• Ana Sayfa
  • Manşet
  • İran krizi ve Rojhilat: Kürtler için gerçekçi yol nedir?
İran krizi ve Rojhilat: Kürtler için gerçekçi yol nedir?
Yüksel Genç 6 Mart 2026

İran krizi ve Rojhilat: Kürtler için gerçekçi yol nedir?

İran’a yönelik artan askeri baskı, bölgesel gerilimler ve ülke içindeki siyasi kriz yalnızca Tahran’daki iktidarın geleceğini değil, İran’ın çok uluslu yapısının geleceğini de tartışmaya açmış durumda. Bu tartışmaların merkezinde ise İran Kürdistanı olarak bilinen Rojhilat yer alıyor.

Bugün farklı çevrelerde Rojhilat’ın geleceğine dair oldukça farklı senaryolar dillendiriliyor. Kimi yorumlar Rojhilat Kürtlerini ABD ve İsrail’in İran’a yönelik olası müdahalesinin içerdeki müttefiki ve kara gücü olarak konumlandırıyor. Bazı çevreler yaşanan gelişmeleri bağımsız bir Kürdistan için tarihi bir fırsat olarak görüyor. Başka bir yaklaşım ise ortaya çıkan koşulların ancak farklı özerklik modelleriyle sonuçlanabileceğini savunuyor.

Bu tartışmaların önemli bir kısmı Kürtlerin elde edebileceği kazanımların ancak ABD-İsrail ittifakının koşulsuz bir parçası olunması halinde mümkün olacağını ileri sürüyor. Bu yaklaşımın Kürtlere biçtiği rol ise çoğu zaman bölgesel müdahalelerin kara gücü olmaktan öteye geçmiyor. Buna karşılık bazı çevreler Kürtlerin küresel ve bölgesel güç dengelerinin tamamen dışında kalmaları gerektiğini savunuyor. Daha sınırlı bir kesim ise Kürtlerin İran rejimiyle birlikte hareket etmesini öneriyor.

Bu yaklaşımların önemli bir kısmı bölgedeki gerçek güç dengelerini göz ardı ederken Kürtlerin bölgesel istikrar üretme kapasitesini de yeterince hesaba katmıyor. Böylece, bilerek ya da bilmeyerek, Kürtlerin hedef haline gelmesine ve kazanımlarını koruma imkanlarının zayıflamasına yol açabilecek bir siyasal zemin oluşuyor.

Oysa bölgesel kırılma dönemlerinde dış güçlerle kurulan ilişkilerin tek başına bir strateji haline getirilmesi çoğu zaman gerçek bir stratejinin yokluğunu gizler. Tarihsel deneyimler, yalnızca dış güçlere yaslanan politikaların kalıcı ve güvenli bir siyasal statü üretmekte yetersiz kaldığını defalarca gösterdi.

Rojhilat’ta durum

Rojhilat Kürtleri uzun yıllardır hem siyasi hem de kültürel haklar açısından oldukça sınırlı bir alanda varlıklarını sürdürmeye çalışıyor. İran’da idari olarak bir Kürdistan eyaleti bulunsa da bu yapı Kürtlerin ulusal haklarını tanıyan bir özerklik anlamına gelmiyor. Kürtçenin eğitim ve kamusal yaşamda kullanımı, yerel yönetimlerin yetkileri ve siyasi temsil alanlarında ciddi sınırlamalar devam ediyor.

Üstelik Rojhilat yalnızca Kürdistan eyaletiyle sınırlı bir coğrafya değil. Kirmanşah ve Batı Azerbaycan eyaletleri de önemli bir Kürt nüfusu barındırıyor. Bu durum Kürt meselesinin İran içinde çok daha geniş bir toplumsal ve coğrafi alanı kapsadığını gösteriyor.

Son gelişmeler ise yeni bir döneme işaret ediyor. İran’daki önemli Kürt siyasi hareketlerinin ortak bir ittifak kurma yönündeki girişimleri, Rojhilat Kürtlerinin olası bir siyasi dönüşüm sürecine hazırlık yaptığını gösteriyor. Uzun yıllardır farklı ideolojik çizgilerde hareket eden Kürt partilerinin ortak bir strateji arayışına girmesi, İran’daki Kürt meselesinin ilk kez bu ölçekte kurumsal bir birlik zemininde tartışılmasına imkan veriyor.

Ancak asıl soru şu: İran’daki mevcut kriz ortamında Rojhilat için gerçekçi olan siyasal seçenek nedir?

Çözümünü arayan mesele

Ortadoğu’daki Kürt meselesi çoğu zaman bağımsızlık perspektifi üzerinden tartışılıyor. Ancak bölgesel güç dengeleri özellikle İran gibi güçlü bir devlet geleneğine sahip bir ülkede kısa vadede bağımsız bir Kürt devletinin ortaya çıkmasının oldukça zor olduğunu gösteriyor. Böyle bir senaryo yalnızca Tahran’ın değil, bölgedeki diğer devletlerin de sert tepkisini tetikleyebilir.

Üstelik mevcut uluslararası müdahalelerin doğası da sınırların köklü biçimde değişmesini hedefleyen kapsamlı bir yeniden yapılanma perspektifinden çok, mevcut sınırlar içinde güç dengelerinin yeniden şekillenmesine dayanıyor.

Bu gerçeklik, bağımsızlık beklentisini kısa vadede oldukça zor bir seçenek haline getirirken farklı özerklik modellerinin tartışılmasını daha gerçekçi bir zemine taşıyor.

Federe Bölge örnek olabilir mi?

Bu noktada Irak’taki Federe Kürdistan Bölgesi önemli bir örnek olarak incelenebilir. Körfez Savaşı sonrasında oluşan uluslararası koşullar içinde ortaya çıkan bu yapı, daha sonra Irak Anayasası tarafından tanınarak kurumsallaştı. Bu model, Kürtlerin kendi parlamentolarına, güvenlik güçlerine ve kültürel kurumlarına sahip olabileceklerini gösteren önemli bir deneyim sundu.

Ancak bu deneyimin önemli sorunlar barındırdığı da açık. Irak’taki merkezi devletin zayıflığına rağmen federe yapının güçlü bir demokratik kurumsallaşma geliştirememesi, bölgede var olan yapısallaşmış siyasi ve idari sorunların derinleşmesine yol açtı. Bu durum aynı zamanda orta ve uzun vadede Kürt statüsünün güvenceye kavuşması konusunda ciddi soru işaretleri yaratıyor.

Öte yandan İran, Irak’tan oldukça farklı bir devlet yapısına sahip. Merkezi devlet çok daha güçlü ve güvenlik aygıtı bölgesel kontrol konusunda oldukça etkili. Kürtlerin yanı sıra Azeriler, Beluçlar ve Araplar gibi büyük toplulukların yaşadığı bu ülkede kalıcı bir istikrarın sağlanması yalnızca merkezi otoritenin gücüyle değil, aynı zamanda bu toplulukların siyasal haklarının tanınmasıyla mümkün olabilir.

Bu nedenle İran’da gerçek bir demokratik dönüşüm ihtiyacı giderek daha görünür hale geliyor. Ancak böyle bir dönüşümün yalnızca yönetici elitlerin değişmesiyle gerçekleşeceğini düşünmek saflık olur. Ülkenin çok uluslu yapısını tanıyan yeni bir siyasal düzen en temel ihtiyaç olarak ortaya çıkıyor.

Bu bağlamda Rojhilat için en gerçekçi seçenek geniş kültürel ve siyasal yetkilere sahip bir bölgesel özerklik modeli olabilir. Kürtçenin eğitim ve kamusal yaşamda kullanılması, yerel parlamentoların kurulması ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi bu modelin temel unsurları arasında yer alabilir. Böyle bir düzenleme hem Kürtlerin demokratik haklarını güvence altına alabilir hem de İran’ın toprak bütünlüğünü doğrudan tehdit etmeyen bir çözüm sunabilir.

Ancak bu çözümün gelişmesinde Kürt siyasi hareketine önemli bir sorumluluk düşüyor. Kürt partileri yalnızca etnik talepler üzerinden değil, İran’da demokrasi ve çoğulculuk mücadelesinin aktif bir parçası olarak kendilerini konumlandırmak zorunda. Çünkü Rojhilat’ın geleceği yalnızca Kürtlerin mücadelesiyle değil, İran’daki tüm toplum kesimlerinin ortak demokratik mücadelesiyle şekillenecek.

Ortadoğu’da kalıcı çözümler çoğu zaman askeri güç dengelerinden değil, siyasi uzlaşmalardan doğar. İran’daki mevcut kriz, Rojhilat Kürtleri için hem ciddi riskler hem de önemli fırsatlar barındırıyor. Bu fırsatın kalıcı bir siyasal kazanıma dönüşebilmesi ise yalnızca askeri gelişmelere değil, Kürt hareketinin stratejik aklına ve İran’da ortaya çıkabilecek demokratik dönüşümün derinliğine bağlı olacaktır.

 

* ilketv.com.tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar İlke TV’nin kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.