Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu.
Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:
“Milletten aldığı yetkiyle ilçesine üç dönemdir hizmet eden başarılı bir kadın siyasetçiye; “Şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek değildir, ahırda inek sağmaktır” diyerek tahkir etmeye kalkan 28 Şubat artığı bu faşizan, bu ukala, kibirli, alçak zihniyeti bugün bir kez daha lanetliyorum. Yıllarca sırf başörtülerinden ötürü kadınların eğitim hakkını, kamuda çalışma hakkını, hatta seçilme hakkını gasp edenlerle; Anadolu kadınının asırlardır üzerinde gururla taşıdığı yazmasına, tülbentine, şalvarına, çarşafına, ehramına, fistanına dil uzatanlarla; milletimize tepeden bakan, milletimizi hor ve hakir görenlerle mücadelemizi her zeminde sonuna kadar devam ettireceğimizin bilinmesini istiyorum.
Bu ülkede yasakçı ve baskıcı anlayışa göz yummadık ve yummayacağız. Kadınlara parmak sallayanlara meydanı terk etmedik, etmeyeceğiz. Eski karanlık günleri hortlatmaya çalışanların karşısında dimdik durduk, duracağız.”
‘Dünyada Türkiye rüzgarı esiyor’
“Dünyada ve bölgemizde tabiri caizse bir Türkiye rüzgarı esiyor. Burada şunu özellikle ifade etmek durumundayım; Kendimiz için ne istiyorsak dostlarımız ve kardeşlerimiz için de aynısını istiyoruz. Son dönemde hız verdiğimiz diplomatik çalışmalarımız bunun içindir.
İnsanlık tarihiyle yaşıt bir bölgenin kadim sakinleri olarak son yıllarda çatışmalarla, kardeş kavgasıyla, Gazze’de olduğu gibi barbarlıkla anılan coğrafyamızın tekrar bir selam yurdu, yeniden bir güven ve esenlik yurdu olması için hüsnüniyetle çalışıyoruz.”
‘Bizim Suriye tavrımız nettir’
“Bilhassa komşumuz Suriye’nin yaklaşık 14 yıldır hasretini çektiği istikrara, barışa, huzura süratle kavuşması en büyük temennimizdir. Aynı kıbleye yönelen Suriyeli kardeşlerimizin birlik içinde, kardeşlik içinde aydınlık geleceklerini omuz omuza inşa etmesi bizim samimi arzumuzdur. Suriye konusunda Suudi Arabistan’ın, Mısır’ın ve Ürdün’ün de bizimle aynı hassasiyetleri taşıdığını görmekten büyük bir memnuniyet duydum. Suriye’nin huzuru için her üç ülkeyle inşallah birlikte hareket edeceğiz.
Tabii burada şunun da altını çizmekte fayda görüyorum. Bakınız değerli kardeşlerim, bizim Suriye meselesinde tavrımız ilk günden beri nettir. Orada akan her damla kan ve gözyaşı bizim de yüreğimizi dağlamaktadır. Arap, Türkmen, Kürt, Nusayri fark etmeksizin Suriye’de bir tek canın yitip gitmesi bizim de canımızdan can kopması demektir. Suriye’ye vicdan merceğinden bakan herkes bir defa şunu kabul edecektir. Tıpkı aziz milletimiz gibi kardeş Suriye halkı da her şeyin en iyisine, en güzeline layıktır. Hiç şüphesiz bunu fazlasıyla hak etmektedir.”
’18 ve 30 Ocak mutabakatlarını önemsiyoruz’
“18 ve 30 Ocak mutabakatlarının tek ordu, tek devlet, tek Suriye temelinde titizlikle uygulanmasını bu bakımdan çok önemsiyoruz. Suriye’de kalıcı barışın ve istikrarın yol haritası belli olmuştur. Taraflar bunun idrakinde olarak yanlış hesap yapmamalı, eski hataları tekrar etmemeli, maksimalist taleplerle süreci zehirlememelidir. Şiddetin daha büyük şiddeti besleyeceği unutulmamalıdır. Şunu bugün tüm samimiyetimle, açık yüreklilikle ifade ediyorum. Artık Suriye’nin kaynaklarının, Suriye’nin yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin tünel yapmaya, şehirlerin altında tünel kazmaya değil, Suriye halkının tüm kesimlerinin refahına harcanmasının vakti gelmiştir. Biz Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Şara’nın ülkesini bir an önce ayağa kaldırmaya yönelik samimi gayretlerinin en yakın şahidiyiz. Son operasyonlarla işgalden kurtarılan yerlerde de yeni yönetime karşı hem teveccühün hem büyük bir beklentinin oluştuğunu müşahede ediyoruz. Yeniden yeşeren umutlar inşallah bir daha kara kışa dönmeyecektir. En başta Türkiye buna izin vermeyecektir. Suriye hükümetinin en geniş siyasi katılım ve temsili sağlayacağına, etkili bir kalkınma planını hızla hayata geçireceğine yürekten inanıyorum. Türkiye olarak en uzun sınıra sahip olduğumuz, halkını dost, akraba ve kardeş bildiğimiz Suriye’deki gelişmeleri yakından takip etmeyi sürdüreceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan:
📌”Türkiye bölgesinde nüfuz arayışında değildir, tahakküm peşinde değildir. Başka ülkeleri dizayn etme arzusunda asla değildir.”
📌“Halep’le birlikte Şam, Rakka, Haseke, Kamışlı da şen olana kadar; Deralı çocuklarla birlikte Kobanili yavruların da… pic.twitter.com/O4m1R7IOyE
— İlke TV (@ilketvcomtr) February 11, 2026
‘Barış diyoruz’
“Değerli kardeşlerim, buradan hem ülkemiz içinde hem dünyada Türk dış politikasının eksenini anlamaya çalışanlara bugün bir kez daha seslenmek istiyorum. Türkiye bölgesinde nüfuz arayışında değildir. Tahakküm peşinde değildir. Başka ülkeleri dizayn etme arzusunda asla değildir. Tam tersine biz samimi bir şekilde kardeşlik istiyoruz. Barış diyoruz. Hep birlikte kalkınalım, hep birlikte ortak geleceğimizi inşa edelim diyoruz. Halep’le birlikte Şam, Rakka, Haseke, Kamışlı da şen olana kadar, Dera’lı çocuklarla birlikte Kobanili yavruların da yüzlerinde tebessüm çiçekleri açana kadar Suriyeli kardeşlerimizi bir an olsun yalnız bırakmayacağım.
Ancak bu mübarek günlerde milli birlik ve dirliğimizi kundaklamayı amaçlayan bu rezil siyasetin koç başlığını ana muhalefetin genel başkanlık koltuğunda oturan zat ile yoldaşları yapmaktadır. Nasıl bir milyon kardeşimiz katledilirken Suriye’yi umursamadılarsa bugün de aynı durumdalar. Krizi fırsata çevirmek gibi ucuz bir hesap içindeler. Suriye’nin etnik temelli bir çatışmaya sürüklenme riski, bu komşu ve kardeş ülkenin tekrar kan gölüne dönme ihtimali bunları zerre miskal ilgilendirmiyor. Açık söylüyorum, ne Kürtler ne Nusayriler ne başkaları bunların umurunda değil. Eğer öyle olsaydı 13,5 yıl boyunca Suriye halkının tepesine varil bombaları yağarken tepki gösterirlerdi.
Suriye’de terör örgütleri cirit atarken konuşurlardı. Öyle olsaydı henüz üç dört yaşındaki masum yavruların cansız bedenleri sahile vururken seslerini çıkarırlardı. Öyle olsaydı Kürt kardeşlerimize kimlik dahi verilmezken buna itiraz ederler, Suriyeli Kürtlerin hakları için mücadele ederlerdi. Kardeşlerim ama bunu yapmadılar. 13,5 yıl boyunca sadece sustular, zulmü görmezden geldiler, sınırımızın hemen ötesinde ne olup bittiğini gündemlerine bile almadılar. Daha vahimi, on yıllar boyunca Arapları, Kürtleri nasıl aşağıladılarsa bugün de aynı yerdeler. Bugün de aynı ideolojik bağnazlıkla hareket ediyorlar.”
CHP’ye yüklendi: ‘Meyhane jargonuyla siyasetçilik oynamaktan vazgeç’
“Bunların vicdansızlıklarını gördükçe inanın onlar adına biz hicap duyuyoruz. Şunu da tam bir gönül huzuruyla bugün ifade ediyorum, benim milletim bu istismarcıların gerçek niyetini artık çok net görüyor. Benim Kürt kardeşlerim oynanan oyunları artık çok net görüyor. Benim Arap vatandaşlarım kimlerin hangi çirkin senaryoların figüranı ve taşeronu olduğunu çok net biçimde görüyor. Bu gerçeği sadece CHP Genel Başkanı görmüyor. Bu zata akıl verenler görmüyor. Bu zatı parmağında oynatanlar, uzaktan kumandayla bu şahsı istedikleri gibi kontrol edenler, keyiflerine göre yönlendirenler görmüyor. Açıkçası biz CHP’nin başındaki zattan bir siyaset ortaya koymasını, proje üretmesini, milletin ve coğrafyamızdaki mazlumların derdiyle dertlenmesini beklemiyoruz. Son kepazelikleriyle birlikte artık bundan ümidimiz kalmadı. Bari sorumlu, seviyeli, işgal ettiği koltuğa yakışır bir siyasi üslup benimsemesini en azından bunu milletten ve CHP’li vatandaşlarımızdan esirgemesin. Hakaret etmeden, küfretmeden, tehdit etmeden, mikrofonu yumruklamadan, önüne gelene sataşmadan da bu ülkede siyaset yapılabileceğini öğrensin. Affınıza sığınarak söylüyorum. Meyhane jargonuyla siyasetçilik oynamaktan artık vazgeçsin.”
‘Yerine gelen selefinden de kötü çıktı’
“Burada daha önce yaptığım bir tespitimi tekrar hatırlatmak isterim. Görüyoruz ki zaman değişiyor. Dünya değişiyor. Genel başkanlar değişiyor. Ama CHP’de gelen gideni aratır gerçeği asla ve asla değişmiyor. Biz eskisini oturduğu koltuğun hakkını vermiyor diye eleştiriyorduk, yerine gelen selefinden de kötü çıktı. Anlaşılan yeni genel başkanın kelime dağarcığı öncekinden daha sınırlı. Biz üslup sorunu var zannediyorduk, meğer sorun bizatihi üslubuymuş.
Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Şara’ya yönelik edep ve nezaket dışı ifadelerini ayıplıyorduk. Meğer beyefendi günlük hayatta da o seviyesiz kelimelerle iletişim kuruyormuş. Lafa gelince Türkiye’yi yönetmeye talipler. Ancak ne kendilerini ne de CHP’yi yönetebiliyorlar. Durum öyle bir yere vardı ki millet son günlerde dizi izlemeyi bıraktı, her akşam çayı, çekirdeği alıp CHP’nin skandallarını seyretmeye başladı. Entrika, kumpas, iftira, tuzak, komedi, trajedi ne ararsan hepsi var. Ne diyelim? Allah bunlara akıl, çileli vatandaşlarıma da sabır versin. Milletimiz bilhassa kalbi, zihni, dili temiz evlatlarını bu satıhta maruz kalmaktan korumaya devam etsin.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir süredir kabinede beklenen değişikliği gerçekleştirerek, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’i, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yerine de Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi’yi atamıştı. Erdoğan, “Biliyorsunuz dün gece kabinemizde iki bakanlıkta bir nöbet değişimi yaşandı. Adalet ve İçişleri Bakanlıklarımıza yeni atamalar yaptık. Görevlerini devreden Adalet Bakanımız Yılmaz Tunç ile İçişleri Bakanımız Ali Yerlikaya’ya bugüne kadarki hizmetleri için teşekkür ediyorum.Inşallah bundan sonra birlikte mesai yapacağımız Adalet Bakanımız Akın Gürlek’e ve Yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye yüce muvaffakiyetler temenni ediyorum” dedi.
Erdoğan’dan yeni atamalara ilişkin ilk açıklama:
🔹”Adalet Bakanımız Akın Gürlek’e ve İçişleri Bakanımız Mustafa Çiftçi’ye muvaffakiyetler temenni ediyorum.”https://t.co/UxAvZ5Bmy4 pic.twitter.com/BSUtCa8HdK
— İlke TV (@ilketvcomtr) February 11, 2026
‘Süreci başarıyla yürüttük’
Kürt meselesinin çözümü için başlatılan sürece ilişkin de konuşan Erdoğan, şunları söyledi:
“Cumhur İttifakı olarak Terörsüz Türkiye sürecini yine bu tasavvurla başlattık. Yaklaşık 16 aydır gizli açık çeşitli sabotaj girişimlerine rağmen hamdolsun süreci başarıyla yürüttük. İttifak olarak dayanışma hâlinde, strateji ve taktik birliği içinde en kritik kavşaklarda cesaretli davranarak, gerektiğinde riske girerek süreci bugünlere kazasız belasız getirdik. Suriye’nin kuzeyindeki belirsizliğin ortadan kalkması ve tam entegrasyonun sağlanmasına paralel olarak inşallah sürecin yükü daha da hafifleyecek, belli başlı konularda çok daha seri yol alma imkânı doğacaktır. İlgili kurumlarımız sınırlarımızın ötesindeki gelişmeleri titizlikle takip ediyor. Tarihi bir sorumluluk üstlenen Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz da nihai raporunu tamamlamak üzeredir. Komisyonda yer alan siyasi partilerin yapıcı katkılarıyla raporun tekemmül ettirileceğine inanıyorum. Şurası bir gerçek ki raporun açıklanmasını müteakip siyaset kurumuna daha fazla görev ve sorumluluk düşecektir. Milli iradenin tecelligâhı olan Meclisimiz inşallah sürecin yeni aşamasında da vazifesini güvenle yapacaktır. Biz AK Parti olarak ilk günden beri olduğu gibi mesuliyet bilinciyle hareket edeceğiz. Her zamankinden daha yapıcı, daha kuşatıcı olacağız. Ülkemize sadece ekonomik maliyeti iki trilyon doları bulan bu sorunun kalıcı biçimde çözülmesi için gövdemizi taşın altına koymaktan çekinmeyeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Sorunun kalıcı çözümü için gövdemizi taşın altına koymaktan çekinmeyeceğiz.”
📌”Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz nihai raporunu tamamlamak üzere.
📌Raporun açıklanmasını müteakip siyaset kurumuna daha fazla görev ve sorumluluk… pic.twitter.com/HXRFSY3k39
— İlke TV (@ilketvcomtr) February 11, 2026




