ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi, Suriye’de Beşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından başlayan geçici süreci ve bu süreçte Kürtlerin statüsü ile güvenliğini ele alan bir oturum düzenledi.
Oturuma katılan ABD Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu (USCIRF) eski Başkanı Nadine Maenza, Trump yönetiminin “küçük adımları” bir kenara bırakması ve 30 Ocak Anlaşması’nın uygulanması için Ahmed Şara hükümetine “cesur” bir baskı yapması gerektiğini belirtti.
‘Güvenlik güçleri Kürt köylerine girmemeli’
Kongre’nin durumu yakından takip ettiğini belirten Nadine Maenza, “Şam’daki güvenlik güçlerinin Kürt, Asuri ve Ezidi köylerine girmesinin önüne geçilmelidir” dedi.
Rudaw’ın sorularını yanıtlayan Nadine Maenza, Suriye’nin başarısının tek yolunun bileşenlerin hükümette yer alması olduğunu vurguladı. Ayrıca, kadınların yönetimde yüzde 50 oranında yer aldığı Özerk Yönetimi’nin sisteminin korunmasına dikkat çekti.
Şiddetin artacağı uyarısı
Nadine Maenza, ABD’nin baskı uygulamayıp sadece izleyici kalması durumunda, bileşenlere yönelik şiddetin daha da artacağı uyarısında bulundu:
“Bir Kongre üyesinin dosyamıza veya Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam hükümeti arasındaki 30 Ocak Anlaşması’nın adil bir şekilde uygulanmasının önemine karşı çıktığını duymadım. Ayrıca dini azınlıklara adil davranılmalı, gelecekte hükümette rollerine yer verilmeli ve bileşenlere yönelik tüm şiddet durdurulmalıdır. Benim görüşüme göre orada; Suriye hükümetinin ilerlemesinin tek yolunun şiddeti sona erdirmek ve bileşenler ile azınlıkların dışlanmak yerine hükümete katılımını sağlamak olduğu yönünde bir hava vardı.”
‘Az yetinmekle vazgeçilmeli’
“Amerika Birleşik Devletleri azla yetinmekten vazgeçmeli” diyen Nadine Maenza, şöyle devam etti:
“Yaptıkları şey, ‘Sadece gelecek yılın biraz daha iyi olmasına yardımcı oluyoruz’ demek gibi bir şey. Yapmamız gereken, bu hükümete güçlü kararlar alması için gerçek bir baskı uygulamaktır. Bu, başarılı olabilmeleri için mevcut mezhepsel bölünmenin yeniden inşa edilmesine yardımcı olacaktır. Eğer ‘Onlar ciddi adımlar attığında biz de onları gözlemleyeceğiz’ dersek, bu azınlıklara yönelik daha fazla şiddet anlamına gelir. Bu, yoksulluk içinde yaşayan herkes için daha fazla ekonomik sorun demektir. Bu nedenle ABD’nin cesur bir duruş sergilemesi ve Ahmed Şara’yı, daha hızlı başarılı olmalarını sağlayacak bir hükümet değişikliği için teşvik etmesi gerekir.
Bana göre, mevcut durumu koruma fikri ve hükümetin sadece yavaş yavaş ilerlemesine izin vermek, sadece daha fazla şiddet ve Şara ile hükümeti için meşruiyet kaybı anlamına gelir. Bu da çok daha büyük bir şiddete yol açabilir.”
Nadine Maenza, kongredeki oturuma dair beklentilerini ise şu şekilde değerlendirdi:
“Bence en önemli şey 30 Ocak Anlaşması’nı ve Suriye’nin kuzey ve doğusunda yaşananları takip etmeleridir. Suriye hükümeti güçlerini geri çekiyor mu? Suriye hükümeti, bu güvenlik güçlerinin hiçbirinin Kürt, Asuri, Ezidi veya başka bir azınlık bileşeninin köylerine girmesine izin verilmeyeceğine dair taahhütlerine sadık kalacak mı?
Daha önce yerel güvenliklerine sahip olma konusunda anlaşmışlardı. Daha önce kurdukları o geniş tabanlı hükümet, orada yaşayan tüm azınlık bileşenlerini kapsayan o yerel yönetimler, o toplumun bir parçası olmalı. Elbette liderlerin yarısının kadın olması şartıyla. Kuzey ve Doğu Suriye’deki anlaşma budur. ABD ve özellikle Kongre, onların adil bir şekilde sürece dahil edildiklerinden emin olmak için süreci titizlikle izlemelidir.”
ABD Temsilciler Meclisi’nde ‘Suriye’ oturumu: SDG aleyhine atılan adımlar kırmızı çizgimizdir




