Kadınların sağlık alanındaki ihtiyaçları ile bu alana yönlendirilen finansman arasındaki dengesizlik, yayımlanan yeni raporlarla bir kez daha gündeme geldi. Dünya Ekonomik Forumu ve Boston Consulting Group tarafından hazırlanan rapora göre, kadınlar dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 49’unu oluşturuyor ve erkeklere kıyasla daha uzun yaşıyor. Ancak kadınlar, ömürlerinin yaklaşık yüzde 25’ini “kötü sağlık koşulları” ya da engellilik haliyle geçirmek zorunda kalıyor.
Buna rağmen sağlık yatırımlarında ibre kadınlara dönmüyor. Rapora göre 2020–2025 yılları arasında özel sektörün sağlığa yaptığı toplam 2,87 trilyon dolarlık yatırımın yalnızca yüzde 6’sı kadın sağlığına ayrıldı. Sadece kadın sağlığına odaklanan şirketlerin aldığı pay ise yüzde 1’in bile altında kaldı.
Sağlık teknolojilerinde tablo daha da çarpıcı
Uluslararası finansal hizmetler şirketi Alantra’nın analizine göre, kadın sağlığına odaklanan şirketler 2023 yılında küresel sağlık teknolojileri girişim sermayesi yatırımlarının yalnızca yüzde 2’sini alabildi. Bu oran, toplam 41,2 milyar dolarlık yatırımın çok küçük bir bölümüne karşılık geliyor.
Yatırımların büyük kısmı üreme sağlığı ve kanser alanlarında yoğunlaşırken, menopoz ve polikistik over sendromu gibi yaygın hastalıklar bütçenin yalnızca yüzde 2’sini alabiliyor. Uzmanlara göre bu durum, kadınların her yıl toplamda yaklaşık 75 milyon “sağlıklı yaşam yılı”nı yeterli araştırma ve yatırım yapılmadığı için kaybetmesine yol açıyor. Bu kayıp, kadın başına yılda yaklaşık bir haftalık sağlık kaybı anlamına geliyor.
Veri eksikliği sorunu
Sorunun yalnızca finansmanla sınırlı olmadığına dikkat çekiliyor. Harvard Tıp Fakültesi’nin araştırmasına göre klinik deneylerde kadınların katılım oranı hâlâ yüzde 41 seviyesinde. İlaçlar ve tedavilerin büyük bölümü erkek fizyolojisine göre geliştiriliyor; bu da kadınlar için tanı ve tedavi süreçlerinde ek riskler yaratıyor.
Uzmanlar, kadın sağlığına yönelik yatırımların artırılmasının yalnızca eşitlik meselesi değil, aynı zamanda küresel sağlık sistemlerinin verimliliği ve sürdürülebilirliği açısından da kritik olduğunu vurguluyor.




