Pakistan-Afganistan gerilimi hakkında bilinenler

Sınır hattında yaşanan ve her iki taraftan da kayıpların verildiği çatışmaların kökeninde, bir asırdan fazla geçmişi olan sınır anlaşmazlıkları ve bölgedeki üçlü (Pakistan-Afganistan-Hindistan) jeopolitik rekabet yatıyor.

Pakistan-Afganistan gerilimi hakkında bilinenler
  • Yayınlanma: 27 Şubat 2026 16:57
  • Güncellenme: 27 Şubat 2026 18:32

Pakistan ile Afganistan arasındaki gerilim, Ekim 2025’te İstanbul’da yürütülen ateşkes görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından yerini açık çatışmaya bıraktı. Sınır hattında yaşanan ve her iki taraftan da kayıpların verildiği bu çatışmaların kökeninde, bir asırdan fazla geçmişi olan sınır anlaşmazlıkları ve bölgedeki üçlü (Pakistan-Afganistan-Hindistan) jeopolitik rekabet yatıyor.

Taliban’ın Afganistan’da 2021’de iktidara gelişinin ardından artan gerginlik, sadece sınır kavgası değil; 1893’ten beri süren tarihsel bir arka plana dayanıyor.

Durand Hattı: 1893’ten günümüze ulaşan sınır sorunu

Bugün yaşanan krizin temelinde, 12 Kasım 1893 tarihinde İngiliz diplomat Mortimer Durand ile Afganistan Emiri Abdurrahman Han arasında imzalanan ve “Durand Hattı” olarak bilinen sınır anlaşması bulunuyor.

Sınırın iki tarafındaki Peştun kabilelerini ikiye bölen bu hat, 1947 yılında Pakistan’ın bağımsızlığını kazanmasıyla tartışmalı bir hal aldı.

Afganistan, bu sınırın İngiltere tarafından dayatıldığını savunarak geçerliliğini reddederken; Pakistan, uluslararası hukuk çerçevesinde bu sınırın resmî statüsünü koruduğunu belirtiyor.

Afganistan, “Peştunistan” talebiyle sınırın varlığını sorgularken, Pakistan Viyana Antlaşmalar Hukuku’na dayanarak mevcut statüyü korumayı seçti.

Peştunistan talebi ve Taliban’ın iktidarı

Afganistan tarafı, Durand Hattı’nı tarihî bir haksızlık olarak görerek bağımsız bir “Peştunistan” kurulması fikrini savunmaya devam ediyor. 2021 yılında çoğunluğu Peştunlardan oluşan Taliban’ın Afganistan’da yönetimi ele geçirmesi, bu tarihsel iddiaların daha güçlü bir şekilde gündeme gelmesine neden oldu.

Pakistan ise Taliban’ı, kendi topraklarında saldırılara imza atan Tehrik Taliban Pakistan(TTP) örgütüne destek vermekle suçlayarak sınır güvenliğini önceliyor.

İsim benzerliğine rağmen ideolojik olarak Afganistan’daki Taliban’dan farklılıklar gösteren ve yine Peştun ağırlıklı ve dini olarak Diyobendiliğe mensup olan TTP 2021’den itibaren Afganistan’ı yöneten Taliban’a bağlılığını açıkça ilan edip ve onunla birlikte savaşmış olsa da, bağımsız hareket etmeyi sürdürdü ve Taliban’ın komuta yapısına dâhil olmadı.

Hindistan nerede duruyor?

Keşmir sorunu üzerinden yaşanan Mayıs 2025’teki Hindistan-Pakistan çatışmasının ardından Hindistan, Pakistan’ı diplomatik ve askeri olarak baskı altına almak amacıyla daha önce tanımadığı Taliban’la ilişki kurmaya karar verdi.

Ekim ayında Taliban’ın (Afganistan İslam Emirliği) Dışişleri Bakanı Amir Han Muttaki’yi Yeni Delhi’de ağırlayan Hindistan, sağlık ve maden alanında işbirliği vaat etti ve ülkedeki temsilciliğini büyükelçilik statüsüne yükseltme kararı aldı.

Bu karar ve Hindistan’ın “bölge ülkelerinden kaynaklanan terörizm” vurgusu İslamabad yönetimi tarafından “açık bir mesaj” olarak okundu.

Diyobendi ekolü ve etkisi

Hindistan’ın Afganistan üzerindeki etkisini artırma çabalarında ideolojik bağlar da dikkat çekiyor. Taliban’ın dini temelini temelini oluşturan Diyobendî (Deoband) ekolünün köklerinin Hindistan’da olması, Yeni Delhi yönetimi için stratejik bir fırsat sunuyor.

Hindistan güvenlik bürokrasisinden gelen açıklamalar, bu dini gelenek ve ekonomik yardımlar üzerinden Taliban’ı Pakistan’a karşı konumlandırma niyetini açıkça ortaya koyuyor.

Pakistan, bu durumu “iç güvenlik tehdidi” olarak görüyor. Pakistan, gerek Sovyetler Birliği’nin işgali döneminde gerekse ABD’nin müdahalesi süresince ve ardından Taliban’ın 2021’de ülke yönetimini ele geçirmesi sürecinde milyonlarca Afgan göçmeni topraklarında barındırdı.

Ancak son yıllarda artan güvenlik endişeleri ve ekonomik baskılar nedeniyle, İslamabad yönetimi bu göçmenleri ülkelerine geri göndermeyi hedefliyor.

Zira Pakistan içinde, Taliban’ın da mensubu olduğu Diyobendî dinî ekolünü benimseyen çok sayıda Afgan mülteci ve bu anlayıştan etkilenen Pakistanlı bulunuyor.

Ancak İslamabad yönetimi Diyobend etkisindeki Taliban ve TTP’yi tehdit olarak görürken diğer yandan da, Hindistan çatışmalar yaşadığı Keşmir’de faaliyet gösteren ve bölgeyi Pakistan’a bağlamak isteyen Diyobendi kökenli Ceyş-i Muhammed adlı örgütü destekliyor.

Diyobendî ekolü, köklerini 19. yüzyılda Hindistan’da, Delhi yakınlarındaki Deoband şehrinde kurulan Darul Ulum Diyobend medreselerden alıyor. Nakşibendilikten de etkilenmiş olan bu dini akım, zamanla hem Hindistan, hem de Afganistan Pakistan ile Bangladeş’te etkili oldu ve Taliban’ın ideolojik temelini şekillendiren başlıca dinî geleneklerden biri hâline geldi.

Yaşanan son sınır çatışmaları ve açık savaş ilanı, bölgedeki gerilimin sadece iki ülke arasında kalmayacağını, Hindistan’ın da dahil olduğu geniş kapsamlı bir istikrarsızlık döngüsüne evrilebileceği endişesini beraberinde getiriyor.

 

Pakistan Afganistan’a savaş ilan etti: Kabil’de patlama sesleri