Suriye’de geçiş hükümetine bağlı silahlı grupların Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine yönelik saldırıları sürerken, bölgede yaşayan kadınlar uluslararası bir imza kampanyası başlattı. Abluka, bombardıman ve temel ihtiyaçlara erişimin engellendiğini belirten kadınlar, uluslararası kamuoyunun sessizliğine dikkat çekerek acil müdahale çağrısında bulundu.
Kampanya kapsamında yayımlanan açıklamada, yaşananların yalnızca askeri bir çatışma olmadığı vurgulandı ve saldırıların sivilleri hedef alan sistematik bir kuşatma politikasıyla yürütüldüğü ifade edildi.
‘Uluslararası anlaşmalar hiçe sayılıyor’
Kadınların açıklamasında, geçiş hükümetine bağlı silahlı grupların 2025 yılında imzalanan uluslararası sözleşmeler ile gerilimi azaltma anlaşmalarını ihlal ederek saldırılar düzenlediği belirtildi. Açıklamada, yoğun nüfuslu yerleşim alanlarının ağır silahlarla hedef alındığı, bombardımanlar sonucu çoğu kadın ve çocuk olmak üzere çok sayıda sivilin yaşamını yitirdiğinin belgelendiği aktarıldı.
Açıklamaya göre saldırılar, bölgedeki tek hastanenin doğrudan hedef alınmasıyla daha da ağırlaştı. Hastanenin tamamen devre dışı kalmasıyla binlerce kişinin temel sağlık hizmetlerinden mahrum bırakıldığı ifade edildi.
Kadınlar, insani yardım koridorlarının kapatıldığını, yakıt, gıda ve tıbbi malzeme girişinin engellendiğini; su ve elektriğin ise kasıtlı olarak kesildiğini belirtti. Bu durumun, sivilleri hedef alan toplu cezalandırma politikası anlamına geldiği vurgulandı.
‘Bu yalnızca yerel bir kriz değil’
Açıklamada, yaşananların yalnızca Halep’le sınırlı bir sorun olmadığına dikkat çekilerek, Ortadoğu’da demokratik bir gelecek umudunu hedef alan daha geniş bir politik sürecin parçası olduğu savunuldu. Kürtler, Araplar, Hristiyanlar ve farklı toplumsal kesimlere yönelik zorla yerinden edilme ve demografik değişim politikalarına işaret edilerek, bunun uzun vadeli çatışmaları derinleştirdiği ifade edildi.
Kadınlar, bu tür uygulamaların Suriye’de barışı ve istikrarı güçlendirmediğini, aksine yeni krizlerin zeminini hazırladığını belirtti.
‘Kadınlar ilk ve doğrudan hedef’
Açıklamanın önemli bir bölümünde, kadınların saldırıların ilk ve doğrudan hedefi olmaya devam ettiği vurgulandı. Kadınlara yönelik cinsel şiddet, kaçırma ve öldürmelerin, toplumu sindirme ve parçalama amacıyla kullanıldığı ifade edildi.
Kadınlar, yıllar içinde elde edilen toplumsal ve siyasal kazanımların ortadan kaldırılmak istendiğini belirterek, yaşananları fiziksel ve psikolojik bir yok etme süreci olarak tanımladı.
Açıklama, “Dünyanın dört bir yanındaki yoldaşlar. Uluslararası toplumun sessizliği, bu suçlara ‘zımni (kapalı) onay’ vermek ve tüm insan hakları sloganlarına ihanet etmek anlamına gelmektedir” denildi.
Talepler sıralandı
“Sizlere, duymaktan bıktığımız endişe dolu açıklamalarla değil, coğrafyanın sınırlarını aşan etkili bir uluslararası dayanışma ve bu adil talepler için baskı yapmaya çağırıyoruz” denilen açıklamada talepler şu şekilde sıralandı:
-Geçiş Hükümeti’ ve Savunma Bakanlığı’nı tüm düşmanlık faaliyetlerini derhal durdurmaya ve ağır silahları nüfuslu yerleşim bölgelerinden çekmeye zorlamak için doğrudan siyasi ve askeri baskı talep ederek sivillerin tam ve kapsamlı bir şekilde korunmasını sağlamak ve çatışma bölgelerinde silahsız kişileri koruyan uluslararası yasalara uyulması sağlanmalı
-İnsani yardım koridorları açarak ve uluslararası denetim ve gözetim altında yardım, tıbbi yardım ve yakıtın güvenli bir şekilde ulaştırılmasını sağlayarak kuşatmanın derhal ve koşulsuz olarak kaldırılmalı
-Nüfusu yerinden etmek veya demografik değişiklik yaratmak amaçlı yapılan tüm uygulamalar derhal durdurulmalı, sakinlerin evlerinde güvenli bir şekilde kalma hakları garanti altına alınmalı ve mülkleri korunmalı
-Bu ihlaller ‘1 Nisan Anlaşması’ ve ‘10 Mart 2025 Anlaşması’nın ciddi bir ihlali olarak değerlendirilerek uluslararası hesap verebilirlik mekanizması harekete geçirilmeli ve cezasızlıkla mücadele etmek için suçların belgelenmesine katkıda bulunulmalı
-Su, elektrik ve sağlık gibi hayati tesisler için uluslararası koruma sağlanmalı, bu tesisler silahlı çatışmalardan tamamen uzak tutulmalı, aynı zamanda uluslararası izleme ekipleri ve bağımsız misyonlar görevlendirilerek sahadaki durum belgelenmeli ve silah tehdidi altında fiili politikaların dayatılması önlenmelidir
-Kızıl Haç ve insani yardım kuruluşlarıyla koordineli olarak, Şêxmeqsûd ve Eşrefiye mahallelerine acilen girmek için uluslararası bir izleme misyonu ve BM araştırma komitesinin derhal görevlendirilmesi gerekmektedir. Bu, tam izolasyonu kırmak ve sahada işlenen suçları incelemek için gereklidir. Kurbanların cesetlerinin tahliyesi ve yaralıların tedavisi için acilen güvenli koridorlar açılması, zorla gözaltı merkezlerine götürülen yüzlerce erkeğin akıbetinin ortaya çıkarılması ve kontrol eden güçlerin medya karartmasını kaldırmaya ve iletişim ağlarını yeniden faaliyete geçirmeye zorlanması için baskı uygulanmalı, böylece ihlallerin belgelenmesi ve sessiz katliamların devam etmesinin önlenmesi sağlanabilir.
-Bölgedeki tüm bileşenlerin onurunu ve haklarını garanti altına alan barışçıl yollarla farklılıkları ele almak için siyasi diyalog yoluna geri dönülmesi için acil bir çağrı yapılmalı.”
‘Bu mücadele insan onuru içindir’
Mahallelerde yaşananların tarif edilemeyeceği belirtilen mesajda şu ifadelere yer verildi:
“Dünyaya korkunç gerçekleri sunuyoruz; sağlık ekipleri, sokaklarda ve enkaz altında kalan kurbanların cesetlerini tahliye etmekten alıkonuluyor ve sivillere karşı işlenen zulmün boyutunu belgelemek kesinlikle yasak. Bu arada, yüzlerce erkek toplu halde gözaltına alınarak, sahada infaz edileceklerinden korkulan bilinmeyen gözaltı merkezlerine götürülüyor.
Bu sistematik haber karartması ve yüzbinlerce sakinin iletişimden mahrum bırakılması askeri bir zorunluluk değil, savaş suçlarını gizlemek ve tanıklardan uzak tutmak için yapılan bir örtbas çabasıdır. Halkımızın sessiz bir soykırımın kayıtlarında unutulan kurbanlar haline gelmesine izin vermeyeceğiz. Medya ve uluslararası komitelerin girişinin sağlanmasının, geri dönüşü olmayan sonuçları olan büyük bir insani felaketi önlemek ve bu yoğun nüfuslu mahallelerin uluslararası denetimin tamamen yokluğunda suçların işlendiği bir alan olarak kalmamasını sağlamak için son test olduğunu vurguluyoruz.
Halep ve Efrîn’deki mücadelemiz, tüm insani değerlerin geleceği için verilen bir mücadeledir. İrademiz kırılmayacaktır, çünkü biz sadece toprağı değil, insan onurunu ve kadınların özgür ve eşit bir yaşam sürme hakkını savunuyoruz. Bugün alacağınız tavır, gelecek dünyanın özelliklerini belirleyecektir; Özgürlük için zafer kazanan bir dünya mı, yoksa karanlığın haritaların sınırlarını kan ve yıkımla çizmesine izin veren bir dünya mı?
Yukarıdakilere dayanarak, tüm insan hakları örgütlerini, feminist hareketleri, tüzel kişileri ve dünyanın özgür insanlarını, kuşatma altındaki insanları kurtarmak ve Halep’teki savaş suçlarını durdurmak için uluslararası karar alma merkezlerine baskı yapmak amacıyla küresel imza kampanyasına katılmaya çağırıyoruz. Sesiniz ve imzanız, faşizme ve yerinden edilmeye karşı aşılmaz bir bariyerdir.
Suriye’deki direnişçi kadınlardan; Halkların birliği yaşasın, özgür kadının iradesi yaşasın.”
İmza kampanyasına şu linkten ulaşabilirsiniz:




