Nörobilimci Horvath: Z kuşağı önceki kuşaktan daha az zeki olan ilk nesil

Z kuşağı, bugüne kadar hiçbir modern neslin “başaramadığı” bir şeyi başardı. Bir asırdan fazla süren istikrarlı akademik yükselişin ardından, test puanları nihayet tersine döndü. Tarihte ilk kez, yeni bir nesil resmi olarak bir önceki nesilden daha “düşük zekalı” çıktığı öne sürüldü.

Nörobilimci Horvath: Z kuşağı önceki kuşaktan daha az zeki olan ilk nesil
Nörobilimci Horvath: Z kuşağı önceki kuşaktan daha az zeki olan ilk nesil
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 13 Şubat 2026 14:22

Nörobilimci Jared Cooney Horvath, New York Post’a verdiği demeçte, “Modern tarihte, akademik standart testlerde bir önceki nesilden daha düşük puan alan ilk nesil onlar” dedi. Bu gerileme sadece tek bir alanda değil; dikkat, hafıza, okuryazarlık, matematik becerileri, yürütücü işlevler ve genel IQ gibi tüm alanlarda görülüyor. Yani sadece tek bir zayıf nokta yok; kontrol panelindeki tüm uyarı ışıkları aynı anda yanıyor.

Horvath, aynı mesajı 2026 yılında Senato’da düzenlenen “Ekran Süresi ve Çocuklar” konulu oturumda da dile getirdi. Konuyu nesiller arası bir atışmaya dönüştürmek yerine doğrudan “maruz kalma” oranlarına odaklandı: “Bir gencin uyanık olduğu vaktin yarısından fazlası ekrana bakarak geçiyor.” Horvath, insani öğrenmenin kesintisiz dikkat ve diğer insanlarla etkileşime dayalı olduğunu, sonsuz akışların ve kısa içeriklerin ise bunların hiçbirini sunmadığını savundu.

Z Kuşağı ebeveynlerinden gerçekten daha mı az zeki?

Araştırmaya göre, okullar da bu süreçte teknolojiye fazlasıyla bel bağladı. Eğitim yazılımları; ders kitaplarının, uzun okumaların ve derinlemesine problem çözme süreçlerinin yerini aldı. Dersten sonra telefonlarına, tabletlerine ve dizüstü bilgisayarlarına gömülen öğrenciler; sosyal medya akışları ile üzerinde pek de kafa yormadıkları bilgilerin kısa özetleri arasında mekik dokuyor. Horvath, bu durumun sonucunu “yüzeysel okumaya alışmış öğrenciler” olarak tanımlıyor. Yüzeysel tarama yapmak verimli hissettirebilir ama derinlik kazandırmıyor.

Horvath, “Teknoloji karşıtı değil, disiplin yanlısıyım” diyor. Ona göre zihinsel disiplin, bir “zorlanma” (sürtünme) gerektiriyor: Metnin tamamını okumak, kafa karışıklığıyla başa çıkmak ve anında ödül vermeyen bir materyal üzerinde vakit harcamak. Bu zorluğu ortadan kaldırdığınızda bilişsel beceriler köreliyor. Beyin, sunulan ortama uyum sağlar; şu anki ortam ise kalıcılıktan ziyade hıza değer veriyor.

Bu düşüş sadece ABD’ye özgü de değil. Horvath, senatörlere yaklaşık 80 ülkede dijital teknolojinin sınıflara girmesiyle akademik performansın düştüğünü belirtti. Sadece bu zamanlama bile, öğrenme ortamlarının bilişsel gelişimi nasıl etkilediği konusunda ciddi soru işaretleri doğuruyor.

Durumun tuhaf bir yanı daha var: Horvath, birçok gencin ölçülen düşük performansa rağmen zekalarına fazlasıyla güvendiğini söylüyor.

Ortada bir “günah keçisi” veya kolay bir çözüm olmadığı için bu tartışma herkesi rahatsız ediyor. Horvath, senatodaki ifadesini şu sert sözlerle noktaladı: “Neslimizin yüzleşmesi gereken acı gerçek şu: Çocuklarımızın bilişsel kapasitesi, bizim onların yaşındaki halimizden daha düşük.” Horvath’ın önerisi ise net: Okullarda ekran kullanımını azaltmak, derinlemesine öğrenmeyi geri getirmek ve bir sonraki nesil tamamen kaybolmadan önlem almak.