Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye getirilişinin 27. yıldönümü nedeniyle DEM Parti yaptığı yazılı açıklamada, 15 Şubat’ın Orta Doğu’da kaos yaratmak isteyen güçlerin bir senaryosu olduğu belirtilerek, şu ifadelere yer verildi:
“1993 yılından bu yana barış için irade gösteren Sayın Öcalan’ın ideolojik ve politik olarak teslim alınması hedeflenmişti. Ancak Sayın Öcalan’ın etnik çatışmayı reddeden ve demokratik ortak yaşamda ısrar eden tutumu, bu komployu boşa çıkarmıştır. 27 Şubat 2025 tarihli ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’, bu komplonun etkisiz kılınmasındaki en güçlü siyasi hamle olmuştur.”
15 Şubat 1999’da Öcalan’ın Türkiye’ye getiriliş nedenleri ve hedeflerinin tüm boyutlarıyla açığa çıkmadığı belirtilen açıklamada, 27 Şubat 2025 tarihli Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın 15 Şubat’ın boşa çıkarılmasının güçlü siyasi çağrısı olduğu ifade edildi:
“27 Şubat Asrın Çağrısı ile birlikte etnik çatışma ve ayrışma ile bölgesel emperyalist dizayn hamlelerine karşı Türkiye ve Ortadoğu halklarının ortak ve demokratik iradeleriyle yaşamasının imkan ve potansiyeli ortaya çıkarıldı.”
Açıklamada, 6 Ocak 2025’te Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde başlayıp Kuzey ve Doğu Suriye geneline yayılan saldırılar “ikinci bir uluslararası komplo” olarak nitelendirildi.
Bu girişimle Türk, Kürt ve Arap halkları arasında bir iç çatışma zemini yaratılmak istendiği ancak direniş ve siyasi müdahale ile bu durumun engellendiği ifade edildi.
‘Umut hakkı bir zorunluluktur’
DEM Parti, kalıcı bir barış için hukuki ve siyasi adımların atılması gerektiğini belirterek açıklamayı şu çağrıyla tamamladı:
“İmralı tecrit sistemine son verilmesi, Sayın Öcalan’ın özgür çalışma ve iletişim koşullarına kavuşması bir tercih değil, sürecin gerekliliğidir. Umut hakkının verilmesi, halklara kurulan bu karanlık senaryonun tamamen ortadan kaldırılmasının zorunlu unsurudur. Eşit, adil ve demokratik bir Türkiye’nin inşası için mücadelemizi sürdüreceğiz.”
DBP: Çözümün adresi belli, iradesi nettir
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Genel Merkezi tarafından yapılan yazılı açıklamada, 15 Şubat’ın 27’nci yılına girildiği hatırlatılarak, bu girişimin halkların özgürlük iradesi ve İmralı’da sergilenen çözüm kararlılığı karşısında yenilgiye uğradığı ifade edildi. Açıklamada, Öcalan’ın geliştirdiği “Demokratik Modernite” kuramının halklar için bir nefes borusu olduğu vurgulandı.
Kürt meselesinin sürdürlenen çözümsüzlük politikalarının bölgesel krizleri derinleştirdiği belirtilen metinde, Suriye ve Rojava’daki gelişmelerin “Demokratik Ulus” modelinin haklılığını kanıtladığı ifade edildi. DBP, Suriye’nin huzurunun ancak Kürt halkının varlığının tanınması ve Öcalan’ın çözüm iradesinin muhatap alınmasıyla mümkün olacağını kaydetti.
Açıklamanın sonunda, 27 Şubat’ta somutlaşan barış çağrısının toplumsal demokratikleşme için tarihsel bir yol haritası olduğu belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
“Kamuoyunun beklentisi, tecrit sistemine derhal son verilerek Sayın Öcalan’ın özgürlüğünün sağlanması ve müzakere zemininin hukuki güvencelerle oluşturulmasıdır. Çözümün adresi belli, iradesi nettir; bu iradeye kulak tıkamak geleceği karartmaktır.”




