• Ana Sayfa
  • Manşet
  • 🔴DEM Parti grup toplantısını Kuzey ve Doğu Suriye sınırındaki Nusaybin’de yapıyor

🔴DEM Parti grup toplantısını Kuzey ve Doğu Suriye sınırındaki Nusaybin’de yapıyor

🔴 DEM Parti grup toplantısını Kuzey ve Doğu Suriye’nin sınırındaki Mardin’in Nusaybin ilçesinde yapıyor.

🔴DEM Parti grup toplantısını Kuzey ve Doğu Suriye sınırındaki Nusaybin’de yapıyor
  • Yayınlanma: 20 Ocak 2026 12:42
  • Güncellenme: 20 Ocak 2026 15:57

DEM Parti, Şam yönetimine bağlı grupların Kuzey ve Doğu Suriye’ye saldırmasının ardından Salı günü Ankara’da yapacağı grup toplantısını Mardin’in Nusaybin ilçesine alındığını duyurmuştu.

DEM Parti’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılara karşı Mardin’in Nusaybin ilçesinde yapmayı kararlaştırdığı grup toplantısı öncesi alana akışlar başladı.

Demiryolu Kavşağında toplanan grup, Şam yönetiminin saldırılarına tepki gösterdi.

Mardin’de doğrudan yapılan seferlere yer olmaması nedeniyle Ankara’dan havayolu ile Diyarbakır’a gelen DEM Parti Eş Genel Başkaları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan’ın buradan karayolu ile Nusaybin’e hareket etti.

Eş Genel Başkanlar ilçeye ulaştı.

Demiryolu Kavşağından Sınır Parkı’na yürüyüş başladı.

DEM Parti grup toplantısı başladı

Toplantıda ilk konuşan Tülay Hatimoğulları, “Bizler DEM Parti olarak, normal şartlarda grubumuzu TBMM’de yapmalıydık. Ancak, şu anda olağanüstü koşullardan geçiyoruz. Şu an Nusaybin’de sınırın sıfır noktasındayız. Sınırın birkaç adım ötesinde Qamişlo’da Kürt kardeşlerimiz şiddetli bir savaş tehlikesi altında. Rojava’da şiddetli bir savaş ve çatışma devam ediyor. 10 Mart Mutabakatı ile ilgili görüşmeler devam ederken Suriye’de Geçici Şam Yönetimi ve SGD arasında görüşmeler devam ederken birden masayı devirip savaş ve çatışmanın önü açıldı. Halep’te öncelikle Şeyh Maksud, Eşrefiyê mahallelerinde Kürt halkına yönelik amansız bir katliam başlatıldı. Bu katliamı başlatan HTŞ güçlerini kınıyoruz. Savaşa hayır, barış hemen şimdi diyoruz.

‘Rojava topraklarına işgal harekatı’

Onunla da yetinmediler. Önce Fırat’ın batısı, şimdi de Fırat’ın doğusuna yani Rojava topraklarına bir işgal harekatı başlatılmış durumda. Bunu kabul etmek mümkün değil. Yalan yanlış bilgileri başta Türkiye’de yandaş medya, havuz medya AKP-MHP iktidarının sözcüleri Suriye’deki gelişmeler hakkında Türkiye ve dünya kamuoyunu yalan yanlış bilgilerle doldurmaya çalışıyorlar. Ve diyorlar ki Rojava’daki yönetim 10 Mart Mutabakatına uymadı. Külliyen yalan. 10 Mart Mutabakatı’na uymayan HTŞ’nin kendisidir, Şara yönetimidir: Bugün orada sivil halkımız başta olmak üzere katliama maruz kalan herkesin sorumluluğunu Şara yönetimindedir, HTŞ’dedir, IŞİD’dedir ve onları destekleyen uluslararası güçlerdedir.

Bugün Türkiye’de Suriye’deki operasyon devam ederken Cumhur İttifakının sözcülerinin yaptığı açıklamaya bakılacak olursa sanki savaşı ve çatışmayı Türkiye’den yönetiyormuş gibi açıklama yapıyorlar. Bir yandan Türkiye’de Kürt’e ‘kardeşim’ diyecek ‘İç barışı tesis edeceğim.’ diyecek öte yandan oradaki operasyonları yönetecekler. Bakın sadece bu değil. Onların ideolojik olarak burada akrabaları olan Furkan Günleri düzenleyenler ve bunların sözcüsü basın yayın organları neyi öne çıkardılar biliyor musunuz?
Temizlik hareketi başlamalı diyorlar Rojava’da. Temizlik! Neyi neyden temizliyorsunuz? Rojava toprağını Kürt’ten mi temizlemeye çalışıyorsunuz? Ve bunau Furkan günlerinde verilen fetvalar olarak ortaya koyuyorsunuz. Hak ve batıl diyorsunuz. Ey batılı kıblesi olarak gören iktidar ve yandaşları, ey batılı ilkesi olarak görenler, ey iktidardan güç zehirlenmesi yaşayanlar demokrasi istemek, savaş karşıtı olmak, kadın özgürlüğünü istemek, anadiliyle eğitim hakkını istemek batıl mıdır? karar verin. Batıl olan nedir biliyor musunuz? Batıl olan Türkiye’de Kürt’e kardeşim deyip gerçek kardeşliği görmemektir. Batıl HTŞ ile el tutuşmaktır. Batıl olan paramiliter güçlerin ve çeteleri örgütleyip eğitip donatıp onları Suriye topraklarında Alevi canlarımızı, Dürzi kardeşlerimizi, Kürt kardeşlerimizi katlettirmektir. Onun önünü açmaktır Batıl olan. Batıl olan sizsiniz, sizsiniz, sizsiniz.

Hükümetin Sözcüsü Ömer Çelik konuşma yapıyor ve diyor ki: ‘SDG sürece darbe yapmak istiyor’ Burada asıl darbeyi kim yapıyor biliyor musunuz? HTŞ ile el tutuşanlar, oradaki güçleri destekleyenler ve bu savaşa onay verenler, göz yumanlar, destekleyenler, sınırını ardına kadar bu çete güçlerini açanlar bu süreci esas olarak sabote eden bunlardır. HTŞ sözcülüğü yapıyorsunuz Türkiye’de. O yüzden bu süreci sabote etmek isteyen tam da sizsiniz ve sizin açıklamalarınızdır. Bakın Cumhurbaşkanı Erdoğan diyor ki haklıyken haksız yere düşmeyecek şekilde bir cerrahi hassasiyetle Suriye hükümeti operasyonlarını yürütüyor. Buradan da HTŞ’yi tebrik ediyor. Biz buradan cumhurbaşkanına soruyoruz. ‘Kürt kardeşlerimiz katlediliyor.’ diye mi HTŞ’yi tebrik ediyorsunuz. Ortada bir savaş var. Neyin tebriki bu? Barışın istikrarın egemen olduğu bölge huzur içinde yaşar diyor. Bizler yıllar yılıdır DEM Parti olarak dedik ki, Türkiye’de iç barışımızı tahkim edelim. Uluslararası güçlerin bölgede kurmaya çalıştığı komploya karşı hep beraber uyanık olalım dedik. Bunun için iç barışımızı tahkim edelim dedik. Ama iç barışı konuştuğumuz bu günlerde huzurdan bahsettikleri bu günlerde, Suriye’de Kürtler katledilirken Türkiye’deki Kürtlerin duygusunu görmeyen bir huzur olabilir mi? Düşüncesini görmeyen bir huzur olabilir mi? İnsanlar gece gündüz uyumuyor. Herkes ayakta. Bugün Nusaybin’de sınırın sıfır noktasındayız. Ve inanın 7’den 90’ına kadar herkes bugün bu yürüyüşte ve sınırın ötesinde katledilen kardeşleri için gözyaşı döküyor. İşte süreci bozan sizsiniz. Türkiye’de barış sürecinde inancı zayıflatan sizlersiniz. Vazgeçin bundan, vazgeçin bundan. Artık yeter! Edi bese!

Değerli halklarımız, bakın adeta bir düğmeye basılmışçasına kalem oynatanlar var. Saray medyasının kalemşörü bizim Eş Genel Başkanımız Sayın Tuncer Bakırhan ve Grup Başkanvekilimiz Gülistan Kılıç Koçyiğit’i hedef haline getirmek istiyor. Bizler buradan o yazara diyoruz ki sen kandan besleniyorsun. Savaştan besleniyorsun. Çatışmadan besleniyorsun. Ve sana buradan soruyoruz. Daha kaç Kürt katledilirse senin kalemin yazı yazabilir, vicdanın hatırlar, vicdanın rahatlar. Buradan sizleri, yöneticilerimiz, eş başkanlarımız, Grup Başkanvekillerimizi hedef haline getirmenize asla müsade etmeyiz, etmeyeceğiz. Partimiz demokrasi için, barış için sonuna kadar çalışmaya devam edecek.

‘Katliamı Rojava’ya kaydırdılar’

Suriye’de Şam yönetimi başa geldiği günden beri Alevi canlarımız Lazkiye’de, Hama’da, Humus’ta, Şam merkezlerinde katledildiler. Ardından Dürzi kardeşlerimiz katledildi. On binlerce katliama sebep oldular bunlar. Onbinlerce insanı katlettiler. Ve oradan şimdi bu katliamı ve soykırımı Rojava topraklarına kaydırdılar. Buradan hep beraber alkış ve zılgıtlarımızla Rojava’da soykırıma hayır diyelim hep beraber. Ortada çok büyük bir uluslararası komplo olduğunun bizler farkındayız. Paris Antlaşması’ndan sonra Rojava ve Kürtlere dönük bir soykırım startının verildiğinin hepimiz farkındayız. Türkiye’de hükümet adına konuşan bakanlar, sözcüler her fırsatta diyorlar ki “SDG ya da Suriye’nin öz yönetimi başka devletlerle iş tutuyor.” Biz başından beri ısrarla şunu söyledik. Suriye’deki Kürt halkıyla, onların siyasi iradesiyle Türkiye görüşmeler gerçekleştirsin dedik. Türkiye’nin iç barışı konuşurken Suriye’nin iç barışını da konuşalım, destekleyelim dedik. Ama bundan siz imtina ettiniz. Ve şimdi bahsini ettiğiniz devletler komplo geliştirenlerle beraber aynı yerde saf tutup sözüm ona islam kardeşim dediğin Kürdü katlediyorsun. Buna asla izin vermeyeceğiz. Rojava halkı yalnız değildir. Bunu herkes böyle bilmeli ve böyle bilecek.

Buradan bütün dünyaya çağrımızı yinelemek istiyoruz. Bütün uluslararası, demokrasi güçleri, insan hakları savunucuları, soykırım karşıtları, göç dayanışmacıları, göçmenlerle dayanışanlar, herkesin ama herkesi şu an Suriye’deki Kürt soykırımını durdurmaya davet ediyorum. Türkiye’deki bütün muhalif kesimleri, demokratları, devrimcileri, aydınları, yazarları, gazetecileri, ezcümle herkesi ve başta siz değerli halklarımızı bütün demokratik haklarımızı kullanarak bu savaşa hep beraber dur diyelim, dur diyelim. Bizim için Rojava demek kadın özgürlüğü demektir. Rojava demek, IŞİD karşıtlığı demektir. Rojava demek farklı halkların ve inançların demokratik bir zeminde mücadele yürütmesi demektir. Selam olsun Rojava’ya. Selam olsun Rojava’da direnen kadınlara. Selam olsun oradaki bütün kadınlara.”

 

Ayrıntılar geliyor…