• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Reuters: İran’ın Irak’ta yıllarca büyüttüğü vekil güçler savaşa girmeye hevesli değil

Reuters: İran’ın Irak’ta yıllarca büyüttüğü vekil güçler savaşa girmeye hevesli değil

Reuters’ın haberine göre İran’ın Irak’ta uzun yıllar boyunca desteklediği Şii milis grupların büyük bölümü, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından beklenen ölçüde sahaya inmedi. Haberde, bölgedeki vekil ağın suikastlar, Suriye hattının çökmesi, iç bölünmeler ve siyasi-ekonomik çıkarlar nedeniyle zayıfladığı vurgulandı.

Reuters: İran’ın Irak’ta yıllarca büyüttüğü vekil güçler savaşa girmeye hevesli değil
Foto: WANA
Reuters: İran’ın Irak’ta yıllarca büyüttüğü vekil güçler savaşa girmeye hevesli değil
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 7 Mart 2026 11:32

Reuters’ın haberine göre İran’ın Irak’ta onlarca yıl ve milyarlarca dolarlık yatırımla inşa ettiği vekil güçlerin önemli bir bölümü, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları karşısında doğrudan savaşa girmedi. Haberde, Tahran’ın Irak’taki Şii paramiliter yapılarından beklediği kapsamlı karşılığın şu ana kadar gelmediği, grupların büyük ölçüde sessiz ve bölünmüş kaldığı belirtildi.

Reuters’a konuşan, İran yanlısı bir Iraklı paramiliter grubun komutanlarından A.J., savaşın başlamasından bu yana Tahran’dan emir beklediğini ancak böyle bir talimatın gelmediğini söyledi. Habere göre İran liderliği varoluşsal bir tehdit ile karşı karşıya kalırken, Irak’taki vekil güçler içinde kitlesel bir seferberlik yaşanmadı.

Sınırlı saldırılar, düşük etki

Haberde bazı İran yanlısı Iraklı grupların son günlerde saldırı üstlendiği, bir grubun Irak ve bölgedeki “düşman üslerine” İHA gönderdiğini açıkladığı aktarıldı. Kürt yetkililere göre ise füze ve İHA saldırılarının çoğu doğrudan İran’dan geldi. “Irak İslami Direnişi” adıyla internette üstlenilen ikiden fazla saldırının önemli bir hasar yaratmadığı, bazı durumlarda ise saldırıya dair somut kanıt bulunmadığı belirtildi.

Reuters’a göre A.J., Tahran’dan doğrudan emir gelse bile bunun Irak’taki onlarca Şii paramiliter grubun yalnızca iki ya da üçüne verilebileceğini düşünüyor. A.J., “Çoğunun artık güvenilir olduğunu düşünmüyorum. Bazıları harekete geçer, bazıları ise iz bırakmadan saldırı düzenleyebilecek paravan yapılar kullanır. Ama birçoğu artık kendi çıkarına bakıyor” dedi.

İran’ın vekil ağı neden zayıfladı?

Reuters’ın görüştüğü ikiden fazla milis mensubu, Iraklı ve Batılı yetkili, Şii din adamı ve bölge uzmanı; İran’ın bir dönem “direniş ekseni” diye anılan vekil ağının son yıllarda ciddi şekilde aşındığını anlattı. Habere göre bu zayıflamada üç temel unsur öne çıkıyor: İsrail ve ABD’nin bölgedeki İran yanlısı yapıları yıpratması, Suriye’nin silah ve lojistik hattı olmaktan çıkması ve Iraklı komutanların siyaset ile iş dünyasına kayması.

Haberde, yıllar süren hedefli suikastlarla yerleri kolay doldurulamayan komutanların öldürüldüğü, eğitim ve silah transferi için güvenli üslerin kaybedildiği ve bazı Iraklı milis liderlerinin artık Batı ile doğrudan çatışmadan çok siyasi güç ve ekonomik çıkar peşinde olduğu kaydedildi.

‘Artık tamamen İran’ın kontrolünde değiller’

Exeter Üniversitesi öğretim üyesi ve Atlantic Council kıdemli araştırmacısı Gareth Stansfield, Reuters’a yaptığı değerlendirmede Iraklı milis liderlerin artık eskisi gibi bütünüyle İran’ın çizgisinde hareket etmediğini söyledi. Stansfield, bu isimlerin bireysel yaptırımlardan kaçınmak, Batı’daki sağlık ve eğitim olanaklarına erişmek istediğini belirtti.

Haberde, özellikle İsrail ile İran arasında geçen yıl yaşanan 12 günlük savaştan bu yana bu eğilimin hızlandığı ifade edildi.

Güçleri olsa da savaş istemiyorlar

Reuters’a göre Iraklı güvenlik yetkilileri ve paramiliter kaynaklar, savaş uzarsa ya da Şiilere topyekûn bir saldırı algısı oluşursa İran yanlısı Iraklı grupların daha güçlü biçimde sahaya girebileceğini söylüyor. Ancak haberde, bu grupların isteseler bile artık eskisi kadar imkâna sahip olmadığı vurgulandı.

A.J., geçen yıl İsrail’le yaşanan çatışmadan sonra kendi grubuna yeni silah gönderilmediğini, silah sevkiyatının keşif faaliyetleri nedeniyle çok riskli hale geldiğini anlattı. Iraklı güvenlik yetkilileri de savaş başladığından bu yana kullanılan silahların eski ve sınırlı etkili olduğunu söyledi.

İsrail ordusu ise Reuters’a yaptığı açıklamada, Irak’taki “terörist unsurların İran’ın vekili olarak hareket ettiğini” savundu. Açıklamada, İran öncülüğündeki eksene yönelik operasyonlar ve İsrail’in sivillerine yönelik saldırılara sessiz kalmayacağı mesajının, Irak topraklarından İsrail’e yönelen saldırıları azalttığı öne sürüldü.

Süleymani ve Nasrallah sonrası koordinasyon çöktü

Haberde, İran’ın bölgesel vekil ağının çözülmesinde iki suikastın dönüm noktası olduğu vurgulandı. Bunlardan ilki, 2020 başında ABD saldırısıyla öldürülen Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani oldu. Reuters’a konuşan milis figürlerine göre Süleymani’nin yerine geçen İsmail Kaani, selefi kadar ağırlık ve otorite kuramadı.

A.J., “Süleymani sadece bir nesilde bir kez gelen lider değildi, tarihte bir kez gelen bir liderdi” dedi.

Süleymani’nin öldürülmesinden sonra İran yanlısı gruplar arasındaki koordinasyonu büyük ölçüde Lübnan Hizbullahı üstlendi. Ancak Reuters’a göre bu yapı da Eylül 2024’te Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın İsrail saldırısında öldürülmesiyle ağır darbe aldı. A.J., Nasrallah için de “Böyle liderler yalnızca bir kez gelir” dedi.

Haberde, Nasrallah’ın öldürülmesinin ardından Beyrut’un artık güvenli bir koordinasyon merkezi olmaktan çıktığı, Iraklı grupların Lübnan’a gidip gelme kapasitesinin ciddi biçimde azaldığı belirtildi.

Suriye hattının çöküşü büyük kırılma yarattı

Reuters’a göre İran yanlısı Iraklı gruplar 2011’den itibaren Beşar Esad yönetimini ayakta tutmak için Suriye’de konuşlandı. Suriye, İran’dan Lübnan Hizbullahı’na uzanan kara hattı ve silah transferi açısından kritik önemdeydi.

Ancak haberde, İsrail’in Suriye’de İranlı komutanları hedef alan saldırılarının arttığı, yerel ajanlar üzerinden koordinat verildiği ve Aralık 2024’te Esad’ın devrilmesiyle İran’ın bölgesel ağının en kritik lojistik damarlarından birini kaybettiği ifade edildi. A.J., “Şam, direniş ekseninin koordinasyonu için anahtardı. Bu bizim için büyük bir dönüm noktasıydı” dedi.

Para ve siyaset milisleri dönüştürdü

Reuters haberinde, İran yanlısı bazı Iraklı komutanların zaman içinde parlamentoya, devlet kurumlarına ve büyük ticari ağlara yerleştiği anlatıldı. Haşdi Şabi çatısı altında silahlı güçlerini koruyan bu isimlerin, aynı zamanda Irak devletinden milyarlarca dolarlık bütçeden pay aldığı ve kapsamlı ticari çıkarlar kurduğu belirtildi.

Haberde, bu dönüşümün söz konusu liderlerin anti-Amerikan söylemini yumuşattığı, askeri eylemlerden giderek daha fazla kaçındıkları ve ABD ile perde arkasında bazı siyasi başlıklarda aynı çizgide buluşabildikleri yönünde değerlendirmelere yer verildi.

ABD yaptırımı altındaki isimlerden Kays el-Hazali’nin son dönemde Irak’taki Amerikan yatırımlarına kapıyı açık bırakan açıklamalar yaptığı, bunun da İran yanlısı cephe içinde rahatsızlık yarattığı aktarıldı. Reuters’a konuşan eski Kataib Hizbullah komutanlarından Ebu Turab el-Tamimi, İran’a hâlâ en bağlı gruplar arasında Kataib Hizbullah ve Nüceba’yı saydı.

İran için değil, Şiilik tehdit altında görülürse

Reuters’a göre Irak’taki Şii grupları daha geniş bir savaşa itebilecek başlıca unsur İran’a sadakatten çok, Şiiliğin topyekûn hedef alındığına dair bir algı olabilir. Iraklı siyasetçiler ve din adamları, Şii kutsal mekânlarına saldırı ya da mezhep temelli şiddetin, şu an sessiz kalan birçok yapıyı yeniden harekete geçirebileceğini düşünüyor.

Bağdat’taki İran yanlısı gösterilere katılan Şeyh Kerim el-Saidi, “Iraklı Şiiler, İran İslam Cumhuriyeti ile aynı ideolojiyi paylaşıyor; o da dinimizi savunmaktır. Barış umuyoruz ama çatışma olursa hazırız” dedi.

Haberde, bazı milislerin liderlerinin siyasetle meşgul olduğunu düşündüğü, sahadaki savaşçıların ise kendilerini hâlâ “cihat” çizgisinde tanımladığı aktarıldı.

Reuters’ın tablosu: İran en kritik anında daha yalnız

Reuters’ın görüştüğü kaynaklara göre, ABD ve İsrail saldırıları altında bulunan İran, bir dönem Gazze’den Lübnan’a, Suriye’den Yemen ve Irak’a uzanan güçlü vekil sisteminin büyük bölümünü kaybetmiş durumda. Suikastlar, lojistik hatların çökmesi, ekonomik çıkarların öne çıkması ve iç bölünmeler nedeniyle Irak’taki gruplar da Tahran için topyekûn bir cephe açmaya istekli görünmüyor.

Haberde özetle, İran’ın bölgesel vekil mimarisinin artık eski bütünlüğünü korumadığı ve Tahran’ın en tehlikeli dönemlerinden birine büyük ölçüde yalnız girdiği değerlendirmesi yapıldı.