• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Özel: Suriye’de barış herkese lazım, en çok Türkiye’ye lazım

Özel: Suriye’de barış herkese lazım, en çok Türkiye’ye lazım

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Halep’teki gelişmelere ilişkin Türkiye’nin çatışma yerine diplomasi ve müzakereyi öncelemesi gerektiğini vurgulayarak, “Suriye’de barış herkese lazım ama en çok Türkiye’ye lazım; Türkiye Kürtlerine de Suriye Kürtlerine de barış lazım” dedi

Özel: Suriye’de barış herkese lazım, en çok Türkiye’ye lazım
Özel: Suriye’de barış herkese lazım, en çok Türkiye’ye lazım
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 9 Ocak 2026 16:34

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, katıldığı bir TV canlı yayınında Suriye’nin Halep kentinde Kürt mahallelerine yönelik yaşanan saldırılara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Özel, Türkiye’nin çatışma yerine diplomasi ve müzakereyi öncelemesi gerektiğini vurgulayarak, “Suriye’de barış herkese lazım ama en çok Türkiye’ye lazım; Türkiye Kürtlerine de Suriye Kürtlerine de barış lazım” dedi.

Türkiye’nin müzakere ve diplomasi yoluyla inisiyatif alması gerektiğini söyleyen Özel, “Suriye’deki meselede Türkiye’nin müzakereden yana, diplomasiden yana, sorunun çatışmasız, kan akmadan çözülmesinden yana bir tutum alması gerektiğini düşünüyoruz. Suriye’de barış herkese lazım ama en çok Türkiye’ye lazım” ifadelerini kullandı.

Özgür Özel “Bu barış; Suriye’de Kürtlerin, Arapların, Türkmenlerin, Alevilerin, gayrimüslimlerin anayasal güvence altında, birlikte ve huzur içinde yaşayacağı bir toplumsal uzlaşıyla mümkün olabilir” diye belirtti.

Suriye’de “toplumsal uzlaşı” vurgusunda bulunan CHP Genel Başkanı “Suriye’de güvenli, anayasal, kalıcı barışı tesis edilmiş, ordusuyla, iç güvenlik sistemiyle doğru tarif edilmiş bir toplumsal uzlaşıya ihtiyaç var ve orada herkesin huzur içinde olması hem Türkiye’nin huzuru demek hem de büyük bir fırsat demek. O yüzden biz Suriye’de barışın tesis edilmesi, korunması ve bir bütünleşik Suriye devletinin barış içinde, huzur içinde, güven içinde yaşamasının tesisi için Türkiye’nin aldığı inisiyatifin de ilerisinde inisiyatif alması gerektiğini söylüyoruz. Bize bir şey düşüyorsa, bu konuda üzerimize düşen her türlü katkıya, her türlü fedakarlığa da hazır olduğumuzu ifade ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Çözüm sürecinin anketlere etkisi üzerine bir soruya Özel, “İktidara bir yarar ya da zarar getirdiğini gözlemlemiyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi’nin başta bir kaybı vardı. AK Parti’ye geçmişti. AK Parti pozisyonunu netleştirdikten sonra onlar geri gitti” ifadesini kullandı.

Özel, çözüm sürecine ilişkin bir soru üzerine ise şunları kaydetti:

“Rapor yazma aşamasına geldi. Buradan sonrası görülecek. Buraya kadarki kısmı bir şekilde ilerledi. İşin esas kısmı şimdi başladı. Cumhuriyet Halk Partisi komisyon fikrinin sahibi bir parti. Dünyada çatışmalı süreçlerin nasıl çözüldüğü belli. Biz olsak tam öyle yapardık. O süreçler dört evreye bölünüyor. Bu evrelerden bir tanesi müzakere ama ondan önce bir müzakere öncesi süreç var. Ve müzakere süreci ve topluma karşı belli taahhütlerde bulunuyor. Yani toplumdan bir şey gizlenmeyeceğine, şeffaflığa, birbirlerine karşı tutamayacakları sözler vermemek, karşılıklı planlanmış ya da planlanmamış jestlerin yapılmasına, toplumun meselenin içine mümkün olduğu kadar fazla dahil edilmesine. Dünyada böyle süreçler başarısız olunca çok daha kötü sonuçlar doğurmuş. Biz hep buna dikkat çektik ve hep şunu söyledik. Kürt sorununun varlığına inanıyoruz. Şimdi burada iki parti ‘Kürt sorunu yoktur’ diyor bir kere. Böyle bir zorluk var. ‘Türkiye’de Kürt sorunu yoktur’ diyorsanız o başka bir şey. O zaman sorun yoksa neyi çözüyorsunuz? Biz bu sorunun çözümünün demokratik yollardan olmasını, büyük bir demokrasi atılımıyla yapılması gerektiğini, demokratikleşme perspektifinde yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Bunun yanında elbette sorunun çözülmesi için atılacak adımlar var ve bu adımlara karşı devletin de atacağı adımlar olmalı, yasal düzenlemeler olmalı. Bu süreçte atılacak hiçbir adımın, toplumun hiçbir kesiminde büyük travmalar yaratacak, kendisini kaybetmiş, yakınını boşuna kaybetmiş hissettirmeyecek şekilde rıza üretiminin önemli olduğunu, hatta ilk başta söyledik şehit ailelerin gazilerin yüzüne bakamayacağımız işlerin altına imza atmayız diye. 200’den fazla şehit ailesi ve gazi derneğini ziyaret ettik. Cumhuriyet Halk Partisi hem kurucu parti olmanın gereğini, hem şu anda Türkiye’nin birinci partisi olmanın sorumluluğunu, hem de yerel yönetimlerdeki üstlendiği sorumluluğu, hem de Türkiye’de genel olarak toplumun hassasiyet ve beklentilerini dile getiren, temsil eden bir parti olarak süreci takip ediyoruz. Kendi raporumuzu yazdık. Beğenen var, beğenmeyen var, fazlası var, eksiği var ama Cumhuriyet Halk Partisi kendi siyasetini ve kendi doğrularını savunuyor.”

Özel, yarın Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinden gelecek 23 il başkanıyla ve kanaat önderiyle bir araya geleceğinin hatırlatılması üzerine, “Cumartesi günü 81 il başkanımız gelecek. Cuma gününden 23 il başkanımızla bu komisyon süreci, illerindeki yansımaları, hem bizim seçmenimiz yönünden, diğer seçmenler yönünden, beklentiler, varsa endişeler veya öneriler bunları yarın değerlendireceğiz. Bir de ayın sonunda bir konferansımız var. O da yine içinde bulunduğumuz sürece yönelik tüm siyasi partileri davet edeceğimiz. Yurt içinden, yurt dışından konukların olduğu ve içinde bulunduğumuz süreci tüm yönleriyle tartışacağımız bir konferans. Bütün siyasi partileri de davet edeceğiz. Bu mesele bolca konuşarak, bolca tartışarak birbirinden ve bu konudaki geçmiş deneyimlerden istifade ederek çözülebilecek bir mesele. Onun için ay sonunda bizim öyle bir konferansımız var. Bir yandan da tabii Meclis Komisyonu rapor yazım sürecini sürdürüyor” diye konuştu.