İdlib’in doğu kırsalında ani sağanakların ardından, dere kenarlarına kurulan derme çatma çadırların bulunduğu alanlar sular altında kaldı.
Sel suları, köylerdeki yerleşim alanları ile tarım arazilerine zarar verdi. Bölgedeki 15 çadır kampı zarar gördü, yaklaşık 300 çadır ise kullanılamaz hale geldi.

Sel nedeniyle bazı yollar ulaşıma kapandı.
2 çocuk hayatını kaybetti
Yetersiz altyapı ve drenaj sistemleri nedeniyle çadır alanlarını su bastı. İlk belirlemelere göre selde iki çocuk yaşamını yitirirken, iki çocuğun kayıp olduğu bildirildi.
Bölgede faaliyet yürüten yerel kaynaklar, altyapı eksikliklerinin ve önleyici tedbirlerin alınmamasının can kayıplarını artırdığına dikkat çekiyor. Kamplarda yaşayan sivillerin büyük bölümünün barınma ve temel ihtiyaçlara erişimde ciddi sorunlar yaşadığı ifade ediliyor.
Şam yönetimine çağrı
Sivil toplum kuruluşları yaşanan felaketin ardından Şam yönetimine çağrıda bulunarak, sivillerin korunması ve altyapı sorunlarının giderilmesi konusunda sorumlulukların yerine getirilmesini istedi. Özellikle çocuklar ve savunmasız gruplar için acil önlemler alınması gerektiği vurgulandı.
Afetten etkilenen aileler için barınma merkezleri hazırlandı
Bedama Sivil Savunma Merkezi Müdürü Mahmud el-Cassem AA’ya yaptığı açıklamada oluşan hasarın büyük ölçüde maddi olduğunu söyledi.

Cassem, sel sularının bazı araçları sürüklediğini, su kanallarının yön değiştirmesi nedeniyle iş makinelerinin zarar gördüğünü ve yoğun yağış sonucu menfezlerin tıkanmasının durumu daha da zorlaştırdığını dile getirdi.

Acil çadır, ilaç ve yakacak ihtiyacı
Cassem, acil ihtiyaçlara dikkati çekerek başta çadır olmak üzere kronik hastalar için ilaç, yakacak odun ve ısınma malzemelerine ihtiyaç duyulduğunu kaydetti.
Suriye’nin kuzeyindeki kamplarda yaşayan mülteci kadın Henan Tlayis, yıllardır süren zorunlu göç ve ağır insani koşullar altında yaşam mücadelesi verdiklerini dile getirdi.
Tlayis, “Kamptan kampa taşınmak zorunda kaldık, hiçbir yerde kalıcı olarak tutunamadık. Ya eşimle birlikte yaşayacaktık ya da birlikte ölecektik. Ailemi ayakta tutan tek şey bu oldu.” dedi.

Yıllardır ağır şartlar altında çalıştıklarını, dağlarda ve yangınların ortasında yaşam mücadelesi verdiklerini dile getiren Tlayis, güvenli bir hayata ulaşamadıklarını ifade etti.
Yağmurun durmadığını, çadırların yetersiz kaldığını ve kampların çamurla ve suyla dolduğunu söyleyen Tlayis, açlık, yoksulluk ve hastalıkların günlük hayatın bir parçası haline geldiğini aktardı.
Tüm bu zorluklara rağmen sabretmeye çalıştıklarını vurgulayan Tlais, “Her şeye rağmen şükrediyoruz,” diye konuştu.
‘Yağmur hafifledikten sonra felaketin boyutu ortaya çıktı’
Selden etkilenenlerden Vahide Halido ise yağmur sularını tahliye etmek zorunda kaldıklarını belirterek, “Bunu yapmasaydık, diğer çadırların sürüklenip gittiği gibi bizim çadırımız da sele kapılıp gidecekti.” dedi
Yağışın oldukça şiddetli olduğunu vurgulayan Halido, “Durum sakinleşene kadar kimse çadırlardan çıkamadı. Yağmur hafifledikten sonra felaketin boyutu ortaya çıktı.” ifadelerini kullandı.
Çadırı ya da eşyaları kurtarmanın mümkün olmadığını dile getiren Halido, suyun her yerden içeri dolduğunu söyledi.
Dışarıdan sağlam görünen çadırların içinin tamamen ıslandığını belirten Halido, “Suyu tahliye etmek için defalarca pompa çalıştırdık, çok yorulduk.” diye konuştu.

Sel nedeniyle birçok ailenin eşyalarının kullanılamaz hale geldiğini aktaran Halido, “Bu çadır dışarıdan diğerlerine göre daha iyi görünebilir ama içeride neredeyse hiçbir şey kalmadı. Mutfak eşyaları gibi bazı eşyalar duruyor, ancak onlar da ıslanmış ve zarar görmüş durumda.” dedi. (AA/Rudaw)




