Saha Araştırmaları Merkezi (SAMER) tarafından hazırlanan “Türkiye’de Türkçe dışında konuşulan anadillerin kullanım düzeyi ile anadillerine ilişkin talep ve eğilimlerine yönelik araştırma raporu” yayımlandı. 4–10 Şubat 2026 tarihleri arasında çevrimiçi anket yöntemiyle gerçekleştirilen araştırmaya 1.540 kişi katıldı. Veriler SPSS programı kullanılarak analiz edildi.
Araştırmanın amacı ve yöntemi
Araştırma, katılımcıların anadil bilgisi, anadilin gündelik yaşamda kullanım biçimleri, kuşaklar arası aktarımı ve anadilde eğitime yönelik tutumlarını ortaya koymayı amaçladı. Katılımcıların önemli bir bölümü Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu ve Marmara bölgelerinde yaşıyor. Örneklemin yaş ortalaması 42,7 olarak hesaplandı.
Anadil kullanımı hane içinde yoğun, kamusal alanda zayıf
Araştırmaya göre katılımcıların büyük çoğunluğunun anadili Kurmancî. Hane içinde Kurmancî ve Türkçe en çok konuşulan diller olurken, aile içinde anadilin “her zaman” ya da “sık sık” konuşulduğunu belirtenlerin oranı dikkat çekiyor. Buna karşın sosyal hayatta Türkçe açık ara baskın dil olarak öne çıkıyor.
Cinsiyet karşılaştırması, kadınların sosyal hayatta daha yüksek oranda Türkçe kullandığını, erkeklerde ise Kurmancî kullanımının belirgin biçimde arttığını gösteriyor. Yaş gruplarına göre bakıldığında sokakta Türkçe konuşma oranı hem gençlerde hem de ileri yaş gruplarında yüksek.
Okuma ve yazma becerileri zayıf
Katılımcıların anadillerini anlama ve konuşma düzeyleri görece yüksek olsa da okuma ve özellikle yazma becerilerinde ciddi düşüş görülüyor. Yazma becerisinde “hiç” yanıtının yüksekliği, anadilin formel ve akademik alanlardan dışlandığına işaret ediyor.
Anadilini yeterince anlayamama ya da konuşamama nedenleri arasında ilk sırada “öğrenebilecek okul ve kaynak olmaması” yer alıyor. Bu durum, dil yeterliliğindeki eksikliğin bireysel tercihlerden çok yapısal engellerle ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.
Çocuklarla anadilde iletişimde kırılma
Hanesinde 0–18 yaş arası çocuk bulunan katılımcıların önemli bir bölümü çocuklarıyla anadilde konuşmadığını belirtiyor. Bunun en yaygın gerekçesi çevrede Türkçenin baskın olması. Katılımcıların büyük bir kısmı çocuklarına anadili öğretmek için çaba gösterdiğini ifade etse de, bu çabanın yeterli kurumsal destekle karşılanmadığı görülüyor.
Anadilde eğitime güçlü destek
Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, çocukların anadillerinde eğitim görmesini isteyenlerin oranının yüzde 98,7’ye ulaşması oldu. Katılımcılar, anadilde eğitimi temel bir insan hakkı olarak görüyor. Büyük çoğunluk, eğitimin okul öncesinden itibaren anadilde başlaması gerektiğini savunuyor.
Mevcut okullarda “yaşayan diller” kapsamında verilen anadili eğitimleri ise katılımcıların büyük bölümü tarafından yetersiz bulunuyor.
En büyük tehdit anadilde eğitimin olmaması
Katılımcılara göre anadilin varlığını sürdürmesi önündeki en büyük tehlike, anadilde eğitimin bulunmaması. Anadilin korunması ve geliştirilmesi için en öncelikli öneriler arasında eğitimin anadilde verilmesi, yasal ve anayasal güvence sağlanması ve resmi statü tanınması yer alıyor.
Araştırma, katılımcıların önemli bir bölümünün devlet dairelerinde ve sosyal medyada anadilleri nedeniyle ayrımcılığa maruz kaldığını düşündüğünü de ortaya koyuyor. Bu durum, dil meselesinin yalnızca kültürel değil, aynı zamanda kamusal eşitlik ve yurttaşlık deneyimiyle de doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor.
Genel değerlendirme
SAMER’in araştırması, anadilin gündelik hayatta giderek daralan bir alana sıkıştığını; buna karşın anadilde eğitime yönelik talebin son derece güçlü ve yaygın olduğunu ortaya koyuyor. Bulgular, anadilin sürdürülebilirliğinin büyük ölçüde eğitim politikaları ve yasal güvencelere bağlı olduğunu gösteriyor.




