Ödüllü Sudanlı sinemacılar Mohammed Alomda, Amjad Abu Alala ve Paula Thabet, yeni projeleri Blue Card’ı sunmak üzere katılacakları Berlin Film Festivali’nden, Almanya’nın Kahire Büyükelçiliği’nin vize başvurularını “göç riski” gerekçesiyle reddetmesi üzerine çekildi.
Ekip, kendilerine sunulan çevrimiçi katılım seçeneğini de kabul etmedi.
Gazze’deki savaş ve İsrail’e verilen destek nedeniyle eleştirilerin odağında olan 76. Berlin Film Festivali (Berlinale), 12 Şubat’ta tartışmalar eşliğinde başladı. Festivalin jüri başkanı Wim Wenders’in açılış basın toplantısında “siyasetin alanına girmemeliyiz” sözleri de kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Bu açıklamalar, Altın Ayı için yarışan yönetmen Emin Alper’in de aralarında bulunduğu pek çok isme yöneltilen sorularla gündemde kalmaya devam etti.
Festivaldeki tartışmalara bir yenisi daha eklendi. Sudan yapımı “Blue Card” filmine imza atan ekip, Almanya’nın Kahire Büyükelçiliği tarafından “göç riski” olarak değerlendirildiklerini ve bu gerekçeyle vizelerinin reddedildiğini duyurdu.
Yönetmen Mohammed Alomda, yapımcı Amjad Abu Alala ve senarist Paula Thabet’in, 14–17 Şubat tarihleri arasında European Film Market kapsamında düzenlenen Berlinale Co-Production Market’e katılmak üzere Mısır’dan Almanya’ya seyahat etmeleri planlanıyordu. Ancak 12 Şubat’ta vize başvurularının reddedildiği bildirildi. Gerekçe olarak Almanya’ya seyahat amaçlarının ve geri dönüp dönmeyeceklerinin yeterince net olmadığı ifade edildi.
‘İstenmediğimiz hissettirilmişken neden katılalım?’
Ekip, başlangıçta kendilerine sunulan çevrimiçi katılım teklifini kabul etti. Ancak daha sonra bu karardan vazgeçerek organizasyondan tamamen çekildi.
Amjad Abu Alala, “Bu ülke tarafından istenmediğimiz hissettirilmişken neden uzaktan katılalım ki?” sözleriyle kararı duyurdu. Kahire merkezli Sudanlı yönetmen Alala, “You Will Die at Twenty” filmiyle Venedik’te ödül kazanmış, “Goodbye Julia” ile Cannes’da ödüle layık görülmüştü. Ayrıca daha önce Berlinale’nin Generation bölümünde jüri üyeliği yapmıştı.
Alala, yaptıkları açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Uluslararası festivallerde başarılar elde etmiş güçlü bir sinema geçmişine sahip olmamıza rağmen, Arap ve Afrikalı sinemacılar olarak onurumuzu korumak için harekete geçmek zorunda kaldık. Yasal yollarla seyahat edebileceğimizi ve Nisan ayında Kahire’de filmimizi çekmek üzere geri döneceğimizi kabul edemiyorlar.”
Alala, yaşanan durumdan Berlinale’yi sorumlu tutmadıklarını belirterek festivali, “yerinden edilme, sürgün ve aidiyet arayışı üzerine filmleri sürekli destekleyen bir platform” olarak tanımladı.
Berlinale’den açıklama
Berlinale Ortak Yapım Marketi Başkanı ve proje küratörü Martina Bleis, yaptığı açıklamada, film ekibini Berlin’de ağırlamak istediklerini belirtti.
Bleis, “Projenin yapımcısını, yönetmenini ve senaristini Berlin’de ağırlamayı, vizyonlarını potansiyel ortaklarla yüz yüze paylaşmalarını çok istiyorduk ve şu anda aramızda olamamalarından dolayı üzgünüz” dedi. Bleis ayrıca, sinemanın sınırların ötesinde insanları birbirine bağladığını ve organizasyonun da aynı anlayışı benimsediğini ifade etti.
‘Sanat siyasetin dışında kalmalı’ tartışması
Açılış basın toplantısında Gazze’ye ilişkin sorulara yanıt veren jüri başkanı Wim Wenders, sinemanın insanları dönüştürebileceğini ancak politikayı doğrudan değiştiremeyeceğini söyledi. “Filmler dünyayı değiştirebilir, ama politik bir şekilde değil” diyen Wenders, bilinçli biçimde politik filmler yapıldığında sinemanın siyasetin alanına girdiğini savundu ve film yapımcılarının “politikacıların değil, insanların işini yapması gerektiğini” ifade etti.
Jüri üyesi Polonyalı yapımcı Ewa Puszczyńska da Almanya hükümetinin İsrail’e verdiği destekle ilgili soruları “karmaşık” ve “biraz adil değil” sözleriyle yanıtladı; sanatçıların devletlerin politik kararlarından sorumlu tutulamayacağını belirtti.
Bu açıklamalar, festival çevresindeki tartışmaları daha da alevlendirdi. Booker ödüllü Hint yazar Arundhati Roy, Berlinale’ye katılmayacağını duyurdu. Roy, kararının gerekçesi olarak Wenders’in sanatın politik meselelerin dışında kalması gerektiğine dair açıklamalarını ve Gazze’ye ilişkin yorumları gösterdi.
Roy, “Sanatın politik olmaması gerektiğini duymak insanı hayrete düşürüyor. Bu, gözlerimizin önünde gerçekleşen bir insanlık suçuna dair konuşmaları susturmanın bir yolu. Oysa tam da böyle anlarda sanatçılar, yazarlar ve sinemacılar bunu durdurmak için ellerinden gelen her şeyi yapmalı” ifadelerini kullandı. (Agos)




