Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve adalet talebini yinelemek için 1086. kez Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi.
. Ellerinde karanfil ve kaybettikleri yakınlarının fotoğraflarını taşıyan Cumartesi Anneleri’nin bu haftaki eylemine Hakkari’de 1996 yılında gözaltında katledilen Abdullah Canan’ın faili soruldu. Eyleme, İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Oya Ersoy’un yanı sarı hak savunucusunun katıldı. Eylemde basın metnini Oya Ersoy okudu.

Fotoğraflar: Erdoğan Alamut
Bu haftaki eylemde Hakkari’de 1996 yılında gözaltında katledilen Abdullah Canan (43) akıbetini sormak için biraya geldiklerini söyleyen Oya Ersoy, “Abdullah Canan (43) Yüksekova’da yaşayan bir iş insanıydı. Bölgede yaygın biçimde yaşanan ve ailesini de hedef alan ağır hak ihlalleri nedeniyle savcılığa başvurdu. Yedi akrabasıyla birlikte yaptıkları başvuruda, Yüksekova Dağ Komando Tabur Komutanı Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul hakkında suç duyurusunda bulundu. Bu başvurunun ardından Yurdakul, Abdullah Canan ve şikâyetçilerden iki kişiyi taburdaki makamına çağırarak, kendisi hakkındaki şikâyetlerinden vazgeçmelerini istedi. Abdullah Canan bu talebi reddedince, Binbaşı Yurdakul tarafından tanıklar önünde tehdit edildi. Bu olaydan kısa bir süre sonra, 17 Ocak 1996 sabahı Abdullah Canan Hakkâri’ye gitmek üzere Yüksekova’daki evinden ayrıldı. Tanık beyanlarına göre Yüksekova–Van karayolunda askerler tarafından otomobili durdurularak gözaltına alındı ve askeri bir araçla Yüksekova Dağ Komando Taburu’na götürüldü” diye konuştu.

Fotoğraflar: Erdoğan Alamut
‘Canan’ı katleden failler berat etti’
Canan’ın ailesi Savcılık, Emniyet Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı ve Savunma Bakanlığı dâhil olmak üzere birçok kuruma, Abdullah Canan’ın Binbaşı Yurdakul tarafından alındığını ve akıbetinin araştırılmasını talep eden yazılı başvurular yaptığını belirten Oya Ersoy, “Ancak bu başvuruların hiçbirine yanıt verilmedi. 21 Şubat 1996 günü, Canan’ın ağır işkence görmüş cansız bedeni köylüler tarafından bulundu. Yakın mesafeden atılan yedi kurşunla öldürülmüş, elleri, ayakları ve ağzı bağlı halde Yüksekova–Esendere Karayolu üzerindeki bir menfeze bırakılmıştı. Canan Ailesi, Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak Abdullah Canan’ın öldürülmesinden sorumlu olduğu gerekçesiyle Binbaşı Yurdakul hakkında suç duyurusunda bulundu. Yüksekova Taburu’nda görev yapan itirafçı Kahraman Bilgiç, savcıya verdiği ifadede; Abdullah Canan’ın taburda işkenceyle sorgulandığını ve Tabur Komutanı Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul’un talimatıyla Bölük Komutanı Yüzbaşı Nihat Yiğiter tarafından öldürüldüğünü ayrıntılarıyla anlattı. Ayrıca Albay Kamber Oğur, Yüksekova Savcılığı’na verdiği ifadede, gözaltına alındığı inkâr edilen Abdullah Canan’ı Şubat ayında tabur karargâhındaki revirde, başı sarılı halde gördüğünü beyan etti. Bu beyanlar üzerine Kahraman Bilgiç, Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul, Yüzbaşı Nihat Yiğiter ve Üsteğmen Bülent Yetüt hakkında Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcılığı’nca soruşturma açıldı. Sanıklar, Abdullah Canan’ı tasarlayarak öldürmekle suçlandı. Ancak 12 Kasım 1999 tarihinde Hakkâri Ağır Ceza Mahkemesi sanıklar hakkında beraat kararı verdi. Bu karar, 2 Nisan 2001 tarihinde Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından onandı” şeklinde konuştu.

Fotoğraflar: Erdoğan Alamut
‘AİHM ihlal kararı verdi’
Canan Ailesi’nin 1997 yılında başvurduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ise 26 Haziran 2007 tarihinde kararını açıkladığını aktaran Oya Ersoy, “AİHM 3. Dairesi, ‘Abdullah Canan’ın gözaltında öldürüldüğü ve öldürülmeden önce ağır işkence gördüğü’ tespitini yaparak; Türkiye’nin yaşam hakkını esas ve usul yönünden, işkence yasağını ise esas yönünden ihlal ettiğine oy birliğiyle hükmetti. Abdullah Canan’ın gözaltında kaybedilişinin 30’un yılında bir kez daha hatırlatıyoruz: Gözaltına alındığı andan itibaren Abdullah Canan dosyasında etkili bir soruşturma ve kovuşturma yürütülmedi. Türkiye’yi de bağlayan AİHM içtihatlarına göre; devlet görevlileri işkence, cinayet ve zorla kaybetme suçlarıyla itham edildiğinde, yargılama ve mahkûmiyet zamanaşımıyla engellenemez. Abdullah Canan’ın failleri üzerindeki cezasızlık kalkanı kaldırılmalı; AİHM kararı gereği dosya yeniden açılmalı, sorumlular yargılanarak cezalandırılmalıdır” dedi.
‘Hak talep etmeye devam edeceğiz’
Açıklamanın ardından konuşan Abdullah Canan’ın oğlu Vahap Canan, “Hiçbir zaman hiç kimsenin canı yanmasın diye mücadele ettik 17 Ocak bizim için kara bir gün bu bizim için bir yas günüdür babamın anısı önünde saygıyla eğiliyorum. Davasından vazgeçmesi için büyük bir baskı uygulandı ama asla vazgeçmedi” dedi.
Hakkari Baro Başkanı Ergün Canan, amcası Abdullah Canan’ın için dile getirdikleri taleplerin önemine vurgu yaparak, “Bu hukuki taleplerde doğal makul ve haklı taleplerdir. Bu tür dosya ve cinayetlerle cezasızlık politikasıyla yüz yüzeyiz. Ve zaman aşımına uğratılmaktadır. Hak ve taleplerimizi istemeye devam edeceğiz biz on binlerin yanındayız on binlerde bizim yanımızda” diye konuştu. (MA)




