İsrail-ABD ve İran savaşının etkileri, Orta Doğu’daki güç dengelerinin geleceğine dair analizler ve savaşın Körfez ülkeleri üzerindeki yansımaları bu sabah dünya medyasının ana gündem maddeleri arasında yer aldı.
İsrail-ABD ittifakı ile İran arasındaki çatışmalar 13. gününde bölgeyi bir belirsizliğe sürüklerken, dünya medyası ‘Yeni Orta Doğu’ senaryolarına kilitlenmiş durumda.
‘Gerilim bölgeyi yeniden şekillendirebilir’
Şarkul Avsat gazetesi, İran ve İsrail arasındaki gerilimin bölgenin geleceğine yönelik muhtemel etkilerini inceleyen bir analiz yayımladı. Analizde şu ifadelere yer verildi:
“Mevcut olaylar, İran’ın son on yıldaki siyaset tarzından bağımsız değildir; İran, iç kalkınmaya odaklanmak yerine bölgesel nüfuzunu genişletmeye ve devrim ihracatına öncelik vermiştir.”
Analize göre mevcut savaş, bölgenin stratejik ortamının yeniden tanımlanacağı yeni bir aşamanın başlangıcı olabilir. Gazete, ABD’li araştırmacı Kenneth Pollack’ın şu değerlendirmesine yer verdi:
“ABD, geleneksel eksen çatışmaları yerine, ekonomik ortaklıklar ve güvenlik entegrasyonu üzerine kurulu bir bölgesel sistem inşa etme eğilimi gösteriyor.”
‘Savaşı ABD başlattı, bedelini Körfez ödüyor’
Reuters haber ajansı, Körfez ülkelerinden kaynaklara ve yorumculara dayandırdığı haberinde; ABD-İsrail ile İran arasındaki bir savaşın, petrol üreticisi Körfez ülkelerini ciddi ekonomik ve güvenlik riskleriyle karşı karşıya bırakabileceğini bildirdi.
Kaynaklar, Körfez hükümetlerinin Tahran’a “topraklarının veya hava sahalarının saldırı için kullanılmasına izin vermeyeceklerini” iletmelerine rağmen; tesisleri, havalimanlarını ve limanları hedef alan İran saldırıları nedeniyle bazı Körfez başkentlerinde tepkilerin arttığına dikkat çekti.
Bu bağlamda BAE Politika Merkezi Başkanı İbtisam El-Kutbi, Körfez ülkelerinin bu çatışmayı istemediğini ancak güvenlik ve ekonomi açısından bedel ödediklerini belirterek, İran’ın gerilimi tırmandırma sorumluluğundan muaf tutulamayacağını ifade etti. Analizde ayrıca şu nokta vurgulandı:
“Savaş, Körfez ülkelerini ABD’ye olan güvenlik bağımlılıklarını yeniden gözden geçirmeye, uluslararası ortaklıklarını çeşitlendirmeye ve savunma kapasitelerini güçlendirmeye itiyor.”
London School of Economics (LSE) profesörü Fevaz Gerges ise savaşın, Washington ile Körfez ülkeleri arasında on yıllardır “enerji akışı ve yatırım karşılığında güvenlik garantisi” üzerine kurulu olan geleneksel denklemi bozabileceğini belirtti.
‘Yaratıcı kaos mu, yıkıcı kaos mu?’
El Arab gazetesi, “İran’a karşı yürütülen savaş ABD stratejisindeki bir karmaşayı mı yansıtıyor, yoksa ‘yaratıcı kaos’ teorisine dayalı daha geniş bir yaklaşımın parçası mı?” sorusunu masaya yatırdı.
Gazeteye göre, net bir siyasi yol haritası olmadan savaşın devam etmesi, bölgesel kaosu derinleştirebilir ve çatışma çemberini genişletebilir. Haber, sadece askeri seçeneğe odaklanılmasının Orta Doğu’yu uluslararası ve bölgesel hesaplaşmaların açık alanı haline getirebileceği uyarısıyla son buldu.




