Şam yönetimine bağlı grupların, Kobani’ye dönük kuşatması 33’üncü gününe girdi.
Kentte devam eden abluka nedeniyle insani kriz her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Rakka, Tabka ve çevre köylerden yerinden edilen binlerce ailenin kente sığınmasıyla birlikte nüfus artarken, temel yaşam ihtiyaçlarına erişim ise ciddi biçimde kısıtlanmış durumda. Temiz içme suyuna erişimin sağlanamaması nedeniyle özellikle çocuklar arasında hastalıkların yayıldığı belirtiliyor.
Kentte bulunan gazeteci Hevîdar Heranî, kuşatmanın 33’üncü gününde yaşananlara ilişkin Mezopotamya Ajansı’na (MA) konuştu.
Hevîdar Heranî, bir ayı aşkın süredir kentin ağır bir abluka altında olduğunu belirterek, yalnızca elektrik akışının kısmen sağlandığını, buna karşın temel ihtiyaç maddelerine erişimin büyük ölçüde engellendiğini aktardı.
Özellikle Ramazan ayı dolayısıyla halkın yaşadığı zorlukların daha da arttığına dikkati çeken Hevîdar Heranî, “Ramazan ayındayız. Ancak Kobani halkı zaten bir aydır oruç koşullarını yaşıyor. Ağır şartlar altında yaşam mücadelesi veriyor. Abluka sürüyor ve şu ana kadar yalnızca elektrik verilmiş durumda” ifadelerini kullandı.
‘Su istasyonları Şam’a bağlı grupların elinde’
Yerinden edilenlerin de Kobani’ye sığınmasıyla nüfusun kapasitenin çok üstüne çıktığını vurgulayan Hevîdar Heranî, “Aileler, Kobani’deki okullarda oldukça ağır koşullar altında yaşamlarını sürdürüyor. Fırınlarda ekmek, temel gıda, süt ve su sıkıntısı yaşanıyor. Mevcut su kirli çünkü merkez istasyonlar Şam’a bağlı grupların elinde bulunuyor. Bu durum çocukların hastalanmasına ve hastalıkların daha da yayılmasına neden oluyor” dedi.
Yerinden edilen 3 çocuğun, kuşatma, soğuk hava ve kirli suya bağlı hastalıklar nedeniyle yaşamını yitirdiğini hatırlatan Hevîdar Heranî, şöyle devam etti.
“Kente ulaşan insani yardımlar, binlerce kişinin yaşadığı bu büyük yerleşimin sorunlarını çözmeye yetmiyor. Kobani halkı, birkaç yardım aracının girişinin yeterli olmadığını, asıl ihtiyacın yolun tamamen açılması ve hasta çocuklar ile özel hastalığı bulunan kişilerin Qamişlo’ya ve Halep’e güvenli bir şekilde geçişinin sağlanması olduğunu dile getiriyor.” (MA)




