Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları partisinin haftalık Meclis grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kürt meselesinin çözümüne dair devam eden sürece dair konuşan Tülay Hatimoğulları, “Kalıcı bir barış için Sayın Öcalan’ın statüsü yasal bir düzenleme ile tanınmalı ve hukuki güvence altına alınmalıdır. Bu süreç sözde kalmamalı” dedi.
Hatimoğulları, Arapça başladığı konuşmasında 21 Şubat Dünya Anadil Günü’ne vurgu yaptı. Hatimoğulları şunları belirtti:
“Anadil doğuştan gelen temel hakların başından gelir. Anadil bir ülkeyi bölmez, bilakis birleştirir, bütünleştirir. Hiçbir dil bilinmeyen dil değildir. Milyonlarda Kürdün yaşadığı bir ülkedir Türkiye. Peki Kürdün anadili ile eğitim görmesinden daha doğal ne olabilir ki? Anadil özgürleşmeden demokrasi tamamlanamaz.”
Kürt sorunun çözümü için devam eden süreç ve bu kapsamda Meclis Komisyonu’nun açıkladığı rapora değinen Hatimoğulları, yasal değişiklikler için Ramazan Bayramı sonrasının beklenmemesi gerektiğini söyledi.
Hatimoğulları, şunları dile getirdi:
“Bayram sonrasını beklemeye gerek yok. Meclis bu rapordan hareketle elini acilen taşın altına koymalıdır. AİHM ve AYM kararlarını uygulamak için yasal düzenlemeye, beklemeye gerek yok.
Gelin hayırlı işleri hep birlikte yapalım. Bayramda 86 milyona müjdeleri armağan edelim.”
‘Asgari ücret ve emekli maaşı yoksulluk sınırının yarısına çıkarılmalı’
Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Hatimoğulları, dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 43 bin 415 liraya, yoksulluk sınırının ise 105 bin liraya çıktığını hatırlattı.
2015-2024 arasında nüfus artışının yüzde 8,8 olmasına karşın yardıma muhtaç kişi sayısının yüzde 51,6 arttığını belirten Hatimoğulları, “Bu büyük yoksulluğun sorumlusu mevcut iktidardır” dedi.
Hatimoğulları, en düşük emekli maaşı ile asgari ücretin en az yoksulluk sınırının yarısına denk gelecek şekilde belirlenmesi gerektiğini vurgulayarak, asgari ücrete, emeklilere ve memurlara ikinci bir zammın acilen gündeme alınmasını istedi.
‘Komisyon raporunun dili çözüm dili değil’
İmralı Heyeti’nin 18 Şubat’ta yaptığı açıklamada Abdullah Öcalan’a atfedilen beyanın “çok önemli bir siyasi açıklama” olduğunu söyleyen Hatimoğulları, “Artık nasıl birlikte yaşayacağımızı konuşma zamanıdır” dedi.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporuna da değinen Hatimoğulları, raporun eksiklikleri ve toplumsal gerçeklerle uyumsuz yönleri bulunduğunu ifade etti. Kürt meselesinin güvenlik ve terör parantezine sıkıştırılmasının kabul edilemez olduğunu belirten Hatimoğulları, raporun çözüm dili yerine eski bir dili yeniden ürettiğini söyledi.
‘Bayram sonrasını beklemenin manası yok’
Hatimoğulları, AİHM ve AYM kararlarının uygulanması için yeni bir yasal düzenlemeye gerek olmadığını belirterek, Demirtaş, Yüksekdağ, Kavala ve Can Atalay’ın hâlâ cezaevinde olmasını, kayyım uygulamalarının sürmesini ve muhalefete yönelik soruşturmaları eleştirdi.
“Bayram sonrasını beklemenin bir manası yok” diyen Hatimoğulları, iktidara şu çağrıyı yaptı:
“Gelin bu hayırlı ayda hayırlı işleri hep beraber yapalım. İnfaz Kanunu’nu, çerçeve kanunu ve demokratikleşme kanununu bu ay çıkaralım. Bayramda 86 milyona müjdeler ve mutluluklar armağan edelim.”
‘Kalıcı barış için Öcalan’ın statüsü yasal güvenceye alınmalı’
27 Şubat 2025’te yapılan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın Türkiye tarihinde kritik bir eşik olduğunu söyleyen Hatimoğulları, Kürt siyasi hareketinin silahların devreden çıkması ve demokratik siyasetin esas alınması yönünde irade ortaya koyduğunu hatırlattı.
Hatimoğulları, kalıcı barış için Abdullah Öcalan’ın statüsünün yasal bir düzenlemeyle tanınması ve hukuki güvence altına alınması gerektiğini vurgulayarak, “Bu süreç sözde kalmamalı, TBMM çatısı altında yasal düzenlemeler hızla yapılmalı. Kayyım düzeni bitmeli, halkın iradesine saygı esas alınmalı. Kürtlerle ilişki güvenlik parantezinden çıkarılmalı, eşit yurttaşlık ve demokratik ortaklık zeminine oturmalıdır” dedi.
Hatimoğulları, barışın temennilerle değil; yasalar, kurumlar ve somut adımlarla inşa edilebileceğini belirterek, DEM Parti’nin bu sürece katkı sunmaya hazır olduğunu ifade etti.




