline dönüşmesidir. İkinci katman, beden rejimi üzerinden işleyen biyopolitik disiplinin kırılması ve gündelik hayatın siyasal bir karşı çıkışa dönüşmesidir (Foucault, 1978; Bayat, 2010; Butler, 1990). Üçüncü katman, ölüm ve korku üzerinden kurulan yönetimin, yaşam talebiyle çatışmasıdır (Mbembe, 2003; Arendt, 1970). Dördüncü katman ise merkez çevre ilişkisinin, isim siyaseti ve mekânsal şiddet hiyerarşisi üzerinden sömürgeci bir form kazanmasıdır.
İdeolojik devletten güvenlik karteline: Yağmanın siyaseti
İran İslam Cumhuriyeti kuruluş döneminde “mustazafların devleti” (ezilenlerin, yoksulların, mazlumların temsilcisi) söylemiyle, devrimci adalet vaadiyle ve teolojik bir meşruiyetle rıza üretmişti. 2020’lerde belirginleşen dönüşüm, bu söylemin toplumsal düzeyde ikna gücünü yitirmesi ve rejimin giderek daha açık biçimde güvenlik aygıtlarıyla eklemlenmiş iktisadi ağlar üzerinden işlemesidir. Bu tür bir dönüşüm, şiddeti “araç” olmaktan çıkarıp rejimin varlık koşulu haline getirir; siyasal alan daraldıkça, ekonomik rant ağları ve güvenlik aygıtları daha merkezi hale gelir.
Bu dönüşümün ampirik bir düğümüne bir örnek, 2023 sonunda açığa çıkan Debş Çay yolsuzluk dosyasıdır. Debş adlı şirketin yıllar boyunca çay ithalatı ve ekipman gerekçesiyle ucuz döviz tahsisatı aldığı, bunun önemli bir kısmının piyasada daha yüksek kurla satıldığı ve kamu kaynaklarının devasa ölçekte transfer edildiği yönündeki bulgular, yolsuzluğun “istisna” değil “yönetim biçimi” olduğunu gösterir (Iran International, 2023; Iran International, 2025). Ancak bu dosya münferit değildir; rejimin “güvenlik karteli” niteliği, sanayi ve kentsel rant alanlarında da kendini ele verir.
Örneğin, 2022’de Meclis raporlarına yansıyan Mobarakeh Çelik Şirketi (Foolad Mobarakeh) skandalı, yaklaşık 3 milyar dolarlık kaybın yalnızca kişisel zenginleşme için değil, aynı zamanda rejimin propaganda aygıtlarını ve sosyal medyadaki trol ordularını finanse etmek için kullanıldığını belgelemiştir (Iran International, 2022). Ekonomik şiddetin doğrudan fiziksel şiddete ve ölüme dönüştüğü nokta ise Abadan’daki Metropol Binası faciasıdır. Güvenlik bürokrasisiyle iltisaklı sermayedarlara sağlanan denetimsizlik imtiyazı, onlarca yurttaşın enkaz altında can vermesine yol açmış; devlet ise felaket sonrası kurtarma çalışmalarından ziyade öfkeyi bastırmak için kente güvenlik gücü yığarak “halkı koruma” vasfını yitirdiğini teyit etmiştir (Center for Human Rights in Iran, 2022). Benzer şekilde, ithalat yasaklarıyla korunan yerli otomobil endüstrisinin ürettiği düşük güvenlikli araçlar, halkı fahiş fiyatlara “hareket eden tabutlara” mahkûm ederek, piyasanın da bir tür şiddet aygıtına dönüştüğünü gösterir (Radio Farda, 2023).
Burada mesele yalnızca şirketlerin suistimali değildir. Devletin denetim, tahsis ve yargı kapasitesi, kamu yararı adına işletilmediğinde, ekonomik şiddet doğrudan rejimin meşruiyet krizinin motoruna dönüşür. Bu yüzden Debş dosyası ve diğerleri, kartelleşmiş devlet formunun somut bir işaretidir: halkın sofrası küçülürken, güvenlik bürokrasisiyle eklemlenmiş elit ağlar zenginleşir.
Bu çerçevede “devlet” toplumsal algıda koruyucu bir aygıt olmaktan çıkar, kaynakları emen ve karşılığında güvenlik değil tehdit üreten yırtıcı bir yapıya dönüşür. Rıza kanalları daraldıkça rejim, toplumsal sorunları siyasetle değil güvenlik ve cezalandırmayla yönetmeye yönelir. Sonuç, rıza üretmeyen ama zor üreten bir düzenin kalıcılaşmasıdır.
Biyopolitik iflas: Bedenin isyanı, gündeliğin siyasallaşması
2022 sonrası İran’da çatışmanın ana cephesi, kamusal alanın beden rejimi üzerinden yeniden düzenlenmesidir. Modern iktidarın nüfusu ve bedeni yönetme biçimleri, İran’da özellikle kadın bedeni üzerinden yoğunlaşmıştır (Foucault, 1978). Ancak 2023’ten itibaren görülen şey, disiplinin mutlaklaşması değil, disiplinin caydırıcılığının kırılmasıdır. Bu kırılma, protestonun yalnızca sloganla değil, gündelik yaşam pratikleriyle yürütülmesiyle derinleşmiştir (Bayat, 2010).
Ekbatan vakası bu dönüşümün güçlü bir göstergesidir. 8 Mart 2023’te Tahran’ın Ekbatan semtinde başörtüsüz dans eden genç kadınların videosu, basit bir eğlence görüntüsü değil, rejimin beden üzerindeki norm koyma iddiasına karşı kamusal bir performanstır. Ardından gelen gözaltı iddiaları ve “itiraf” videoları, devletin bu tür bir gündelik eylemi bile siyasal tehdit olarak kodladığını gösterir (The Times of Israel, 2023). Burada asıl anlamlı olan, rejimin “darbe” düzeyinde bir tehditle “dans” arasındaki farkı kaybetmesidir. Bu kayıp, iktidarın toplumsal meşruiyetle taşınmadığı koşullarda, en küçük jestin bile rejim açısından rejim karşıtı bir işaret haline gelmesinden kaynaklanır.
Bu kırılmayı onarmak için rejimin yöneldiği alan, dijital gözetimdir. Zorunlu örtünmeyi uygulamak üzere kameralar, yüz tanıma, sivil ihbar ağları ve uygulamalarla genişleyen elektronik takip rejimi, fiziksel panoptikonu dijitalleştirme girişimi olarak okunabilir (AP, 2025; The Guardian, 2025). Fakat burada da paradoks açıktır. Gözetim arttıkça itaat otomatikleşmemiş, tersine gözetim “normalleşmiş baskı”ya dönüşerek siyasal kopuşu daha da görünür kılmıştır. Beden rejimi, artık rıza üreten bir düzen değil, her gün yeniden ihlal edilen ve bu ihlallerle siyasal anlam kazanan bir çatışma alanıdır.
Nekropolitika ve Kronopolitika: Ölüm yönetimi ile yaşam talebinin çatışması
Meşruiyet krizinin derinleştiği koşullarda iktidar, yaşam vaat edemediğinde ölüm üzerinden yönetmeye yönelir. Ölümün, idamın, sokak şiddetinin ve korku üretiminin yönetim tekniğine dönüşmesi, iktidarın “kimin yaşayıp kimin öleceğine karar verme” iddiasıyla kurduğu egemenlik alanını genişletir (Mbembe, 2003). Ancak bu genişleme, iktidarı güçlendirmekten çok, iktidarın toplumsal bağlarını daha da koparabilir; çünkü şiddetin artışı, iktidarın kanıtı değil iktidar kaybının semptomu haline gelir (Arendt, 1970).
Toomaj Salehi vakası, bu nekropolitik çerçevenin “ses” üzerinden nasıl işlediğini gösterir. Salehi’nin protestoları destekleyen üretimleri ve kamuya açık konuşmaları nedeniyle defalarca gözaltı, ağır ceza ve ölüm cezası riskine maruz bırakılması, rejimin yalnızca örgütlü siyasete değil, kültürel ifadenin siyasal etkisine de savaş açtığını gösterir (OHCHR, 2024; ABC News, 2024). Burada hedef, bir kişinin cezalandırılmasından çok, “sesin kamusal dolaşımının” kesilmesidir. Sesin bastırılması, iktidarın monoloğunu koruma çabasıdır. Tam da bu yüzden, sesle kurulan dayanışma ağları rejimin korku üretimini boşa düşüren bir karşı dolaşım yaratır.
Toomaj Salehi vakasında merkeze taşınan “sesi bastırma” stratejisi, İran’da Kürtlerin etnik kimliğin kriminalize edilmesiyle daha ağır bir bedene bürünür. Kürt rapçi Saman Yasin (Seydî), protestolar sırasında ürettiği müzikler ve kamusal ifadeleri nedeniyle “Allah’a karşı savaş açmak” (muharebe) suçlamasıyla idama mahkûm edilmiş, bu ceza daha sonra bozulmuş olsa da gözaltında ağır işkence ve sahte infazlara maruz bırakılmıştır (Amnesty International, 2023; Human Rights Watch, 2023). Yasin örneği, rejimin Kürtlerin yaşadığı bölgedeki sanatçıyı yalnızca muhalif bir ses olarak değil, aynı zamanda “bölücü bir beden” olarak kodladığını; sesin bastırılmasının doğrudan bedenin yok edilmesi tehdidiyle iç içe geçtiğini göstermektedir.
Güvenlik karteline dönüşen devletin hedef aldığı bir diğer alan ise kültürel hafızanın taşıyıcısı olan dildir. Sanandaj’da çocuklara Kürtçe eğitim verdiği için “ulusal güvenliğe karşı eylem” suçlamasıyla uzun süre hapsedilen Zara Mohammadi vakası, rejimin sivil bir pedagojik faaliyeti dahi varoluşsal bir tehdit olarak kodladığını ortaya koymaktadır (Front Line Defenders, 2023). Mohammadi’nin mahkeme sürecinde savunmasını Farsça değil Kürtçe yapması, iktidarın tek dilli monoloğuna karşı çevrenin çok dilli ve çok hafızalı bir karşı-özne üretme çabasının simgesel bir ifadesi olarak okunabilir. Burada bastırılmak istenen yalnızca bir dil değil, o dil aracılığıyla aktarılan kolektif hafızadır.
Merkez–çevre ilişkisinin sömürgeci biçimi, en çıplak haliyle sınır hattındaki kolberlerin bedenlerinde izlenebilir. Devletin yapısal ekonomik dışlaması sonucu hayatta kalmak için sırtlarında yük taşıyan bu insanlar, sınır muhafızları tarafından yargısız infazlara maruz bırakılmakta; yaşam ile ölüm arasındaki çizgi doğrudan güvenlik güçlerinin takdirine bırakılmaktadır (Hengaw, 2024; Human Rights Watch, 2021; Amnesty International, 2022). Bu pratik, Mbembe’nin tanımladığı nekropolitikanın, yani “kimin yaşayıp kimin öleceğine karar verme” yetkisinin, Kürtlerin yaşadığı bölgede gündelik ve sıradan bir yönetim tekniğine dönüştüğünü göstermektedir. Burada devlet, şiddet tekelini bir egemenlik hakkı olarak değil, çevre halkı üzerinde bir “avlanma yetkisi” gibi kullanmaktadır.
Armita Geravand’ın 2023 Ekim’inde Tahran metrosunda komaya girmesi ve ardından yaşamını yitirmesi, nekropolitik yönetimin “mekân” üzerinden nasıl işlediğini gösteren bir başka düğümdür. Olayın koşulları tartışmalı kalsa da, devletin süreç boyunca bilgi akışını kontrol etme, cenazeyi ve kamusal yas alanını baskılama girişimleri, 2022’deki Jîna Amini kırılmasının tekrarından duyulan rejimsel paniği açığa vurmuştur (The Guardian, 2023). Burada “metronun” kendisi, beden rejiminin mekânsal uygulama alanına dönüşür. Böylece kamusal mekân, gündelik akışın değil, sürekli denetimin ve potansiyel şiddetin cephesidir.
Bu çatışmanın bir boyutu da zaman rejimleridir. Rejim, devrim ve şehadet hafızası üzerinden geçmişe eklemlenen bir tarihsel zaman kurarken; genç kuşak, dijital eşzamanlılık içinde “şimdi”ye tutunur. Bu nedenle kriz yalnızca siyasal değil, zamansaldır. Rejimin zamanı yavaşlatma, toplumu geçmişin mitolojik döngüsüne bağlama girişimi; gençliğin zaman hızlandıran, yaşamı genişleten pratikleriyle çatışır.
Merkez ve Çevre diyalektiği: Jina’dan Mahsa’ya isim siyaseti ve sömürgeci şiddet
2022 kırılmasının özgül ağırlığı, isyanın kıvılcımının Kürt bir genç kadının ölümüyle çakılmasıdır. Jina’nın Kürt kimliği, olayın yalnızca cinsiyet temelli bir itiraz olmadığını; etnik tanınma, merkez çevre ilişkisi ve devletin çevre coğrafyalarındaki istisna rejimiyle kesiştiğini gösterir. “Mahsa” adı, devletin resmi ve Farsça kayıt düzeninin dayattığı bir isimdir; “Jîna” ise aile ve topluluk tarafından verilen, kamusal alanda bastırılan kimlik işaretidir. İsim, burada yalnızca bir etiket değil, tanınmanın ve görünürlüğün siyasal alanıdır. Bu tür bir bastırma, simgesel şiddetin gündelik işleyiş biçimlerinden biridir (Bourdieu, 1991). Ölümden sonra “Jîna” adının geri dönüşü ise bastırılanın geri dönüşüdür; rejimin “isimsizleştirme” stratejisini boşa düşüren bir görünürleşmedir.
Şiddetin mekânsal hiyerarşisi de bu bölümün çekirdeğidir. 2022 boyunca ve sonrasında şiddet, ülke sathında homojen dağılmamış; Kürt bölgeleri ve Belucistan gibi çevre illerde daha çıplak ve daha ölümcül biçimler almıştır. Zahedan’da 30 Eylül 2022’de yaşanan “Kanlı Cuma”, devletin azınlık bölgelerinde şiddeti nasıl daha rahat tırmandırabildiğini gösteren en ağır örneklerden biridir; güvenlik güçlerinin Cuma namazı sonrası kalabalığa ateş açtığı ve çok sayıda sivilin öldürüldüğü rapor edilmiştir (Amnesty International, 2022; Human Rights Watch, 2022). Bu tür vakalar, çevrenin fiilen “düşman hukuku” mantığıyla yönetildiğini ve istisnanın kalıcılaştırıldığını gösterir (Agamben, 2005).
Mahabad ve Cevanrud’a yönelik 2022 Kasım baskısı, aynı mantığın Kürt kentlerinde nasıl işlediğini ortaya koyar. Mahabad’da güvenlik güçlerinin protestoları bastırırken evlere zarar verdiği ve ölümcül güç kullandığına dair bulgular, şiddetin “kamu düzeni” diliyle değil, “iç düşman sahası” mantığıyla yürütüldüğünü düşündürür (Human Rights Watch, 2022). Cevanrud için hazırlanan ayrıntılı ihlal raporları, şiddetin ölçeğini ve hedef gözetmeyen biçimlerini belgeleyerek istisna rejiminin çevrede kurumsallaştığını göstermektedir (Center for Human Rights in Iran, 2023). Bu tabloda “merkez” ile “çevre” arasındaki fark, sadece idari bir ayrım değil, şiddetin rejimsel dağıtım haritasıdır.
Bu bağlamda “Jin, Jiyan, Azadî”nin Saqqez’den başlayıp Tahran’a taşınması, İran siyasal coğrafyasında istisnai bir ters akış üretmiştir. Tarihsel olarak merkez, çevreyi medenileştirme ve disipline etme iddiasıyla konuşurken; bu ayaklanmada çevre, merkeze muhalefetin dilini ve ritmini taşımış, slogan Farsçaya çevrilerek ülke ölçeğinde dolaşıma girmiştir. Bu dolaşım, etnik fay hatlarının ortadan kalktığı kalıcı bir bütünleşmeden ziyade, kadın bedeni ve özgürlük talebi üzerinden kurulan kırılgan ama güçlü bir “dayanışma anı” üretmiştir. Tam da bu nedenle, Jina’nın Kürt kimliği tesadüfi bir ayrıntı değil, rejimin etnik ve cinsiyetçi tahakkümünün kesişim noktasını açığa çıkaran kurucu bir veridir.
Bu ters akışın siyasal anlamı, yalnızca bir slogan dolaşımıyla sınırlı değildir. Kürt siyasal aktörlerinin mevcut tutumu, çatışmayı dar bir etnik ayrışma ya da rejimin militarizasyonuna simetrik bir silahlı meydan okuma çerçevesine hapsetmekten bilinçli biçimde kaçınmaktadır. Bu tutum, İran devletinin Kürt coğrafyasındaki pratiklerini sömürgeci bir istisna rejimi olarak teşhir ederken, çatışmanın anlamını askeri denge tartışmasının ötesine taşımayı hedefler. “Jin, Jiyan, Azadî” etrafında kurulan ortak dil, bu anlamda, Kürt siyasal öznesinin kendisini yalnızca bastırılan bir kimlik olarak değil, merkeziyetçi ulus-devlet modelinin sınırlarını ifşa eden bir siyasal konum olarak yeniden tarif etme çabasına işaret eder.
Rıza sonrası rejim ve çıplak şiddetin rutini
Ocak 2026 itibarıyla geriye dönüp bakıldığında, 2022 sonrasında İran devlet mimarisinde yaşanan dönüşümün geçici bir kriz yönetimi refleksi olmadığı, rejimin kurumsal işleyişinde kalıcı bir yeniden yapılanmaya işaret ettiği görülmektedir. Bu çalışma, İran İslam Cumhuriyeti’nin ideolojik ve cumhuriyetçi iddialarını taşıyan hibrit yapısından uzaklaşarak, önceliği kendi sürekliliğine indirgenmiş güvenlik merkezli bir yönetime evrildiğini ortaya koymaktadır. Bu evrim, devletin rıza üretme kapasitesinin aşındığını ve meşruiyet açığının zor, gözetim ve ekonomik bağımlılık mekanizmalarıyla yönetildiğini göstermektedir.
Olağanüstü hâl mantığının yönetsel norma dönüşmesi, devleti kamusal yarar üreten bir yapı olmaktan çıkararak dar bir elit ağın güvenlik ve dokunulmazlık ihtiyaçlarına sabitlenmiş bir işleyişe hapsetmiştir. Toplumsal düzlemde ise ortaya çıkan tablo, siyasal itaatin yeniden tesisinden ziyade, baskı koşulları altında üretilen stratejik bir sessizliktir. Devletin görünürlüğü artarken, toplumla kurduğu bağ zayıflamış; iktidar, siyasal özneyle ilişki kurabilen bir yapı olmaktan çok, biyolojik yaşamı yöneten teknik bir zor aygıtına indirgenmiştir.
Merkez–çevre ilişkisinde derinleşen asimetriler, bu yönetim biçiminin en kırılgan boyutunu oluşturmaktadır. İstisna rejiminin çevre coğrafyalarda kurumsallaşması, kısa vadede baskıyı yoğunlaştırsa da, uzun vadede merkeziyetçi devlet anlatısının meşruiyet zeminini aşındırmaktadır. Bu bağlamda İran’daki mevcut durum, ne istikrarlı bir otoriter konsolidasyon ne de ani bir rejim çöküşü olarak tanımlanabilir; daha ziyade meşruiyet üretme kapasitesi zayıflamış bir iktidarın, güvenlik ve istisna rejimleri aracılığıyla süreklilik sağlamaya çalıştığı yapısal bir kilitlenmeye işaret etmektedir.
Rüştü Demirkaya
Uluslararası Mojust Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi
Genevre Üniversitesi Doktora Öğrencisi
Kaynakça
Agamben, G. (2005). State of exception. University of Chicago Press.
Amnesty International. (2022, October 6). Iran: At least 82 Baluchi protesters and bystanders killed in bloody crackdown in Zahedan. https://www.amnesty.org/en/latest/news/2022/10/iran-at-least-82-baluchi-protesters-and-bystanders-killed-in-bloody-crackdown/ (06.01.2026)
Arendt, H. (1970). On violence. Harcourt, Brace & World.
Associated Press. (2025, March 14). UN report warns Iran is stepping up electronic surveillance of women to enforce headscarf laws. https://apnews.com/article/iran-protests-un-report-mahsa-amini-hijab-e6d33c4f45f0181b9bc4669aef196209 (06.01.2026)
Bayat, A. (2010). Life as politics: How ordinary people change the Middle East. Stanford University Press.
Bourdieu, P. (1991). Language and symbolic power. Harvard University Press.
Butler, J. (1990). Gender trouble: Feminism and the subversion of identity. Routledge.
Center for Human Rights in Iran. (2022, May 26). Iran: State Corruption and Incompetence Behind Deadly Building Collapse in Abadan https://iran-hrm.com/2022/05/28/state-corruption-metropol-building-collapse/ (06.01.2026)
Center for Human Rights in Iran. (2023). Massacre in Javanrud: State atrocities against protesters in Iran’s Kurdish regions (Report). https://iranhumanrights.org/wp-content/uploads/Massacre-in-Javanrud-Iran-Violations-Report.pdf (06.01.2026)
Foucault, M. (1978). The history of sexuality, Volume 1: An introduction. Pantheon.
Front Line Defenders. (2022, January 10). Woman human rights defender Zara Mohammadi begins serving five year prison sentence. https://www.frontlinedefenders.org/en/case/zara-mohammadi-begins-serving-five-year-prison-sentence
Human Rights Watch. (2022, November 23). Iran: UN Rights Council should create fact-finding mission. https://www.hrw.org/news/2022/11/23/iran-un-rights-council-should-create-fact-finding-mission (06.01.2026)
Human Rights Watch. (2022, December 22). Iran: “Bloody Friday” crackdown this year’s deadliest. https://www.hrw.org/news/2022/12/22/iran-bloody-friday-crackdown-years-deadliest (06.01.2026)
Hengaw Organization for Human Rights. (2025, December 30). Hengaw special report on widespread human rights violations in Iran, 2025. https://hengaw.net/en/reports-and-statistics-1/2025/12/article-7 (06.01.2026)
Iran International. (2022, August 25). Iran’s $3 Billion Embezzlement Scandal: The Tip of the Iceberg. https://www.iranintl.com/en/202312178719 (06.01.2026)
Iran International. (2023, December 13). Lawmakers demand answers in Iran’s $3.5bn tea scandal. https://www.iranintl.com/en/202312131559 (06.01.2026)
Iran International. (2025, March 3). Iranian ex-ministers sentenced in major trade corruption case. https://www.iranintl.com/en/202503030320 (06.01.2026)
Iran Human Rights Monitor. (2024). 2023 Annual Report: Iran Human Rights Monitor. https://iran-hrm.com/2024/01/01/2023-annual-report-iran-human-rights-monitor-iran-hrm/ (06.01.2026)
Mbembe, A. (2003). Necropolitics. Public Culture, 15(1), 11–40.
OHCHR. (2024, April 25). Iran: UN experts alarmed by death sentence imposed on rapper and songwriter Toomaj Salehi. https://www.ohchr.org/en/press-releases/2024/04/iran-un-experts-alarmed-death-sentence-imposed-rapper-and-songwriter-toomaj (06.01.2026)
Radio Farda. (2023, January 4). High Prices, Low Quality: Iran’s Car Market In Crisis. https://en.radiofarda.com/a/31049251.html (06.01.2026)
The Guardian. (2023, October 30). Iran arrests lawyer at funeral of girl who died after metro incident. https://www.theguardian.com/world/2023/oct/30/iran-arrests-top-rights-lawyer-at-funeral-of-teenage-girl-who-died-after-metro-incident (06.01.2026)
The Guardian. (2025, March 24). Drones, informers and apps: Iran intensifies surveillance on women to enforce hijab law. https://www.theguardian.com/global-development/2025/mar/24/iran-police-women-surveillance-hijab-drones-dress-code-law (06.01.2026)
The Times of Israel. (2023, March 14). Concern grows for Iranian women dancing unveiled in viral “Calm Down” video. https://www.timesofisrael.com/concern-grows-for-iranian-women-dancing-unveiled-in-viral-calm-down-video/ (06.01.2026)
Weber, M. (1978). Economy and society (G. Roth & C. Wittich, Eds.). University of California Press.




