• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Salih Müslim: Suriye’de yaşananlar Kürtlere karşı komplo, ülke Afganistan’a dönüşüyor

Salih Müslim: Suriye’de yaşananlar Kürtlere karşı komplo, ülke Afganistan’a dönüşüyor

Salih Müslim, “Görüşmelerde ‘Kadın olgusu olmayacak, kadın birlikleri olmayacak’ deniyor. Bizde eş başkanlık sistemi var. Bunların hepsini reddediyorlar. Bunların hepsi kırmızı çizgimizdir. Bu mentaliteyle nasıl anlaşacaksın? Ama buna rağmen barış istiyoruz. Ateşkes olsun, konuşalım. Arada bir-iki aracı da olsun.” dedi.

Salih Müslim: Suriye’de yaşananlar Kürtlere karşı komplo, ülke Afganistan’a dönüşüyor
Salih Müslim: Suriye’de yaşananlar Kürtlere karşı komplo, ülke Afganistan’a dönüşüyor
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 29 Ocak 2026 08:24
  • Güncellenme: 29 Ocak 2026 09:04

Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) eski eş genel başkanı ve başkanlık konseyi üyesi Salih Müslim, BBC Türkçe’nin sorularını yanıtladı.

Müslim, Şam yönetiminin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırıların arkasında, Fransa’nın başkenti Paris’te 5-6 Ocak’ta yapılan toplantının olduğunu belirtti.

Toplantı, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) arabuluculuğunda Suriye ile İsrail arasında gerçekleştirilmişti.

Son süreçte yaşananları “Kürtlere karşı komplo” olarak yorumlayan Müslim, Şam yönetiminin ele geçirdiği hapishanelerdeki IŞİD’lileri serbest bıraktığını belirterek, “Suriye Afganistan’a dönüşüyor” yorumunu yaptı.

Müslim, ABD’nin son dönemdeki tavrının kendileri açısından “bir dereceye kadar sürpriz” olduğunu söyledi.

‘Suriye yönetimiyle diyaloğa açığız’

Suriye yönetimiyle diyaloğa açık olduklarını kaydeden Müslim, anlaşamamaları durumunda ise “direneceklerini” belirtti.

Müslim, Suriye geçici hükümetiyle müzakere sürecinde en zorlu başlıklar olarak ise “meşru savunma, eğitim sistemi ve kadın haklarını” saydı.

Paris’teki toplantıya eleştiriler

6 Ocak’ta Halep’teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallerinde yönelik saldırıları hatırlatan Müslim, SDG ve Şam arasında bir anlaşma olmasına rağmen saldırıları eleştirdi.

Bu süreçte güçlerini Rakka ve Deyrizor’dan çektiklerini belirten Müslim, “Farkına vardık ki bu, ufak bir çatışma değil. Bu, konsept düzeyinde bir şey. Burada Rojava’yı yok etme, özerkliği teslim alma ya da bitirme planı olduğunu gördük” dedi.

Müslim, yaşananların arkasında uluslararası bir mutabakat olduğunu belirterek,  “Bu sürece uluslararası güçlerin Paris anlaşması start verdi. Hemen sonra bu Eşrefiye, Şeyh Maksud saldırıları başladı.” İfadelerini kullandı.

Paris’teki toplantıdan sonra ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, “Amacımız diyalog ve gerilimi azaltmaktı ve tam da bunu başardık” demişti.

Aynı gün Paris’te bulunan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da toplantıdan sonra Suriyeli mevkidaşı Esad Hasan Şeybani ve Barack’la görüşmüştü.

ABD ile ilişkiler

Suriye’de 2011’de başlayan iç savaş sırasında SDG ile ABD arasında önemli bir işbirliği vardı.

ABD’yle ilişkilerinin geçmişini değerlendiren Müslim, “Amerikalılar hiçbir zaman bizi korumak için söz vermedi. Biz de böyle bir şey istemedik. Bu çıkar meselesiydi, ikimiz de DAEŞ’e (IŞİD) karşı birleştik” dedi.

Müslim ABD’nin son tavrında Türkiye ile ilişkilerinin etkisi olduğu kanısında:

“Paris’in sonuçları bizim için bir dereceye kadar sürpriz oldu ve Amerika da tabi bunun ortağıydı. Oradaydı. Göz yumuyor.

Amerika herhalde Türkiye’ye karşı durmak istemiyor. Böyle bir hassas denge var. Mesela bu sivillerin bu kadar ölmesine karşı susmaları tabii bizi rahatsız ediyor ama Paris’te bulunanların hepsi de sustular.”

İsrail’le ilişkiler

İsrail’le nasıl bir ilişkileri olduğu sorusuna Müslim, “İsrail’le işbirliği durumu yok. Hiç yok” yanıtını verdi.

Müslim, “(Suriye’nin geçici devlet başkanı) Ahmed Şara kalkıp sürekli İsrail’le anlaşma yapıyor. Türkiye’nin İsrail’le ilişkileri zaten biliniyor. Hala bilmem kaç milyarlık ticareti var” diyerek kendilerinin bu konuda suçlanmalarını da eleştirdi.

‘Rakka’yı, Deyrizor’u ele geçirme amacımız yoktu’

Son süreçte yaşananların ardından SDG’ye yapılan eleştirilerden biri de iç savaşta Kürtlerin yoğunlukta olduğu bölgelerin dışına da çıkması oldu. Müslim bu eleştirileri hatırlattığımızda şu yorumu yaptı:

“Biz Rojava’yı IŞİD’çilerden temizledikten sonra diğer komşu yerlerden; Minbiç’ten, Rakka’dan, Tabka’dan, Deyrizor’dan patlayıcı yüklü arabalar gelip Kamışlı’da, Kobani’de ve başka yerlerde patlıyordu.

“O zaman Mümbiç’ten bir sivil meclis ‘Bizi de kurtarın, size yardımcı olacağız’ diye Kobani’ye geldi. Böylece gidip Mümbiç’i kurtardık. Ondan sonra Tabka’dan da geldiler.

“Bu bizim de işimize geldi. Düşmanlar yerine dostlarımız olsun dedik. Bizimkiler gitti ve orada da meclisler oluşturuldu. O bölgenin çocuklarıydı. Yoksa bizim hiçbir zaman Rakka’yı, Deyrizor’u ele geçireceğiz diye bir amacımız yoktu.”

Salih Müslim SDG’nin içinde hala Arapların da bulunduğunu söyledi.

Ateşkesi kim ihlal ediyor?

Ateşkes ihlallerine karşı da konuşan Müslim, “Şam’dan gelip de Kürt köylerine saldırmaları göz önündeyken ‘Onlar saldırıyor’ demek ne demek? Sosyal medya üzerinde kalkıp katlettiğin insanları, sivilleri gösteriyorsun. Bundan sonra da kalkıp onları suçlamak biraz ayıp.” İfadelerini kullandı.

‘IŞİDlilerin’ tutulduğu hapishanelerde ne oldu?

IŞİD’li tutuklulara ilişkin de konuşan Müslim, her şeyin göz önünde yaşandığını belirtti. Müslim, Şam’dan gelen grupların IŞİD şüphelilerini serbest bıraktığını söyledi:

“Bu, Şaddadi’de oldu. Zorla girdiler ve bunları serbest bıraktılar. Göz önündeydi. Rakka’da da aynı şey oldu. Tanklarla, toplarla dayandılar. Bizimkiler direndi. Ondan sonra çekildiler, onlara teslim ettiler. Onlar da hepsini serbest bıraktılar.”

Müslim bu konuda ABD’lileri de eleştirdi:

“Şaddadi’deki hapishane ile Amerikalıların karargâhı arasında iki kilometre var. Kameralarla görüyorlar. Bizimkiler ‘Gelin, bunları bırakacaklar’ diye çok yalvardılar, ama hiçbir cevap vermediler. Kimse kulak asmadı. Ama Rakka’da hapishaneyi koruyanları çıkarmak için arabuluculuk yaptılar o başka. Bizimkileri çıkardılar.”

ABD ordusu, Kuzey ve Doğu Suriye’deki son gelişmeler sonrası, buradaki hapishanelerden 7 bin kadar IŞİD tutuklusunu Irak’a transfer etmeye başladı.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan bu gelişmeyi yorumlarken, Türkiye’nin yıllardır bu sorunun çözümü için alternatif ve yaratıcı çözümler getirdiğini söyledi ve ekledi:

“IŞİD’li mahkumların ülkelerine geri gitmesine çok aracı olduk biz açıkçası, bunu kolaylaştırıcı bir rol üstlendik. Yani devlet kurumlarına da bu yönde hep talimat verildi ki oradaki sayı azalsın, problem giderek daha akut hale gelmekten çıksın.”

‘Suriye, Ortadoğu içinde bir Afganistan’a dönüşüyor’

Müslim, hapishanelerde yaşananların ardından Afganistan’la ilgili şu yorumda bulundu:

“Ve ispatlandı. Bunlar IŞİD’’in mentalitesidir. Aldılar, bıraktılar. Artık bütün dünya için büyük bir tehlikedir. Ne yapacaklarını bilmiyoruz. Artık Suriye, Ortadoğu içinde bir Afganistan’a dönüşüyor.

“Buradaki teröristler, eski IŞİD’çiler, bu yeni IŞİD’çilerle beraber bütün dünyaya büyük bir tehlike oluşturuyor.”

‘Türkiye’ye düşman değiliz, anlatamadık’

Müslim, son sürecin içinde yer aldığını iddia ettiği Türkiye’ye de tepkili:

“Biz hiçbir zaman Türkiye’nin düşmanı değiliz, iyi komşu olmak istiyoruz. Ancak bir türlü anlatamadık bunu.”

Müslim, Ankara’dan gelen “SDG Kürtleri temsil etmiyor” yorumlarını da “Eğer Suriye’deki Kürtleri SDG temsil etmiyorsa kim ediyor?” diyerek eleştirdi.

‘Savunma dışında eğitim ve kadın konusu da kritik’

Şam’la görüşmelerin en fazla hangi başlıklarda tıkandığını sorusuna yanıtta ise Müslim, üç temel konuya değindi:

Bunlardan biri, SDG’nin Suriye ordusuna katılımı.

10 Mart anlaşmasındaki sekiz maddeyle ilgili olarak komisyonlar oluşturulması ve bunlar üzerinde çalışılması gerektiğini söyleyen Müslim, Şam yönetimini de eleştirdi:

“Bundan kaçındılar. Savaşı dayattılar. En sonunda da askeri meseleye öncelik verdiler. Şimdi bizi savunmasız bırakmak istiyorlar.”

Müslim, “Ordunun sizin olduğunuz bölgelerdeki tümenlerinin sizden mi oluşmasını istiyorsunuz?” şeklindeki soruya ise şu yanıtı verdi:

“Doğrudur. Aleviler meselesini gördünüz, Dürzileri gördünüz. Bu niye oldu? Çünkü onların savunma güçleri yoktu. Gittiler binlerce insanı öldürdüler ve aynı kişiler şimdi bizimle savaşıyor. Gidip onların eline kimi bırakacaksın? Kürt kadınlarını mı bırakacaksın? Süryanileri mi bırakacaksın? Asurileri mi bırakacaksın? Ezidileri mi bırakacaksın?”

İkinci kritik konusunun eğitim olduğunu belirtti.

Müslim, “Eğitim sistemini İslami [yapmak istiyorlar]. İbn Teymiyye’yi koymak istiyorlar. Bizim üniversiteye kadar eğitim sistemimiz var.” Dedi.

  1. ve 14. yüzyılda yaşamış din adamı Takıyyüddin İbn Teymiyye, Selefizmin kurucusu olarak biliniyor.

Müslim, üçüncü olarak da kadın haklarından bahsetti ve ekledi:

“Görüşmelerde ‘Kadın olgusu olmayacak, kadın birlikleri olmayacak’ deniyor. Bizde eş başkanlık sistemi var. Bunların hepsini reddediyorlar. Bunların hepsi kırmızı çizgimizdir. Bu mentaliteyle nasıl anlaşacaksın? Ama buna rağmen barış istiyoruz. Ateşkes olsun, konuşalım. Arada bir-iki aracı da olsun.”

Müslim, anlaşmak istediklerini ancak anlaşma olmaması durumunda “direneceklerini” belirerek, “Bütün Suriye’yi mahvetmek istiyorlar ama biz kurtarabildiğimiz kadar bir şeyleri kurtarmaya çalışıyoruz” dedi ve ekledi:

“Ya insan gibi anlaşırız ya da artık bu savaş nereye kadar giderse direneceğiz.”