Suriye’de Geçici Şam Yönetimi ile SDG arasında 29 Ocak’ta varılan ve 30 Ocak’ta duyurulan, Kuzeydoğu Suriye ile Şam’ın birbirine entegrasyonunu içeren anlaşmanın Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla ve tüm tarafların katılımıyla gerçekleşen toplantıda çizildiği belirtiliyor.
Yeni Yaşam’da yer alan ve kaynaklara dayandırılan habere göre anlaşma ve sahada varılan çözüm, Abdullah Öcalan’ın çabaları sonucu İmralı Adası, Ankara, Kuzeydoğu Suriye, Şam, Erbil, Londra, Paris ve Washington arasındaki mekik diplomasisi sonucunda ortaya çıktı.
6 Ocak Halep saldırıları ve öncesi
6 Ocak’ta Şam’a bağlı güçler, 1 Nisan Anlaşması’nı çiğneyerek Halep’in Kürt bölgeleri Şeyh Maksut ve Eşrefiyê mahallelerine ağır bir saldırı düzenledi. Birkaç gün süren çatışmaların ardından, Asayiş güçleri her iki mahalleden de çekildi.
Ardından, Kuzeydoğu Suriye’nin diğer bölgelerine yönelik saldırılar devam etti. Saldırılar Kobani, Hasekê ve Kamişlo’nun kapılarına kadar dayandı. Bunun üzerine Özerk Yönetim seferberlik ilan etti ve kapsamlı bir direniş başladı.
Bu saldırıların hemen öncesinde 5-6 Ocak’ta Şam yönetimi ABD’nin gözetiminde İsrail ile Paris’te bir dizi görüşme gerçekleştirmiş ve iddiaya göre ortaya çıkan uzlaşma sonucu Kuzeydoğu Suriye’ye yönelik saldırılara ilişkin bir sessizlik sağlanmıştı.
Diplomasi trafiği
Halep saldırıları Kuzeydoğu Suriye’ye yönelme eğilimi kazandığı süreçte DEM Parti İmralı Heyeti’nin 17 Ocak’ta Abdullah Öcalan ile görüşmesi gerçekleşti.
Haberde biraz daha geriye gidilerek Abdullah Öcalan’ın, 2025 yılının sonlarında Kuzeydoğu Suriye’deki durumla ilgili uyarılarını dile getirmeye başladığı belirtiliyor.
Öcalan’ın, aralık ayındaki İmralı Heyeti görüşmesinde Kuzeydoğu Suriye yönetimine hızlı hareket etmeleri ve Şam ile 10 Mart Mutabakatı konusunda uzlaşmaya varmaları konusunda uyarılarda bulunduğu aktarılıyor.
Habere göre Öcalan’ın sınır kapıları, havaalanı ve ekonomik gelirlerin yönetimi gibi üç başlıkta uzlaşılması, bununla birlikte öz savunma ve öz yönetim konularında kazanımların korunması gerektiği konusunda uyarılarda bulunduğu ifade ediliyor.
Abdullah Öcalan’ın ayrıca “Görünüşe göre hegemonik güçler Suriye’ye müdahale edecek, bu yüzden bunu önlemek için hızlıca harekete geçin.” uyarısında da bulunduğu belirtiliyor.
4 Ocak: Açıklanamayan anlaşma
Habere göre 21 Aralık 2025’te Şam Özerk Yönetime resmi bir uzlaşma metni öneriyor. Bu kapsamda 4 Ocak 2026’da kapsamlı bir toplantı yapılmasına karar veriliyor.
Bu toplantı, 4 Ocak’ta Şam’da ABD ve Fransız diplomatların gözetiminde gerçekleşiyor. Toplantıda kapsamlı bir görüşme yapılıyor ve anlaşma metninde yer alacak maddeler ele alınıyor. Bir uzlaşma metni ortaya çıkıyor ve bu anlaşma metninin bir bildiriyle kamuoyuna duyurulması planlanıyor.
İddiaya göre Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani gelen bir not üzerine toplantı odasından çıkıyor. Geri döndüğünde, “Şimdi anlaşmayı imzalamayalım ve açıklamayı durduralım” diyerek, toplantı salonundan ayrılıyor.
Paris zirvesi ve İngiltere’nin rolü
4 Ocak’ta Şam’daki krizin hemen sonrasında 5-6 Ocak’ta ABD’nin gözetiminde Paris’te Şam yönetimi ile İsrail arasında bir görüşme gerçekleşti. Aynı günlerde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da “Ukrayna” gündemli bir uluslararası toplantı için Paris’te olduğunu not etmek gerek.
Haberde diplomatik kaynaklara dayandırılarak bu görüşmenin İngiltere’nin isteği üzerine yapıldığı idda ediliyor.
Golan Tepelerinin İsrail’e bırakılması ve Kuzeydoğu Suriye’ye saldırılardaki “sessizlik” olmak üzere Şam ve Tel Aviv’in bu toplantılarda uzlaşmaya vardığı iddia edilmiş, İsrail ise bu iddiaları yalanlamıştı.
Haberde Öcalan, İmralı heyetiyle yaptığı görüşmede bu plana “Bu, 15 Şubat komplosundan bile daha kapsamlı büyük bir komplodur.” tepkisinde bulunduğu belirtiliyor.
Ayrıca aynı süreçteki bir görüşmede İngiliz yetkililerin SDG yetkililerine “Sykes-Picot anlaşmasının başarısız olmasına izin vermeyeceğiz” dediği ve bu konudaki görüşlerini açıkça dile getirdiği söyleniyor.
Öcalan’ın Ankara’dan görüşme talebi
Paris anlaşmasından sonra, 6 Ocak’ta Halep’teki Kürt mahallelerine (Şeyh Maksud ve Eşrefiye) saldırılar başladı. Haberde, kaynaklara dayandırılarak Deyr Hafir saldırısının başladığı günlerde Öcalan’ın devlet yetkilileriyle görüşme talep ettiği belirtiliyor.
Görüşmede Öcalan’ın Özerk Yönetime bir mektup gönderdiği ve saldırıların Şengal’e, Erbil’e kadar uzanabileceği konusunda uyardığı aktarılıyor.
Öcalan’ın mesajında, “Eğer sizi yok etmek üzere gelirlerse, buna ancak direnişle karşılık verebilirsiniz” diyor.
Haberde devlet yetkilileriyle görüşmelerini sürdüren Öcalan’a 6 maddeden oluşan bir teklifin Suriye geçici hükümet başkanı Ahmed Şara’dan gelen bir mektup olarak sunulduğu bilgisine yer veriliyor. Şam tarafından 18 Ocak’ta duyurulan metnin aynısı olduğu belirtilen teklifin Öcalan tarafından “Kürtlerin yok edilmesi planı” olarak tanımlanarak reddedildiği belirtiliyor.
Habere göre Öcalan, İmralı’da DEM Parti heyetiyle 17 Ocak’ta yaptığı görüşmede bu sözlerini tekrarlıyor. Görüşmede Öcalan, uluslararası plan üzerinde uzun uzun durduktan sonra bu planı önlemek için çabaların güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Abdullah Öcalan’ın görüşmeye katılan devlet yetkililerine, “Bu soykırım girişimini engellemezseniz, Kürtler direnecek. Bundan kimse fayda görmeyecek. Suriye’nin Gazze’ye dönüşmesinden bahsederken bunu kastetmiştim. Kürtler direnir ve kimse bu sonucu engelleyemez” dediği aktarılıyor.
Görüşmeler hız kazanıyor
17 Ocak ile sınırlı kalmayan görüşmeler Şam güçlerinin de saldırıları sürerken hız kazanıyor. İmralı merkezli diplomasi trafiğinde Ankara, Kamışlo, Şam, Erbil ve Washington arasında sıcak görüşmeler gerçekleştiriliyor.
Habere göre İngiltere ve ABD (Tom Barrack) Erbil ile temas kuruyor ve Özerk Yönetim yetkililerinin bazı konularda ikna edilmesi üzerine kurulu planı hayata geçirmeye çalışıyor. Ancak aynı günlerde dünyanın dört bir yanında saldırılara karşı Kürtlerin ve onlarla dayanışma gösterenlerin protestolarının sürdüğü not edilmeli.
18 Ocak’ta boşa düşen dayatma
18 Ocak’ta Şam’da SDG ile Şam geçici hükümeti arasında ateşkes ilan edildi. Ateşkes karşılıklı anlaşmayla sağlandı, ancak aynı gün SDG heyetine bir anlaşma dayatıldı. Mazlum Abdi ve heyeti bu dayatmayı kabul etmedi ve Şam’dan ayrıldı.
Haberde Öcalan’ın, bunun üzerine bir kez daha devlet yetkilileri ile temasa geçtiği aktarılarak “Bu böyle devam ederse, buradaki sürecin de bir anlamı kalmayacak. Gidip devlet yetkililerine Öcalan’ın böyle bir planın içinde olmayacağını söyleyin. Kimse Rojava’yı istikrarsızlaştırıp beni buna razı edemez.” dediği iddiasına yer veriliyor.
30 Ocak: Öcalan’ın çağrısıyla kurulan masa
Haberde, doğrudan diyalog kanallarının açılmasını isteyen Abdullah Öcalan’ın önerisiyle, SDG ile Şam hükümeti arasındaki ateşkesin uzatıldığı belirtiliyor.
Öte yandan, KDP Mesud Barzani ve Bafil Talabani’nin de önemli diplomatik çabalar gösterdiği hatırlatılarak tarafların yeni bir anlaşmaya ikna edildiği ifade ediliyor.
Bu süreçte Öcalan’ın önerisiyle Cezire’de (Kuzeydoğu Suriye) bu kez tüm tarafların yer aldığı kapsamlı bir toplantı yapıldığı bilgisi aktarılıyor.
Toplantıda Ankara’yı temsilen bir heyet, Öcalan’ı temsilen bir heyet, Özerk Yönetim yetkilileri, Şam heyeti ile Amerikalı ve Fransız diplomatlar yer alıyor.
30 Ocak Anlaşması’nın çerçevesi belirlendiği toplantıda anlaşma maddeleri tek tek ele alınıyor ve müzakere ediliyor. Her iki taraf da önerilerini masaya yatırıyor. Özellikle Kürt tarafı, kırmızı çizgi olarak belirledikleri kesinlikle kabul etmeyecekleri hususları ortaya koyuyor.
Habere göre, Öcalan özellikle üç önemli noktanın dile getirilmesini istiyor. Bunlar; öz savunma hakkı, yerelden yönetim, dil ve eğitim hakkı. Sonuç olarak, 30 Ocak anlaşması belirlenen çerçevede ortaya çıkıyor.




