Şara imzalı tanıdık kararname
Yüksel Genç 18 Ocak 2026

Şara imzalı tanıdık kararname

Ahmet El Şara (Colani) pek çok insanlık suçuna sahne olan Halep’te ki saldırıların sonuna doğru, önceki gün itibariyle bir kararname yayınladı.

Kararname, ancak anayasal hüküm içerdiğinde sonuç doğurucu olabilen hak ve özgürlükleri içeriyordu. “Şara” imzalı kararnameye göre; Kürtler Suriye ulusal birliğini parçası sayılıyor, ulusal “egemenlik çerçevesinde Kürt vatandaşların miraslarını ve sanatlarını canlandırma hakkı” tanıyor, Kürtçeyi ulusal bir dil olarak nitelerken seçmeli öğrenebileceğini salık veriyor. 1962 yılında uygulanmaya başlanan yasaların yürürlükten kaldırılması ile Kürtlerin vatandaş kabul edileceğini ilan ediyor.

Tıpkı 10 Mart mutabakatı gibi 8 madde biçiminde düzenlenen bu kararname adeta 10 Mart mutabakatının ilgasını yani ortadan kaldırılmasını öngörüyor. İlgili kararnamenin ilk ve en önemli niyetinin bu olduğunu baştan kabul etmek gerekiyor.

10 Mart mutabakatı idari, siyasi manada kolektif ortaklık ve kuruculuk teklif ederken, 16 Ocak kararnamesi bireysel dahiliyet odaklı dil ve kültür haklarına odaklanıyor. Böylece 10 Mart mutabakatının öngördüğü pozitif entegrasyon biçiminden, Türkiye’nin de öngördüğü negatif entegrasyon biçimine geçişin önü açılmış oluyor.

Kararname adeta Türkiye iktidarının aklının bir ürünü izlenimi yaratıyor. Kararname adeta AKP’nin Kürt açılımının Suriye versiyonunu sergiliyor. Seçmeli dersin yanına Kürtçe bir devlet televizyonu da eklenseymiş aslında olay tamam olurmuş.

İlgili kararname Baas rejiminin etki zamanlarında yayınlansa idi hakikaten önemli bir açılım olarak kabul edilebilirdi. Kürdün yurttaşlık hakkının, dil ve kültürel farklılığının tanınması o dönem için az şey sayılamayabilirdi. Ama bugün bu sayılanlar, yaşanmış 14 yıllık direnişle, bu direnişin sonunda kazanılmış haklarla alay etmek anlamına geliyor.

Tüm bunlarla birlikte ilgili kararname;

1)10 Mart mutabakatının ortadan kaldırılmasının ilk önemli yasal/idari tasarrufu niteliği taşıyor.

2) 10 Mart mutabakatının ön gördüğü yeni Suriye’nin eşit, demokratik ve ortaklık temelinde, kolektif tanınırlığı içeren entegrasyonu ile kurulması perspektifinin yerine yeni Suriye’nin atanmış güçlerine tabi olmayı öngörüyor. Türkiye’nin entegrasyona yüklediği, mevcudu kabul, dahiliyet, tekillik, biat ve zamanla asimile anlamıyla uyumlanmış görünüyor.

3)İlgili kararname Halep’te yaşanan insanlık suçlarının ve saldırının negatif etkisinin zayıflatılmasını hedefliyor

4) İlgili kararname mevcut rejimin şiddetle meşruluk arayışının ikinci ayağını oluşturuyor. Hak ve özgürlüklerden bahsederek şiddetin yarattığı etkiyi lehe bükme yolu olarak görülmeyi mümkün kılıyor. Dövüp sonra okşanan bir bireyin iradesinin kırılmasının toplumsal versiyonu ile karşı karşıyayız demek mümkün.

Öte yandan aslına bakarsanız;

5) Hak ve özgürlükler, kararnamelerin konusu değildir. Anayasal düzen ve teminatların konusudur. Ortadoğu düzleminde kararname konusu olmuş hak ve özgürlükler yine kararnameler ile geldikleri kolaylıkta yok edilebilmektedirler.

6) Ortadoğu özgülünde kararnameler yönetici elitlerin lütfu olma kertesini aşmayıp biat beklentisini güçlendirirler.  Hele hele kararnamenin sahibi halkoyu ile seçilmemiş, anayasal olarak görevlendirilmemiş gayri meşru liderliklere dayanıyor ise o kararnameler günün sonunda kaş yapmaz göz çıkarır.

Pek çok açıdan Ahmet El Şara imzalı kararname önemli bir siyasal ve psikolojik manevra olarak değerlendirmeyi hak ediyor. Çünkü;

1)Halep saldırısının ortaya çıkardığı tepkiyi etkisizleştirme, işlenmiş suçlara dönük tartışmaların önünü kesme, tartışılan gayri meşruluğu aşma girişimini bir parçası gibi görünüyor.

2) İçermediği siyasal ve idari haklar bağlamı ile Suriye’nin kuzey ve doğusunda var olan Kürtler ve ittifaklarının kazanımlarını tanımadığını ilan ediyor. Kültürel alana sıkıştırılmış Kürt kabulü ile Kürtlerin siyasal varlığının ve idari gücünün tasfiyesi ya da güçsüzleştirilmesi öngörülmüşe benziyor.

3) Yerel, bölgesel ve küresel güçlere ne denli çözümden yana olduklarına dair bir illüzyon sunulmuş oluyor.

4) Bu genelge Kürtlerin yalnızlaştırılması ve iç bütünlüğünün zayıflatılmasını da hedefliyor.

Özcesi kararname; Suriye’nin egemenlik sahasının düzenlenmesi ve rejimin inşasında Kürtlere biçilmiş role, yere ve anlama işaret ediyor. Bu rol, yer ve anlam ise Kürtlerin 14 yılda açığa çıkardığı olanak, deneyim ve potansiyel ile uyumlu değil…

 

* ilketv.com.tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar İlke TV’nin kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.