İnsanlık ve Yaşam için Eğitim Emekçileri; Şam güçlerinin kuşatması altında bulunan Kobani’ye ilişkin açıklama yaptı.
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde yapılan açıklamayı okuyan İnsanlık ve Yaşam İçin Eğitim Emekçileri’nden Delil Yorgun, “Bugün ‘Geçici Yönetim’ ya da ‘HTŞ’ adıyla, takım elbiseler giyerek sahnede yer almaya çalışanlar; hafızamızda Şengal’den, Kobani’den, Ankara Garı’ndan çok iyi tanıdığımız o IŞİD karanlığının ta kendisidir. İsimler değişmiş, üniformalar değişmiş ama halklara, kadınlara ve çocuklara reva görülen vahşet değişmemiştir” dedi.
Meşruiyetin toplumsallıktan geldiğini ifade eden Yorgun, yaşam alanlarına saldıran, insanları ölüme terk eden ve göçe zorlayan hiçbir yapının meşru olamayacağını söyledi.
Saldırıların sistematik bir insani yıkımı beraberinde getirdiğini dile getiren Yorgun, “Bundan 6 gün önce, savaşın ve kuşatmanın ortasında sınıflarını terk edip yaşamı savunmak zorunda kalan Rojava Üniversitesi ve Kobani Üniversitesi öğretim üyeleri, öğrencileri ve personeli, uluslararası dayanışma çağrısında bulunarak, ‘Dayanışmanız öz savunmamızın bir parçasıdır’ diyerek seslenmişti. Emekçi ve yurttaş kimliğimizle mesleki, ahlaki ve vicdani sorumluluğumuz gereği Rojava Öğretmenler Birliği ile Rojava Üniversitesi akademisyenlerinin çağrılarına ses veriyor; Rojava’da sivillere yönelik artan saldırılar ile bölgede giderek derinleşen insani krize ilişkin derin bir endişe duyduğumuzu ifade ediyoruz” diye belirtti.
Saldırılar nedeniyle kamusal hizmetlerin durma noktasına geldiğini ifade eden Yorgun, “Temel yaşam hakkının ayrılmaz unsurları olan elektrik, su ve internet hizmetlerinin kesilmesiyle on binlerce insan açlığa, susuzluğa ve karanlığa mahkûm edilmiştir. Sivil alanlara yönelik bombardımanlarda onlarca sivil hayatını kaybetmiş, Hava sıcaklıklarının ciddi biçimde düştüğü Kobani’de mazot ve temel tıbbi malzemelerde yaşanan ağır yetersizlikler sonucunda, şimdiye kadar biri yeni doğan olmak üzere altı çocuk donarak yaşamını yitirmiştir. Kamusal hizmetlerin hedef alınmasının, gıdaya, içme suyuna, elektriğe erişimin engellenmesinin, sivil alanlara yönelik bombardımanların ve bu yolla bölge halkının göçe zorlanmasının, uluslararası insancıl hukukun açık bir biçimde ihlali olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz” diye konuştu.
Açıklamanın sonunda talepler şu şekilde sıralandı:
*Abluka Kaldırılmalı: Bölgedeki abluka derhâl kaldırılmalı; elektrik, su ve internet kesintilerine son verilmelidir.
*İnsani Koridor Açılmalı: İlaç ve gıda başta olmak üzere temel ihtiyaçlara erişimin sağlanması için insani yardım koridoru açılmalıdır
*Sivil Hedeflere Saldırılar Durmalı: Geçici Şam yönetimi uluslararası hukuka uymalı; okullar ve hastaneler başta olmak üzere sivil yaşam alanlarını ve altyapıyı hedef almaya derhal son vermelidir.
*Siyasi Çözüm Desteklenmeli: Tüm uluslararası aktörleri, güncel olarak bildirilen ateşkesin korunması ve sivillerin güvenliğinin sağlanması için sorumluluk almaya; insan haklarını ve toplumsal eşitliği esas alan diyalog zemininde, kalıcı ve adil bir siyasi çözüme ulaşılmasını sağlayacak kapsayıcı girişimleri ve somut önlemleri hayata geçirmeye çağırıyoruz.




