• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Gazeteciler Suriye medyasındaki nefret söylemine karşı uyardı

Gazeteciler Suriye medyasındaki nefret söylemine karşı uyardı

Kuzey ve Doğu Suriye’ye ilişkin yayınlarda artan kışkırtıcı dilin toplumsal gerilimleri artırdığına dikkat çeken gazeteciler ve aktivistler, medya etiğine bağlılık çağrısında bulundu.

Gazeteciler Suriye medyasındaki nefret söylemine karşı uyardı
Gazeteciler Suriye medyasındaki nefret söylemine karşı uyardı
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 19 Ocak 2026 10:58
  • Güncellenme: 19 Ocak 2026 10:59

Gazeteciler ve sivil toplum aktivistleri, Suriye’deki geçici hükümete yakın medya organları ile bazı Arap medya kuruluşlarının Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik söylemlerinin toplumsal gerilimleri artırdığı uyarısında bulundu. Söz konusu yayınların, Suriye’deki kırılgan toplumsal yapıyı daha da zedelediğine dikkat çekilerek, gazetecilik etiğine uygun, sivil barışı gözeten bir dilin benimsenmesi çağrısı yapıldı.

Medyanın siyasi ve askeri çatışmaların bir parçası haline getirilmesinin ciddi sonuçlar doğurduğuna işaret eden gazeteciler ve aktivistler, kışkırtıcı yayınların şiddeti derinleştirdiğini ve sivillerin yaşadığı acıları artırdığını vurguladı. Sorumlu bir medya anlayışının, toplumsal dokunun korunması ve geçiş sürecinin daha fazla zarar görmemesi açısından hayati önemde olduğu belirtildi.

‘Bilindik medya kanalları aracılığıyla yaratılmamalı’

Bu bağlamda ANHA’ya konuşan gazeteci Raman İsa şunları söyledi:

“Körfez medyasının geçici hükümetin tutumuna verdiği sürekli destek, maalesef Arap ve uluslararası izleyicilere geçici hükümetin sesiyle hitap eden, kendilerini Şam’daki Enformasyon Bakanlığı yerine koyan bazı medya kuruluşlarının olduğu anlamına geliyor. Bu durum, Suriye halkının ve genel olarak Suriye’nin gerçekliğini ve bir intikam aşamasına yaklaşan geçiş sürecinin hakikatini olumsuz etkiliyor.”

İsa şöyle devam etti:

“Bu medya, geçici hükümetin medyasıyla birlikte olumsuz bir rol oynuyor; bu da medya söyleminin yoğunluğunun azaltılmasını, birliğin parçalanmasına katkıda bulunulmamasını ve bilindik medya kanalları aracılığıyla Suriye’nin bileşenleri arasında fitne yaratılmamasını gerektiriyor. Ne yazık ki, destekleyici Arap medyası ve Şam’daki resmi medya, bu kuruluşlara bağlı gazetecilerin yoğun mobilizasyonu ve kışkırtmalarıyla birlikte sistematik medya kampanyaları yürütüyor. Eğer bu yaklaşım devam ederse, Suriye gerçekten tehlikeli bir haritayla karşı karşıya kalacaktır.”

İsa ayrıca, gazetecilik etiğine aykırı yayın yapan medyanın “Suriye kanının dökülmesine katkıda bulunduğunu” vurgulayarak; “Birkaç gün önce Şeyh Maksut mahallesinde bir katliam yaşandı ve medya burada olumsuz bir rol oynayarak bu suçun bir parçası haline geldi,” dedi.

‘Organize odalar aracılığıyla kışkırtma’

Sivil aktivist Hacer Emin ise şunları ifade etti:

“Bu vakaları büyük bir endişeyle izliyoruz ve kışkırtmaların geçici hükümet tarafından desteklenen, finanse edilen organize odalar aracılığıyla yürütüldüğünü iyi biliyoruz. Maalesef birçok medya kuruluşu, insani çalışma ilkeleriyle çelişen olayları yayınlayarak güvenilirliğini ve meşruiyetini büyük ölçüde yitirdi. Gazetecilik pratiğinin temellerine dayanan bir referans çerçevesine geri dönmeliler, zira yayınları takip edildiğinde toplumdaki uçurumu genişletmeye katkıda bulundukları görülüyor.”

Emin, bölge halkına seslenerek kültürlü insanlar, aşiretler ve siyasi partiler olarak yetiştikleri değerlere bağlı kalmaları çağrısında bulundu; dış müdahaleyi veya aralarında bölünme zehrinin yayılmasını kabul etmeyeceklerini belirterek safları sıklaştırma gerekliliğini vurguladı.

‘Geçici hükümet medyasının neden olduğu toplumsal yarılma’

Aynı bağlamda gazeteci Süleyman El-Tavil şunları söyledi:

“Baas rejiminin çöküşünden sonra tanık olduklarımız, geçici hükümet medyası ve bazı Arap medya kuruluşları aracılığıyla ortaya çıkan akımlar ve söylemler nedeniyle Suriyeliler için trajik oldu; bu durum Suriyeliler arasında toplumsal bir yarılmaya yol açtı.”

El-Tavil sözlerine şöyle devam etti:

“Nefret söyleminden bahsettiğimizde, geçtiğimiz yıllarda bu konuda birçok deneyim yaşandığını ve bunların kısa ve uzun vadede önemli etkileri olduğunu, her zaman kurbanlar bıraktığını görüyoruz. Sahil katliamları sırasında, benimsenen söylem sonucunda ortaya çıkan katliamların ve sahnelerin boyutunu gördük; bunu Süveyda’da ve şu anda da Kuzey ve Doğu Suriye bölgelerinde gördük.”

Toplumsal yarılmanın geçici hükümet medyası ve onlara bağlı yapılar aracılığıyla gerçekleştiğini vurgulayan El-Tavil,  “Bugün insanlara mezhepleri, dinleri ve etnik kökenleri soruluyor ki bu başlı başına toplumsal bir kırılmadır. Ayrıca geçici hükümetin resmi yayın organları aracılığıyla nefrete çağıran büyük miktarda kışkırtma var ve bu, medya etiği açısından kabul edilemez” dedi.

El-Tavil sözlerini şöyle tamamladı: “Tüm medya profesyonelleri, gerçeği ortaya çıkararak ve bölgede yayılan yalanlara karşı dengeli bir söylem benimseyerek bu medya dezenformasyonuna yanıt vermelidir.”