Özbek kadınları öldüren sistematik

Özbek kadınları öldüren sistematik
  • Yayınlanma: 27 Ocak 2026 17:26
  • Güncellenme: 27 Ocak 2026 17:27

Özbekistanlı göçmen kadın Durdona Khokimova (36) İstanbul’da vahşice katledildi. Parçalanmış bedeni İstanbul Şişli’deki çöp konteynerlerine atılmış halde bulundu. Katil zanlıları Gürcistan’a gitmek üzereyken hava limanında yakalandılar. Khokimova cinayeti, vahşet sahnelerinin öne çıkarılmasıyla medyada gündem oldu. Fakat bu cinayet göçmen kadınların canına mal olan ilk cinayet değil. Eğer göçmen kadın cinayetlerine yol veren işgücü transfer sistemi görülmezse Khokimova cinayeti son cinayet de olmayacak.

Güvencesizlik ve erkek şiddeti öldürüyor

Bugünden geriye şöyle bir haber taraması yapıldığında şu gerçeklik karşımıza çıkıyor: Türkiye’de yaşayan veya çalışan Özbek kadınların öldürüldüğü cinayet vakaları dikkat çekici şekilde artıyor. Sadece 2025 yılı haberleri bile korkunç düzeyde. Kuzey coğrafyadan ve Türki Cumhuriyetlerden gelen diğer göçmen kadınlarla birlikte ele alındığında cinayet kümesi çok daha büyük bir alanı kaplıyor.

  • Nisan 2025’te Özbekistanlı Vasılahon Umanova eski eşi tarafından Pendik’te öldürüldü. Usmanova’nın bir Türk vatandaşıyla evlenmesi cinayete gerekçe gösterildi. Göçmen kadın sırtından 6 kez bıçaklanmıştı.
  • Temmuz ayında Dinara Alya Urkasimova (63) Çanakkale’deki evinde şüpheli şekilde ölü bulundu. Şüpheli erkek ifade için gözaltına alındı.
  • Yine geçtiğimiz Temmuz ayında Özbekistanlı göçmen kadın M.A. başından silahla vurulmuş halde buldu. Olay mahalli Aydın’daki bir gazinoydu.
  • Ağustos 2025’te Özbek kadın Nigina Sattorova (33) eşi tarafından öldürüldü.
  • Yine Ağustos ayında Özbekistanlı kadın Nıggına Sattarova (35), eşi tarafından sokak ortasında bıçaklanarak öldürüldü.
  • Eylül 2025’te ise Züleyha E, isimli Özbek kadın İstanbul Fatih’teki evinde boğazı kesilmiş halde ölü bulundu.

Kayda düşen veya kayıt dışında kalan göçmen kadın cinayetlerinin sayısı muhtemelen daha fazla. Özbek kadınların uğradığı ölümcül saldırılarda “kıskançlık”, “başkasıyla evlenme” gibi erkek sanık beyanları dikkat çekiyor. Göçmen kadın cinayetlerinin ortak noktalarından biri de kadınların güvencesiz olması. Çünkü birçok ülkeden Türkiye’ye gelen/getirilen göçmen kadınların çoğunlukla çalışma izni yok. Turistik vizeyle gelip Türkiye’de kaçak çalışıyorlar. Vize bitiminde de kaçak çalışmaya devam ediyorlar. Göçmen kaçakçıları bu trafiği yönetiyor. Göçmen kadınlar kaçak çalıştıkları/çalıştırıldıkları için çoğunlukla şebekeler tarafından pasaportlarına el konuyor. Başlarına gelen felaketi sezdiklerinde bile resmi kurumlara müracaat etmekten çekiniyorlar. Zira işin ucunda sınır dışı edilme korkusu var. Bu durum, göz göre gelen ölümler karşısında onları savunmasız bırakıyor. İster yerli ister kendileri gibi göçmen olsun erkek katiller de zaten bu güvencesizlikten cesaret alıyor. Öldürülenler kadın göçmen olunca olayın peşine pek düşülmeyeceği var sayılıyor.

Türkmenistan, Gürcistan, Özbekistan, Azerbaycan gibi ülkelerden gelen göçmen kadınlar sıladaki ailenin ekonomik yükünü de çekiyorlar. Türkiye işgücü piyasasında evlerde ve çoğu zaman bakıcı olarak çalıştıkları halde ülkeye dönüşte koca şiddetine, cinayete maruz kalabiliyorlar. Bazen de eşleri ya da “sevgilileri” onları bulup katledebiliyor. Ayrıca kaldıkları, çalıştıkları evlerde, işyerlerinde türlü istismar, tecavüz ve saldırıların hedefi olabiliyorlar. Durdona Khokimova cinayetini protesto eden kadın örgütlerinin haklı olarak dile getirdikleri gibi; “İstanbul Sözleşmesi” başta olmak üzere kadınların can güvenliğini esas alan yasa yahut pratikler göçmen kadınlar için de büyük öneme sahip.

Kiralanan Özbekler internet pazarında

Özbekistanlı kadınların öldürülmesinin bir yönü elbette bu vakaların kadın cinayeti kapsamında olması. Bununla birlikte ucuz ve güvencesiz göçmen işçi transferi de bu cinayetlere zemin hazırlıyor. Özbek kadınlar internet ortamında hiç çekinmeden işgücü pazarına sunuluyorlar. Videoları çekilip yayınlanan Özbek kadın bakıcılar instagram, Tik Tok gibi uygulamalar üzerinden “hizmet alıcılara” sunuluyor. “Sunmak” ya da “teslim etmek” ifadesi bize değil bizzat bakıcı kadınları işgücü pazarına süren şirketlere ait. Arama motoruna “Özbek Kadın Bakıcı”  , “Özbek Bayan Bakıcı” yahut “Özbek Yaşlı Çocuk Bakıcısı” diye yazdığınızda karşınıza enva-i çeşit site çıkıyor.

Bu platformlarda işgücü kiralanacak kadınların fotoğrafları, isim ve soy isimleri, yaş ve evlilik durumları reklam formatında açıkça yer alıyor. Kadın işçilerin tecrübe durumu yıldızlarla derecelendiriliyor. Ücret skalası ise genellikle 28 ile 40 bin TL bandında. Geceli gündüzlü yatılı kalma ya da izin günlerini kullanmama durumunda aldıkları ücret 50 bin TL’ye kadar çıkabiliyor. Yaşlı, çocuk, engelli bakımının yanında isteğe göre yemek ve temizlik yapma, çamaşır ve bulaşık yıkama gibi seçenekler de sunuluyor. İzin günleri de kadınları kiralayacak “hizmet alıcılarına” bırakılıyor. Ne kadar az izin o kadar çok para ilkesi uygulanıyor.

Aracı şirketler hem kadın işçilerden hem de hizmet satın alanlardan bir defaya mahsus komisyon kesiyorlar. İnternet ortamındaki şirketlerin kaçının paravan olduğu ise başka bir muamma. Denetimler yeterli değil. Bazı sitelerde SGK prim ödeme seçeneği de yer alıyor. Fakat çoğunlukla SGK prim butonu göstermelik oluyor. Kaçak çalışan ya da vize süresi az olan göçmen kadınlar SGK primini talep edemiyorlar. İşçi kiralarken istenen evraklar arasında; “Nüfus Cüzdanı Fotokopisi”, “Adli Sicil Kaydı” (E-devlet üzerinden güncel), “Sağlık Raporu” (Hepatit ve HIV testleri dahil) ve “İkametgah Belgesi” aranırken “Çalışma İzni” veya “SGK prim yatırma” seçeneği bulunmuyor. Ucuz emek pazarında güvencesiz çalışma sistemine dâhil edilen göçmen kadınlar korkunç bir işgücü transfer mekanizmasına tabi tutuluyorlar.

Göçmen işçi kadınlar mobil denetim merkezlerine takılmamak için çoğunlukla güneş gözlüğüyle dışarı çıkıyorlar. “Görünmeme sanatı” onların yaşadığı istismar, sömürü ve şiddeti de görünmez hale getiriyor.

Vahşetin, kadın cinayetlerinin ve modern köleliğin durdurulması ise kadın örgütleri kadar sendikaların ne kadar harekete geçeceğine bağlı. Elbette Meclis’te de sorunun çok katmanlı ele alınması gerekiyor.