ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaş 14’üncü gününe girerken bölgedeki gerilim hem askeri hem de ekonomik cephede genişlemeye devam ediyor.
Arap medyası, İran’ın yeni dini liderinin mesajını, İran’ın mevcut durumunu ve Avrupa’nın İsrail-ABD ile İran arasındaki savaşa yönelik tutumunu değerlendirdi.
‘İran’ın yeni liderinden ilk mesaj: İntikam’
El Arab gazetesi, İran’ın yeni dini liderinin ilk mesajına dair şunları yazdı:
“İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney’in ortaya çıkışı, devlet televizyonunda yayınlanan bir açıklama ile sınırlı kaldı. Mücteba; şehitlerin, liderlerin ve sivillerin ‘intikamının alınacağı’ sözünü verdi. Ayrıca İran ‘tazminat’ almadan savaşın sona ermeyeceğini ifade etti. Körfez ülkelerine yönelik saldırıların süreceği tehdidinde bulunurken, diğer yandan diyalogdan bahsetti.”
Gazete, sert muhafazakar tutumuyla bilinen Mücteba Hamaney’in, “Bir baskı kartı olarak kalmalı” diyerek Hürmüz Boğazı’nın açılmasını reddettiğini hatırlattı. Ayrıca Tahran’ın, “düşmanı zayıflatmak” için yeni cepheler açmaya yönelik gerekli hazırlıkları yaptığını işaret ettiğini belirtti.
Haberde ayrıca şu ifadelere yer verildi:
“Yeni lider, ‘ya herkes için güvenlik ya da hiç kimse için güvenlik’ ilkesine dayanarak; ortaya çıkacak maliyet ve kayıplara aldırış etmeden savaşı sürdürmeye hazır olduğuna dair net sinyaller gönderdi. Bu durum, Hürmüz Boğazı üzerinden hem Körfez ülkelerine hem de dünyaya verilen mesajlarda açıkça görüldü.”
Analistler, mevcut çatışmanın “eşit olmayan iradeler” prensibi üzerine kurulduğunu belirtiyor, çünkü İran rejimi varlığını koruma perspektifiyle savaşıyor ve kaybedecek bir şeyi kalmadığına inanıyor. Öte yandan ABD, savaşa hedefler üzerinden kazan-kayıp mantığı ve hesaplamalarla yaklaşıyor.
El Arab gazetesi, Mücteba Hamaney’in “Direniş Cephesi”ne teşekkür etmesine ve yeni cepheler açma sözüne değinerek şunu yazdı:
“Bu sözler akıllara şu soruyu getiriyor: Burada kastedilen Yemen mi? Çünkü Husiler şu ana kadar savaşın uzağındalar. Bu durum, Husilerin İran ile bu konuda anlaşıp anlaşmadığı ya da Yemenli grubun müdahalesinin Tahran’ın belirleyeceği zamana mı bağlı olduğu sorularını doğuruyor.”
‘İran savaşı Avrupa’yı ifşa ediyor: Tutum ve petrol zayıflığı’
El Arabi El Cedid gazetesi ise Avrupa’nın tutumuna ilişkin, savaşın başından beri Avrupa’nın kolektif bir tavırla “İran savaşı bizim savaşımız değil” dediğini belirterek şunları yazdı:
“Başta Fransa, İngiltere, Almanya ve İtalya olmak üzere Avrupa ülkeleri, savaş öncesinde ABD ve İsrail ile istişare etmedi ve savaşa katılmaya davet edilmedi.”
Avrupa ülkeleri bugün bıçak sırtında yürüyerek savaşla birlikte adım atmaya çalışıyor. Özellikle İran ve saldırılarla karşı karşıya kalan Körfez ülkeleriyle ilişkilerinin yanı sıra Orta Doğu ve Trump yönetimiyle olan bağlarını ilgilendiren konularda net bir pozisyon almaya çalışıyorlar. Avrupa, savaş meydanındaki son sözü ve çatışmanın nihai sonuçlarını bekliyor. Savaş nedeniyle patlak veren küresel petrol krizi Avrupa’nın dikkatini çekerken, kıta ülkeleri yedek petrol rezervlerini kullanmaya başladı. Ancak ana güçler kendi pozisyonlarını belirlemekle meşgul. Öyle görünüyor ki savaş, başlangıçta fayda sağlamayı uman Trump yönetimini savunma pozisyonuna itti. Bu durum Avrupa’nın, özellikle saldırılar başlamadan önce Trump ile ilişkileri gergin olduğu için, krizin doğru tarafında olduklarını hissetmelerine neden oldu.”
‘Tahran, Washington ile nasıl bir anlaşma istiyor?’
Independent Arabia gazetesi, Tahran’ın Dini Lider Ali Hamaney’in öldürülmesinin ardından oluşan boşluğu doldurmayı başardığını ve yeni-eski liderin seçim sonrası aşamasına geçildiğini yazdı. Bu sürecin derin devlet ve karar alma mekanizmaları içinde plana uygun ve sorunsuz bir şekilde ilerlediği belirtildi. Sonuç olarak Tahran, ABD’nin şartlarına ve taleplerine karşı daha sert bir duruş sergileyebilecek duruma geldi.
İranlı çevrelerde, savaşın durdurulmasının ardından Washington ile müzakere masasına getirilebilecek maddeler tartışılmaya başlandı. Gazete şunları kaydetti:
“İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan; Rus mevkidaşı Vladimir Putin ve Pakistanlı mevkidaşı Şahbaz Şerif ile yaptığı telefon görüşmelerinde İran’ın bir anlaşma için vizyonunu şöyle dile getirdi: Koşulsuz bir ateşkes ilanı, kesin ve güçlü uluslararası garantilerle yeni bir savaş tehdidinin sona erdirilmesi ve İran ekonomisine verilen zararların karşılanması.”
🔴İran savaşında 14. gün: Hürmüz tehdidi sürüyor, Körfez’de gemi saldırıları arttı




