İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), 2025 Çocuk İş Cinayetleri Raporu’nu açıkladı. Rapora göre 2025 yılında en az 94 çocuk, çalışırken hayatını kaybetti.
İSİG verilerine göre, 2024 yılında çalışırken yaşamını yitiren çocuk sayısı 71 iken, 2025’te bu sayı 94’e yükseldi. Hayatını kaybeden çocukların 31’i tarımda, 27’si sanayide, 20’si hizmet sektöründe, 16’sı ise inşaat iş kolunda çalışıyordu.
İSİG Ankara Temsilcisi Kansu Yıldırım, hazırladıkları raporu İlke TV’ye değerlendirdi. Yıldırım, çocuk işçi ölümlerindeki artışın en temel nedeninin üretim ilişkilerinin karakteri olduğunu söyledi.
Yıldırım, “Çocukların daha fazla yoksulluk içinde büyümesi, daha yoğun biçimde işçileşmesi, okuldan kopması… Bu faktör, Türkiye kapitalizminin büyüme süreciyle doğrudan bağlantılı. Yaz aylarında okulların kapanmasıyla tam zamanlı ve yarı zamanlı çalışma; sokakta çalışma, mevsimlik tarım işçiliği ya da organize sanayi bölgelerinde ve şantiyelerde çalışma yaygınlaşıyor” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de güvencesiz biçimde yaklaşık 3 milyon çocuğun çalıştığını vurgulayan yıldırım, resmî rakamların bu sayıyı 1 milyonun altında gösterdiğine dikkat çekti.
Çocuk işçiliğinin yeni bir olgu olmadığını belirten Yıldırım, pandeminin ardından yaşanan artışın altını çizdi: “AKP’li yıllara baktığımızda çocuk işçiliği oranı yüzde 17–18 bandındaydı. Ancak pandemiden sonra bu oran yüzde 20’leri geçti. İlk kez 2024’te yüzde 22,3’e ulaştı.”
Bu artışın tesadüf olmadığını vurgulayan Yıldırım, Türkiye’nin izlediği ekonomik modelle doğrudan bağlantı kurdu: “Türkiye, 2023’ten sonra pandemide tedarik zincirlerinin kırılganlığını gördü ve ihracata dayalı sanayileşme modeline geçti. Bu model ucuz emek ve ucuz meta üretimine dayanıyor. İşçi sınıfının daha fazla çalıştırılması ve nüfusun daha geniş kesimlerinin işçileştirilmesi anlamına geliyor.”
İş cinayetlerinde de benzer bir tablo olduğunu, İSİG Meclisi’nin 13 yıllık verilerinin bunu açıkça gösterdiğini söyleyen Yıldırım, “Her yıl ortalama 63–64 çocuk işçi hayatını kaybediyordu. Ancak son iki yılda tablo ağırlaştı. 2024’te 71, 2025’te tespit edebildiğimiz 94 çocuk işçi öldü” dedi.
Son 13 yılda, çalışırken yaşamını yitiren 15–17 yaş arası çocuk işçi sayısının 836 olduğunu ifade eden Yıldırım, tabloyu şöyle özetledi: “Bu tablo, Türkiye’nin benimsediği agresif büyüme modelinin özeti. 5–14 yaş arasında, aslında çalışmaması gereken çocuklar; mevsimlik tarımda, sokakta, tekstil, gıda, metal atölyelerinde ve inşaatlarda çalışıyor. Enformal istihdam yaygın. 15–17 yaş grubunda ise çocuk işçiliği sanayi, inşaat ve hizmet sektörlerinde yoğunlaşıyor.”
“Çocuk emeği şantiyelere ve OSB’lere kaydı”
Üretim ilişkilerindeki değişimin, Türkiye’nin emek haritasını demografik olarak da dönüştürdüğünü belirten Yıldırım, “Bugün çocuk işçiliğinin yoğunlaştığı dört ana havza var: İstanbul–Kocaeli, Urfa–Antep, Konya–Karaman–Aksaray ve Mersin–Adana hattı. Bu bölgelerde çocuk emeği ağırlıklı olarak emek yoğun sektörlerde kullanılıyor” çocuk işçiliğinin yoğunlaştığı havzalara dikkat çekti.
Son iki yıldır yayımladıkları raporlarda, çocuk işçiliğinin ana omurgasının kırsaldan kentlere, kentlerde ise şantiyelere ve organize sanayi bölgelerine kaydığına dikkat çeken Yıldırım, “Bu üretim kompozisyonu mesleki eğitime de yeni bir karakter kazandırıyor. MESEM’ler aracılığıyla emek piyasası uzun vadede biçimlendiriliyor. Çocuk emeği, ‘öğrenci işçi’ adı altında hibrit biçimde formalleştiriliyor” dedi.
Rapora göre, Mesleki Eğitim Merkezleri’nde (MESEM) çalışırken 6 öğrenci hayatını kaybetti. Yıldırım, MESEM’lerin yarattığı yapıya dikkat çekerek, “MESEM’ler çocuk emeğini; sendikasız, hakkını arayamayan ama işçi de sayılmayan, öğrenci gibi gösterilen gri bir alana yerleştiriyor” ifadelerini kullandı.
Bu durumun işverenler açısından gri bir alan olmadığını vurgulayan Yıldırım, şu örneği paylaştı: “Patron için gri bir alan yok. Ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırabileceği işçi sayısı artıyor. Bir MESEM’li öğrenci anlatmıştı: ‘Bir patron, 30 bin liraya bir yetişkin işçi çalıştırmak yerine, aynı parayla iki MESEM’li çalıştırabiliyor.’”
MESEM’lerin özellikle KOBİ’ler için yeni bir teşvik mekanizması sunduğunu belirten Yıldırım, kamu kaynaklarına da dikkat çekti: “Bugün MESEM ve çocuk işçiliğinin büyük bölümü KOBİ’ler etrafında kümelenmiş durumda. Kalkınma ajansları aracılığıyla mesleki ve teknik eğitimde 623 projeye yaklaşık 2,6 milyar lira ayrıldı. MESEM kapsamında işsizlik fonundan aktarılan 70 milyar liralık bir kaynak var.MESEM söz konusu olduğunda nitelikli bir eğitimden bahsedemeyiz. Tek amaç, ucuz işçiyle daha çok çalıştırmanın yolunu açmak.”
Rapora göre 2025 yılında hayatını kaybeden 94 çocuğun 13’ü kız, 81’i erkekti. Çocukların 26’sı 14 yaş ve altı, 68’i ise 15–17 yaş aralığındaydı. Hayatını kaybeden çocuklardan 5’i göçmendi; bunların 4’ü Suriyeli, 1’i Afganistanlıydı.
Tarımda hayatını kaybeden 31 çocuğun 19’u ücretli işçi, 12’si ise ailesiyle birlikte ücretsiz çalışan çocuklardı.




