CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 107’si tutuklu İBB davasının dördüncü günü, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No’lu salonda devam ediyor. Ayrıca, güvenlik önemlerinin devam ettiği duruşmanın dördüncü gününde jandarma yoğunluğunun artırıldığı görüldü.
Duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu’nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan’ın da aralarında bulunduğu 107 tutuklu katıldı.
Ekrem İmamoğlu’nun oğlu Mehmet Selim İmamoğlu, babası Hasan İmamoğlu, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, İBB Meclisi İştirakler ve Bağlı Kuruluşlar Komisyonu Başkanı Ertan Yıldız’ın da aralarında bulunduğu bazı tutuksuz yargılananlar ve avukatları da duruşmaya geldi. Bazı tutuklu sanıklar ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile hazır edildi.
Şu ana kadar 3 kişi savunması tamamlandı
CHP yöneticileri ve sanık yakınlarının da izlediği duruşmada, şu ana kadar sanıklardan eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, Bulut Aydöner ve Sırrı Küçük’ün savunması alındı.
Dilek İmamoğlu: Bu insanlar bir yıldır suçsuz yere içerde
Duruşmaya, saat 10.18 itibarıyla tutuklular getirilmeye başlandı. Duruşma salonunda tutuklular henüz getirilmeden önce izleyici kısmında ailelerin birbirlerinin fotoğraflarını çekmesi üzerine mübaşir salonda fotoğraf çekilmemesi konusunda uyarılarda bulundu. Duruma tepki gösteren Dilek İmamoğlu, “En başından beri sorun çıkartıyorsun. Sizin aileniz, çoluğunuz çocuğunuz yok mu? Siz nasıl insanlarsınız. Bir taneniz suçsuz yatsın içeride bir gece yatabiliyor musunuz bakalım. Bu insanlar bir yıldır suçsuz yere içerde” dedi.
Duruşmayı takip eden milletvekilleri de “Duruşma başlamadan uyarılacak bir durum yok” şeklinde konuştu. İzleyiciler kısmından bir yakın da “Her şey çok güzel olacak” diye seslendi. Tutuklu yargılananlar, izleyicilere el sallayarak karşılık verdi. İzleyiciler, kadın sanıklar yerlerine geçerken “sizi çok seviyoruz” ve “çok özledik” diye seslendi.
Ramazan Gülten’in yakını ‘Maya, ‘baba’ dedi’ diyerek seslendi
İzleyiciler arasında Ramazan Gülten’in bir yakını, Gülten içeri getirildiği sırada kızı Maya’nın “baba” demeye başladığını söyledi. Gülten, buna el sallayıp, yumruğunu kaldırarak gülümsedi. İzleyiciler de bu durumu alkışlarla destek verdi. Gülten’in kızı Maya’nın temmuz ayındaki doğumuna katılmasına izin verilmemişti.
Ekrem İmamoğlu salona girdiğinde ise tüm tutuklular ayağa kalktı. Avukatların olduğu bölüme el sallayan İmamoğlu, bazılarıyla tokalaşıp, sarıldı, bu sırada izleyiciler yine alkışlarla “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganı attı. Duruşma, Ağaç A.Ş. Satın Alma Müdürü Ümit Polat’ın savunmasıyla saat 10.36’da başladı.
Savunmalar alınmaya başladı
Ağaç A.Ş. Satın Alma Müdürü Ümit Polat’ın savunması başlamadan önce Fatih Keleş’in avukatı Baran Kaya söz alarak “Recep Seyhan isimli avukatın Sırrı Küçük’ün müdafiilerinin beyanlarından anladığımız kadarıyla Sırrı Küçük’e baskı yapmak için cezaevinde ziyaret ettiğini öğrendik. Aynı kişi müvekkilimize de Savcılıktan geldiğini beyan ederek etkin pişmanlıkçı olması için cezaevinde baskı yapması dolayısıyla suç duyurusunda bulunmuştuk. Bu kişi aynı zamanda Adem Soytekin isimli etkin pişmanlık beyanı veren sanığın etkin pişmanlık beyanı verirken de avukatıydı, Adem Soytekin’in de bu baskıyla itirafçı olduğunu düşünüyoruz. Belli ki bu avukatlar ile arkada başka bir süreç daha yürüyor. Mahkemeniz etkin pişmanlık beyanlarını sorarken aranızda husumet var mı diye soruyor, bellidir ki husumet, müvekkillerimiz arasında değil savcılıkla müvekkillerimiz arasında. Bu nedenlerle Mahkemeniz tarafından bu kişi hakkında ihbarda bulunmasını istiyoruz” dedi.
“İBB Borsası” iddialarıyla gündeme gelen avukat Recep Seyhan’ın, tutuklu İBB Spor Başkanı Fatih Keleş’i cezaevinde ziyaret ederek “Adın Aziz İhsan Aktaş’ı öldürmeye azmettirme dosyasında geçiyor” dediği ve kendisini itirafçı olmaya zorladığı açıklanmıştı. Aynı avukatın, Özgür Karabat’ın tutuklu şoförü Sırrı Küçük’ü de ziyaret ettiği, dün mahkemede Küçük’ün avukatının yaptığı savunmayla ortaya çıktı.
Mahkeme başkanı, söz konusu talebin ardından celse sonunda tüm taleplere ilişkin ara karar kuracağını açıkladı.
Ağaç A.Ş. Satın Alma Müdürü Ümit Polat’ın savunması
Duruşmada daha sonra, iki kez “etkin pişmanlık” hükümlerinden faydalanmak isteyen Ağaç A.Ş. Satın Alma Müdürü Ümit Polat’ın savunmasına geçildi. Polat, savunmasına şunları kaydetti:
“1998’den itibaren, yani yaklaşık 25 yıldır aynı kurumda görev yapıyorum. Daha önceki dönemlerde de birçok yönetici pozisyonunda görev yaptım. 2019 yılında Ali Sukas’ın göreve gelmesiyle birlikte, 2020 yılının başlarında beni üretim planlama müdürü olarak atadı. Daha önce de birçok yönetici pozisyonunda görev yapmıştım. Yaklaşık 5-6 ay sonra, 2020 yılının ortalarına doğru satın alma biriminde bazı problemler çıkmaya başladı. Bu dönem, pandeminin en yoğun olduğu yıllara denk geliyordu. O dönemde ilgili müdür arkadaş sağlık sorunları nedeniyle görevinden ayrılmak zorunda kaldı. Kalp rahatsızlığı vardı ve o birim bana devredildi. Yılın sonuna doğru da asaleten satın alma müdürü oldum. Üretim planlama müdürlüğüne ise başka bir arkadaş atandı. 2021, 2022 ve 2023 yıllarının sonlarına kadar herhangi bir sıkıntı yaşanmadı. 2023 yılı sonunda, milletvekili seçimleri öncesinde genel müdürün eşi Berna Hanım milletvekili adayıydı. Ancak o dönemde benim karşılaştığım herhangi bir talep ya da baskı olmadı. Kendisi benden herhangi bir şekilde bir talepte bulunmadı. Müteahhitler üzerinden de böyle bir talepte bulunduğuna şahit olmadık. Sadece dedikodu şeklinde bazı konuşmalar duyuldu. Örneğin, falanca yerde bir ofis kiralandığı, bunu bir firmanın kiraladığı ve masraflarının karşılandığı gibi söylentiler konuşuldu. Ancak firmalara doğrudan ‘şunu yapın, bunu yapın’ şeklinde bir talimat verilmediği için bu konuda kesin bir şey söyleyemem.
‘Yüzde 10 alacağız’ dedi, böyle bir şey mümkün olamaz dedim’
2024 yılının başlarında bir gün genel müdür beni çağırdı. Bir liste olduğunu söyledi ve ‘Yaptığımız alışverişlerin üzerinden yüzde 10 alacağız, bunu da sen isteyeceksin’ dedi. Ben böyle bir şeyin mümkün olmayacağını söyledim. ‘Neyin parasını istiyoruz? İnsanlara ne diyeceğiz?’ diye sordum. Kendisi ‘Ben istemiyorum, yukarısı istiyor’ dedi. Ben de böyle bir şeyin olmayacağını, kesinlikle böyle bir işe girmeyeceğimi söyledim. ‘Yukarısı kimse gelsin kendi istesin’ şeklinde bir konuşma geçti aramızda.
‘Müteahhitler ‘Bizden şu kadar para isteniyor’ şeklinde şikâyet etmeye başladılar’
Bu konu bana bir kez daha tekrar edildi. Ancak ben yine kesin bir dille böyle bir şeye bulaşmayacağımı söyledim. Aradan yaklaşık bir hafta, on gün ya da belki bir ay kadar zaman geçti. Bu süreçte müteahhitler yavaş yavaş bana dertlerini anlatmaya başladılar. Ben 25 yıldır aynı kurumdayım. Uzun süredir çalışan müteahhitlerle doğal olarak bir samimiyet oluşmuş oluyor. Bu kişiler gelerek ‘Bizden şu kadar para isteniyor’ şeklinde şikâyet etmeye başladılar. Bir, iki, üç derken bu şikâyetler artmaya başladı. Başlangıçta genel müdürün bu paraları kendisi için topladığını düşündüm. ‘Yukarıyı’ bahane ederek kendisine ödeme yaptırdığını düşündüm. Bu nedenle konuyu ‘yukarısı’ dediği yere şikâyet etmeyi kafamda planlamaya başladım. O dönemde üretim planlama müdürü olan Duygu Çelik vardı. Duygu Çelik, Erkan Yıldız’ın kuzenidir ve yeni atanmıştı. Erkan Yıldız’a yakınlığı nedeniyle önce durumu onunla paylaştım. ‘Böyle bir durum var, bu beni rahatsız ediyor. Bu konuyu Erkan Bey’le konuşmam gerekiyor. Bana randevu ayarlayın’ dedim. Kendisi ‘Tamam’ dedi. Ancak 10-15 gün, hatta 20 gün geçti. Bir gün geldi ve ‘Ben kendim bahsettim. Erkan Bey çok canı sıkkın, ilgileneceğini söyledi’ dedi. Ben de beklemeye başladım. Ancak yine herhangi bir gelişme olmadı. Bu süreçte genel müdürün bana karşı tavırları değişmeye başladı. Görmezden gelmeler, ilgisiz davranışlar ve müdür arkadaşlar vasıtasıyla ‘çok konuşuyorsun’ şeklinde uyarılar gelmeye başladı.
‘Baktım ki bir sonuç çıkmıyor, bu konuyu Ekrem Başkan’ın kendisine iletmeye karar verdim’
Sonra baktım ki bir sonuç çıkmıyor. Bu konuyu Ekrem Başkan’ın kendisine iletmeye karar verdim. Daha önce müteahhit olarak çalışan ve başkana yakın olduğunu bildiğim Murat Dağdeviren ile bu durumu paylaştım, ‘Böyle böyle bir durum var’ dedim. O da ‘Ben bunu kesinlikle ileteceğim’ dedi. Bir süre sonra tekrar konuştuğumuzda ‘Ben ilettim ama henüz bir geri dönüş olmadı’ dedi. Hatta Fatih Keleş’ten de bahsettiğini söyledi. Ben yine beklemeye devam ettim. Daha sonra Murat Dağdeviren bana ‘Benim kayınpederim başkana daha rahat ulaşabiliyor. Ona gidelim’ dedi. Birlikte Beylikdüzü’nde Pınar Dokuma ya da Pınar Örgü isimli bir tekstil fabrikasına gittik. Orada Mesut Bey ile yaklaşık bir buçuk saat görüştük. Kendisine tüm durumu anlattım. O da ‘Ben ilgileneceğim’ dedi. Biz bu görüşmeden sonra ayrıldık ve tekrar beklemeye başladık. Ancak yine herhangi bir gelişme olmadı. Bunun üzerine Ertan Bey’e tekrar ulaşmaya çalıştım ve yeniden haber gönderdim. Bu yılın ortalarına doğru tekrar bir temas kurmaya çalıştım. Bu sırada genel müdür bana ‘Ümit Bey, artık emekliliğin geldi. Emekli olsan, gençlerin önünü açsan iyi olur’ şeklinde sözler söylemeye başladı. ‘Millet müracaat edebilir, ben de çok üzülürüm’ gibi ifadeler kullandı. Bu süreç böyle devam etti.”
Ümit Polat’tan Vali Davut Gül iddiası…
Sanık Ümit Polat, bu sürecin böyle devam ettiğini, herhangi bir sonuç çıkmadığını, kendisinin de bu durumdan iyice rahatsız olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
“En sonunda konuyu İstanbul Valisi Davut Gül’e taşıyamaya karar verdim. O da Erzurumlu ben de. Çünkü ortada ciddi bir kamu zararı olduğunu düşünüyordum ve buna rağmen hiçbir şey yapılamaması beni rahatsız ediyordu. Vali bana kuzeni olan Ağaç AŞ personeli aracılığıyla ‘Ses çıkarmasın, beklesin, zaten bir şeyler olacak yakında’ dedi. Bir yandan da 25 yıldır hizmet verdiğim kurumu düşünüyordum. Savcılığa gitmeyi de düşündüm ama kendi kurumumu şikâyet etmek kolay bir karar değildi. Derken 19 Mart’ta Sayın Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla başlayan süreçte olaylar bambaşka bir noktaya gitti. Genel müdürün söyledikleri, Ertan Bey ve başka kişilerin bu işin içinde olduğu gibi şeyler konuşulmaya başlandı. O zamana kadar hep ‘Herhalde yukarıda biri bunu koruyor’ diye düşünüyordum. Daha sonra tutuklamalar başladı. Genel müdürler ve şirket yöneticileri gözaltına alındı. O süreçte ben de herhangi bir yakalama kararı olmamasına rağmen kendi isteğimle gidip ifade vermeye karar verdim.”
Ümit Polat, Tamer Gümüş’ün ifadelerine cevap verdi
Tamer Gümüş’ün ifadelerini tek tek yalanlayacağını söyleyen Polat, “Şimdi diyor ki: ‘Ağaçlar değerlenip başka bir şey olsaydı bu kadar yüksek iade faturalarının kesilmesi ve ödemelerin hâlâ gecikmesi hayatın olağan akışına aykırı olurdu.’ Zaten öyle olur. Bahsettiğimiz iade faturaları bizim en büyük sıkıntımızdı. Alım süreçlerinde birinci sınıf diye satın aldığımız ağaçlar, sözleşme imzalandıktan sonra ikinci ya da üçüncü sınıf olarak geliyordu. Bu konu artık herkesin konuştuğu, kurum içinde gündem olan bir mesele haline gelmişti. Bu nedenle mecburen iade faturaları kesmek durumunda kaldık. Ben de bu konuyu burada dile getirdim ve kesilen yüksek tutarlı iade faturaları konusunda bilgi işlem müdürü ve diğer ilgili arkadaşlarla görüşerek bir ya da iki kez işlem yaptık” diye konuştu.
Kendisiyle ilgili “hakkında çeşitli rüşvet ve yolsuzluk iddiaları gündeme geldikten sonra bir süre farklı birimlerde çalıştı” şeklinde beyanlarda bulunulduğnu söyleyen Ümit Polat, “Benim hakkımda hiçbir zaman rüşvet veya yolsuzluk iddiası gündeme gelmemiştir. Böyle bir soruşturma ya da disiplin işlemi de olmamıştır. Burada benim birlikte çalıştığım arkadaşlarım var. Örneğin Fatih Yağcı; benim müdür olduğum dönemde satın alma şefiydi. Murat da aynı şekilde yaklaşık 15 yıldır benimle birlikte çalışmıştır. Onlara da sorulabilir; benim hakkımda herhangi bir iddia olup olmadığı ortaya çıkar” diye konuştu.
‘Elite kart’ iddiası…
“Elite kart” iddialarına da yanıt veren Polat, havaalanında öncelikli geçiş ve lounge kullanımı gibi bazı kolaylıklar sağlayan, maddi değeri olmayan bu kartı kendisi için talep ettiğini belirterek, “Çok uçuş yapan bir müteahhitten rica etmiştim. Tamer Bey denk geldi ve ‘kullandırabilirim’ dedi. Başka kişiler de kullanıyordu. Bu olay 2024 yılında gerçekleşmiş bir durum. Ama sanki çok büyük bir çıkar sağlanmış gibi televizyonlarda ve haberlerde anlatıldı, sanki eşime limitsiz kredi kartı verilmiş gibi gösterildi” dedi.
Hakkındaki diğer iddiaları da reddeden Ümit Polat, şu beyanlarda bulundu:
“Bir de şöyle bir iddia var, ‘Bu talepler sadece rica ile sınırlı değildi, karşılanmadığı takdirde Ağaç AŞ’den iş alamayacağı ve ödemelerin gecikeceği’ söylendi. Şimdi düşünün, hem genel müdüre bu kadar yakın olacaksınız, hem Cumhurbaşkanlığı’na bağlı üst düzey yetkililerle birlikte yurt dışı gezilerine katılacaksınız ama benim üzerimden böyle baskı kurulduğu iddia edilecek. İfadesinde şöyle diyor: ‘Ali Sukas bu durumu öğrendikten sonra Aralık ayında Ümit Polat’ı görevden uzaklaştırdı’ Ama aynı kişi daha sonra beni arayıp Ali Sukas ile konuşmamı ve görevde kalmasını sağlamamı istediğini de ifade ediyor. Bir taraftan ‘Hiçbir yakınlığım yok’ diyor, diğer taraftan benim aracılığımla görevde kalmaya çalışıyor. Asıl mesele ise şudur, ben ilk dosyamla Savcılığa gittiğimde verdiğim ifadede bir lale soğanı alım dosyasından bahsetmiştim. Önüme getirilen dosyanın toplam tutarı 148 milyon TL idi. Tamer Gümüş bu dosyayı bizzat getirdi. Dosyada sütun sütun hesap yapılmıştı: Hollanda’daki birim fiyat, broker komisyonu, navlun, ambalajlama ve diğer giderler yazılmıştı. Sonunda da yaklaşık 148 milyon TL’lik bir tutar ortaya çıkıyordu. Ben bu dosyayı Cumhuriyet Savcısına da sundum. Bu fiyatla alım yapılmasının mümkün olmadığını söyledim. O gün euro kuru yaklaşık 36 TL civarındaydı. Ben İstanbul’daki lale alımlarını 2005’ten, 2006’dan beri yapan kişiyim. Hollanda’daki piyasayı da biliyorum. Araştırdığımda gördüm ki bir önceki yıl bin adet lalenin fiyatı 60-80 euro civarındaydı. O yıl Hollanda’da sel ve su baskınları yaşandığı için fiyatlar artmış ve 150-160 euro seviyesine çıkmıştı. Ancak Tamer Gümüş’ün getirdiği listede birim fiyat 310 euro olarak gösteriliyordu. Bunun üzerine broker komisyonu, navlun ve diğer kalemler eklendiğinde toplam rakam çok büyüyordu ve 148 milyon TL’lik bir bedel ortaya çıkıyordu. Oysa gerçek piyasa fiyatı üzerinden hesap yaptığımızda aynı ürünleri yaklaşık 65-70 milyon TL civarında almak mümkündü. Bu nedenle ben böyle bir işlemi yapmayacağımı açıkça söyledim. Bu fiyatla alım yapılmasının mümkün olmadığını ve fiyatın mutlaka düşmesi gerektiğini ifade ettim.”
Mahkeme başkanından Polat’a “elite kart” sorusu: ‘Böyle bir hediyeyi verecek kadar nasıl bir ilişkiniz vardı?’
Mahkeme Başkanı, Türk Hava Yolları ile ilgili kart meselesi konusunda savcılıkla yazışmalar yapıldığını aktararak, “Türk Hava Yolları’nın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdiği bir cevap var. Cevapta şöyle deniliyor: ‘13 Nisan 2023 tarihinde 304-1746-18 numaralı Elite Plus statüsündeki bir başka üyemiz, Elite Gift kart hakkını kullanarak hediye kart vermiştir.’ Bu kartı eşinize kim hediye etti? Böyle bir hediyeyi verecek kadar nasıl bir ilişkiniz vardı?” diye sordu.
Ümit Polat, “Tamer Gümüş bunu kendi anlatımında dile getiriyor. Ama dikkat edilirse bu kartın verildiği tarih 2023 yılıdır. Bizim asıl bahsettiğimiz olaylar 2024 seçim süreci sonrasında başladı. Gift kart dediğimiz şey, bir para karşılığı verilen bir şey değildir. Eğer Elite kartınız varsa üç kişiye kadar ücretsiz olarak hediye edebilirsiniz. Bu tamamen sistemin verdiği bir haktır. Verdiğiniz kişi mil toplamaya devam etmezse zaten birkaç ay içinde bu hak ortadan kalkar. Eşim de bir süre mil toplamış ve kartı kullanmış. Ancak bu sanki eşime limitsiz kredi kartı verilmiş gibi anlatılıyor. Oysa böyle bir durum yok. Gift kart, tamamen ücretsiz verilen ve kart sahibinin hakkı olan bir şeydir” dedi.
Ümit Polat: Gökan Zeybek beni ziyarete geldi
Mahkeme Başkanının, işten çıkarılma nedenini sorduğu sanık Polat, “Ben savcıya ifadeye gittim. İfadeyi verdim. İfade verdikten sonra işten çıkarıldım. İfadeyi 28 Mayıs’ta verdim. İşten çıkarılma tarihimiz ise 6 Haziran’dır” yanıtını verdi.
Bir başka soru üzerine Ümit Polat, “Cezaevindeyken avukatlar geldi, gitti. Bir gün vekil gelecek dediler. Oturduk muhabbet ettik. Bunun siyasi süreç olduğunu anlattı. Ziyaretime gelen CHP’li ise Gökan Zeybek” dedi.
Savcı, İmamoğlu’nun salondan çıkarılmasını talep etti, mahkeme başkanı değerlendirmedi
Savcının Ümit Polat’a iddianamedeki Ağaç A.Ş’nin bütçe hareketlerini gösteren tabloyu sorduğu sırada Ekrem İmamoğlu itiraz ederek, “İddia makamının yalan bir tabloyu yansıtmasına karşıyım. İddia makamı, iftira makamı yalan konuşuyor, yalan. Sayın hakim, lütfen yalana müsaade etmeyin” dedi.
Duruşma Savcısı ise CMK 204 gereği İmamoğlu’nun kendine hakaret ettiği gerekçesiyle hakkında işlem yapılarak salondan çıkarılmasını istedi. Mahkeme başkanı, talebi değerlendirmedi.
İmamoğlu, Ağaç AŞ. konusunda söz almak istedi. Mahkeme Başkanı, İmamoğlu’na iddialara karşı tek tek yanıt hakkı veremeyeceğini, en sonda topluca söz hakkı vereceğini belirtti. Bu kez Mahkeme Başkanı, “Sanık” yerine “Sayın İmamoğlu” diyerek hitap etti.
Polat, ardından tabloya ilişkin sorulan avukat sorularını yanıtlamadı. Bunun üzerine avukatı söz alarak “Sorunun, ihtiyaç yokken boş yere ağaç alınıp alınmadığı şeklinde sorulmasını istiyorum. Çünkü, müvekklilm tabloyu anlayamadı” dedi. Avukatın talebi kabul edilmedi.
Ağaç A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas’ın avukatı, Polat’a, “Ali Sukas’ın para aldığına dair herhangi bir şey gördünüz mü?” diye sordu. Ümit Polat, “Para olarak doğrudan görmedim. Çantayla gelip, boş çıkanları gördüm” dedi.
Mahkeme Başkanının, “Çantanın para dolu olduğunu mu söylüyorsunuz” demesi üzerine Polat, “Para dolu olduğunu bilemem ki uzaktan gördüm” diye konuştu.
Duruşmaya saat 14.00’e kadar ara verildi.
Bu arada, İstanbul Valisi Davut Gül, duruşma sürerken sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “İBB veya İBB iştiraklerinde çalışan yakın ya da uzak hiçbir akrabam yoktur” paylaşımını yaptı.
İmamoğlu gazetecilerin sorularını yanıtladı: ‘Bunu devletin bir kurumu yapamaz’
Avukatlarının sorularının devam etmesi üzerine duruşmaya saat 14.30’a kadar ara verildi. Ekrem İmamoğlu, salondan ayrılırken gazeteciler, “Tabloya neden itiraz ettiniz” diye sorması üzerine İmamoğlu, “Bomboş bir tablo. Ayda 20 milyar ödemeye çıktı diye tablo yapmışlar. Ama bu kurumun yıllık bütçesi 5 milyar. Ve bu tabloyu yapan iddia makamı, düşünün savcılık. Yani başsavcı görünümlü siyasetçinin liderliğinde çalışan savcılık yaptı bunları. Bunu devletin bir kurumu yapamaz” dedi.
‘O kişi bir satır bana yazsaydı yeterdi’
“Sanık Polat’ın savunması hakkında ne düşünüyorsunuz” sorusuna İmamoğlu, “Ben yüzde 65’i AK Parti döneminde bu kuruma hizmet eden insanlarla çalıştım ama o kişi bir satır bana yazsaydı yeterdi. Ben her kuruma denetim yolladım. Bu kurum bin 600 kez denetlendi, iç denetimler hariç. Bizden önceki 5 yılda 140 kez onun için bana bir not bile yollamadı” yanıtını verdi.
Mahkeme Başkanı ve gazeteciler arasında gerilim: Duruşma ertelendi
Duruşmaya verilen arada, sanıklar salondan ayrılırken bazı gazetecilerin Ekrem İmamoğlu’na soru sorması üzerine Mahkeme Başkanı, gazetecileri uyardı. Başkan gazetecilerin, basına ayrılan masalı bölümden tekrar izleyici kısmına geçmesi yönünde talimat verdi. Gazeteciler ise yerlerinden ayrılmayacaklarını ifade ettiler.
Sanıklar verilen aranın ardından salona yine alkışlarla girdi. İzleyiciler sanıklara “Cumhuriyet’in askerleri”, “Sizinle gurur duyuyoruz” diye seslendiler. Ekrem İmamoğlu salona geldiğinde ise izleyiciler “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganını attı. İmamoğlu’nun ardından Mahkeme Heyeti salona girdi.
İmamoğlu: Dışarıda yeterince sansür var
Mahkeme Başkanı “İyi niyetli davrandık, suistimal edildiğini gördük. Ben iyi niyetli davrandım, ama farklı amaçlar olduğunu gördük” diye konuştu.
Ekrem İmamoğlu ise “Dışarıda yeterince sansür var” dedi. Mahkeme Başkanı’nın, “10 metre geriye gitmekten sansür olmaz. Kısa bir 10 dakika ara vereceğim” sözleri üzerine, izleyici kısmından seslenen CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de “Bu tür kararlarla mahkemeyi kaosa sürüklemeyin. Lütfen bu tavrınızdan vazgeçin. Bu kararınızdan vazgeçin” ifadesini kullandı.
İmamoğlu’nun da basına yönelik tutuma tepki göstermesi üzerine Mahkeme Başkanı, “O zaman sanıklar da aşağı insin. Mahkeme düzeni sağlansın. Ara verelim” dedi.
Mahkeme Başkanı, verilen 10 dakikalık aranın ardından gazetecilerin kendilerine tesis edilen masalı bölümden ayrılıp izleyici bölümüne geçmemesi üzerine, “duruşma düzeninin sağlanamadığı” gerekçesiyle duruşmayı sonlandırdı.
Duruşmaya, 16 Mart Pazartesi günü devam edilecek.
Dün ne oldu?
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti tarafından hazırlanan listeye göre dün, CHP PM Üyesi Baki Aydöner’in kardeşi ve iş insanı Bulut Aydöner ve Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük’ün savunması alındı. Listenin ilk iki sırasındaki isimlerin savunmaları üç günde tamamlanmış oldu.
Tutuklu Yavuz Saltık, duruşma salonuna getirildiği sırada el sallayan izleyicilere dönerek karşılık verdiği için jandarmanın müdahalesiyle karşılaştı. Jandarma, Saltık’ın kolundan tutarak zorla yerine oturtmaya çalıştı. Saltık buna tepki gösterirken, avukatlar ve izleyiciler de alkışlarla protesto etti. Avukatlar, müdahalede bulunan jandarmanın salondan çıkarılmasını talep etti.
Salonda avukatlar ve kolluk arasında gerginlik nedeniyle jandarma yoğunluğunun artırıldığı görüldü.
İmamoğlu, alkışlarla salona girdi
Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan salona getirildiği anda izleyiciler, “Mehmet, savunmanın onurusun” diye seslendi. Ekrem İmamoğlu salona girdiğinde ise tüm tutuklu yargılananlar ayağa kalktı. Avukatların olduğu bölüme el sallayan İmamoğlu, bazı tutuklularla tokalaşıp, sarıldı, bu sırada izleyiciler alkışlarla “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganı attı.
Bulut Aydöner’in savunmasının bitmesinin ardından Mahkeme Başkanı ve duruşma savcısının sorularını yanıtladı. Hakimin, senetlerle ilgili sorusuna Aydöner, “Ben böyle bir senet düzenlemedim” yanıtını verdi. Aydöner, savcının sorusu üzerine ise hakkında ifade veren Serbülend Danış’la ilgili “Yalan beyan veren evrakta sahtecilik de yapar” ifadelerini kullandı.
Avukattan suç duyurusu talebi
Aydöner’in savunmasının ardından söz alan avukatı Aysun Okur, müvekkilinin tutuklanmasına neden olan Serbülend Danış’ın emniyet ifadesinde “Ekonomik olarak zor durumdayım” dediğini hatırlattı ve Danış’ın 5 milyar liralık hesap hareketleri dökümünü mahkemeye sunarak, “Savcı bunu nasıl görmezden gelmiştir” dedi ve suç duyurusunda bulundu.
Duruşmaya ara verilmesinin ardından Ekrem İmamoğlu salondan ayrılırken duruşmayı izleyen gazetecilere el sallayarak, “İyi ki varsınız, siz olmasanız sesimiz çıkmazdı. Kelime yazamayan basın var, 1 yıldır bize hakaret eden, 3 gündür şurada bir kelime edemeyen basın utansın” dedi.
Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük ise savunmasında, “5 milyonluk para alacağım, yüzlerce kameranın olduğu yerde ve elimi kolumu sallayarak gideceğim öyle mi? Vicdanım çok rahat. Allah bana öyle paralar yedirmesin. Ben bu yaşıma kadar haram lokma yemedim bu saatten sonra da yemem” dedi.
İmamoğlu: 86 milyonun cumhurbaşkanı olacağım
Duruşma sonunda tutuklu yargılananlar alkışlarla uğurlandı. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, duruşma salonundan ayrılırken TRT’yi eleştirdi. İmamoğlu, “Milletin parasıyla ahlaksızlık yapmaya devam eden TRT’yi kınıyorum. 86 milyon insanın vergisi haram zıkkım olsun” şeklinde seslendi. CHP Milletvekili Mahmut Tanal, İmamoğlu’na “Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun cezaevinde ne işi var” diye seslendi. İmamoğlu, “86 milyonun cumhurbaşkanı olacağım” şeklinde yanıt verdi.
CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 407 sanıklı İBB Davası’nın dördüncü gününde




