İran’da 28 Aralık 2025’te ekonomik sıkıntılar ve hayat pahalılığına tepki olarak Tahran’daki Kapalı Çarşı esnafının başlattığı protestolar kısa sürede ülke geneline yayıldı.
Gösteriler ekonomik taleplerin ötesine geçerek rejim karşıtı sloganlar ve siyasi taleplerle devam ederken, güvenlik güçlerinin sert müdahalesiyle karşılaştı; can kayıpları ve çok sayıda gözaltı yaşandığı bildirildi. Yetkililer, protestoların yabancı ülkeler tarafından kışkırtıldığını savunurken, hükümet ekonomik sorunların çözümü için adım atılacağı mesajı verdi.
Artan gösterilerin 12’nci gününde, protestoların koordinasyonunu zorlaştırmak ve bilgi akışını kesmek amacıyla 8 Ocak’tan itibaren ülke genelinde internet ve iletişim erişimi büyük ölçüde kısıtlandı.
Uluslararası izleme gruplarına göre mobil veri ve sosyal medya erişimi ciddi biçimde düşürüldü; bazı bölgelerde yalnızca sınırlı yerel ağ ve sesli iletişim mümkün oldu. Hak örgütleri ve BM temsilcileri kesintinin insan hakları ihlallerinin görünürlüğünü azalttığını belirterek internetin yeniden açılması çağrısında bulunurken, hükümet gösterilerin bugün itibarıyla büyük ölçüde kontrol altına alındığını ileri sürdü.
İran’da yaşanan olaylara ilişkin ANKA Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulunan İranlı Sosyolog ve Orta Doğu Uzmanı Arif Keskin, “internet kesintisinin yaşanmasından sonra son 3 ila 4 gündür, fazla bilgi gelmemesine rağmen İran sokaklarında çok sert çatışmaların yaşandığını ve İran yönetiminin, çok sayıda kişiyi öldürdüğünün söylendiğini” belirtti.
‘İran yönetimi protestoculara ‘terörist’ diyerek, toplumu sokaktan çekmek istiyor’
Keskin, “Protestolar, İran’ın birçok kentinde hala devam ediyor ve devam edecek gibi de görünüyor. İran’ın geneline yayılmış protestolarda halk, rejimin değişmesini, dönüşmesini istiyor. İran yönetimi ise önce, ‘Bunları oturup konuşuruz, konuşabiliriz’ dedi. Ancak gelinen noktada şimdi onları ‘terörist, yabancıların uzantısı gibi’ nitelendiriyor” dedi.
İran yönetiminin, protestoculara yönelik “kafa kesiyorlar, insan yakıyorlar veya insanları kaçırıyor, işkence ediyorlar, pazarları yakıyorlar” şeklindeki iddialarını da değerlendiren Keskin, şunları kaydetti:
“Bunlar İran hükümetinin iddialarıdır. Ama biz, 1979’dan sonra protestolara bakıyoruz. Protestocularda hiç böyle bir şey görülmedi. Bir protestocu, yanındaki protestocuyu neden öldürsün, neden yaksın, neden kafasını kessin? Benim görüşüm, kendileri bu iddiaları yayıyor ve bir yönüyle de sokağı kriminalize etmeye çalışıyorlar. Yani onları öyle bir noktaya çekip ki ‘Bak bunlar vandal, bunlar terörist, bunlar her şeyi yakıp yıkanlardır’ diyorlar ki bir yönde, sokak radikalleştiği zaman toplum gelmeyebilir, sokak boşalabilir, insanlar orayı terk edebilir.
Biri o protestoya gittiği zaman vurulabileceği, öldürülebileceği yüksek ihtimal olarak düşünebilir yani. Toplumun özellikle dindar kesimini, protestoculara karşı olmasını istiyorlar. Bu saydıkları, protestocuların yapabileceği şeyler değil. İran’da çok ağır bir süreç yaşanıyor. Gelen görüntüler de gösteriyor ki binlerce insan öldürülmüş.”
‘Şu an rejimin devrileceğine dair bir şey söylememiz çok zor ama bir potansiyeli var’
Keskin, protestoların önümüzdeki günlerde sürmesi ve tırmanması halinde İran rejiminin devrilebileceği ve The Times tarafından gündeme getirilen İranlı yöneticilerin kaçabileceğine yönelik iddialara ilişkin olarak, şunları kaydetti:
“Şu an itibariyle rejimin devrildiğine, devrileceğine dair bir şey söylememiz çok zor. Ama kritik bir aşama, bir kavşak diyebiliriz ve bunun, rejimi devirebilecek bir potansiyeli var. Ama bu sadece bir potansiyel. Bu nedenle şu anda İran yönetimi, gösterdiği gibi sonuna kadar direnmek istiyor. Hatta ülke içerisinde yaşanan bu öldürülme, ölüm sayılarının fazlası nedeniyle kaçmaları da daha zorlaştı.
Yani bundan sonra onları, başka bir ülkenin kabul etmesi kolay değil. Ailelerini çıkartabilirler ama kendileri orada kalacaktır. Yani niyetleri de öyle gösteriyor. Şu anda bunun işareti yok; kaçtıklarına, kaçacaklarına dair bir şey söz konusu değil. O aşamada değiliz. Ama zaten yetkililerin bir bölümü çocukları zaten dışarıda. Kanada’da, Avustralya’da, Avrupa’da, Amerika’da yaşıyorlar. Belki aileleri oraya gidebilir onların yanına.”
‘Çok hassas bir dönemde gerçekleşiyor’
“Bu protestolar, diğer protestolarla karşılaştığımız zaman kritik bir noktada. Çünkü çok hassas bir dönemde gerçekleşiyor. Bir tarafta halk sokakta ve ekonomi çok kötü. Yönetimle toplum arasındaki sorun çözülemeyecek kadar derin. Diğer taraftan da İsrail’le 12 günlük savaştan sonra gerçekleşiyor. Trump, doğrudan tehdit ediyor. İran’ın Orta Doğu’da zayıfladığı bir zamanda gerçekleşiyor. Bütün bunlar hepsi, önceki protestolara göre farklı bir dönemde olduğumuzu gösteriyor.
Bu nedenle de bu protestoları daha kritik ve daha hassas hale getiriyor. Çünkü daha önce hiçbir zaman Amerikalılardan böyle bir açıklama olmamıştı. Şimdi doğrudan desteklediklerini açıklıyorlar vee ‘Protestoculara şiddet kullanırsanız biz hazırız’ diyorlar. Daha önce hiç böyle bir şeyler olmamıştı. Ayrıca protestoların anlamını da değiştirmiş oluyor. Yani bir yönünde de aslında İran’daki protestoların, belli bir düzeyde bölgesel ve küresel bir nitelik kazandığını da gösteriyor.”
‘Bu süreçte İran’a yönelik ABD’den askeri bir saldırı göreceğiz’
Keskin, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu protestolar, bu dönemde İran için bir dönemeç diyebiliriz. Büyük ihtimalle, biz bu süreçte İran’a yönelik ABD’den askeri bir saldırı göreceğiz. Bu saldırı, onun genişliği, hedefi, niteliğine bağlı olarak İran’ın kaderi bambaşka bir yere doğru gidecek. Ben bunu, bu süreci, protestoların başarılı olup olmayacağı anlamında söylemiyorum.
Protestoların başlamasından önce gördüğümüz İran, olmayacak; başka bir İran’la karşı karşıya kalacağız. Hatta bu protestoları bastırsalar bile bambaşka bir İran göreceğiz. O nedenle hem bir askeri müdahale beklentisi hem de ki farklı bir İran anlamında, bu dönem için bir kırılma anı diyebiliyoruz.”




