Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, İran Savaşı’na ilişkin “Birçok ülkede rejim değişikliklerinin çok süratli bir şekilde gerçekleşmiş olması hedeflerinin bir parçasıydı. En sonunda Gazze üzerinden son safhaya geçmeyi düşündüler. Büyük İsrail projesinde esas yutulması gereken ana gücü Türkiye’dir. Bunu görüyorsak, biliyorsak iç kalemizi tahkim edeceğiz.” dedi.
Erken seçim tartışmalarına ilişkin de konuşan Kurtulmuş, “Ben niyetimi, görüşümü söylüyorum. Daha seçime epey vakit var. Erken seçim yok.” ifadelerini kullandı.
Sahur buluşmasındaki gazeteciler arasında yer alan Halk TV yazarı İsmail Saymaz, Nefes yazarı Aytunç Erkin ve iktidara yakın Sabah yazarlarından Melih Altınok Kurtulmuş’un açıklamalarını köşelerine taşıdı. Sürecin nasıl ortaya çıktığına dair soruya Numan Kurtulmuş şu yanıtı verdi:
“Bu bölgede yaşadığımız hiçbir şeyin tesadüf olmadığını biliyoruz. Özellikle çok net konuşmak gerekirse Amerika’nın Irak’ı işgaliyle birlikte başlayan süreçte fiilen bölgenin etnik ve mezhebi anlamda bölünmesi süreci uygulamaya konuldu. Birçok ülkede bu uygulamanın sonuçları çok kötü bir şekilde ortaya çıktı. Şimdi bizim bunu geri çevirmemiz lazım. Burada Türkiye’ye dönük baktığınız zaman bizim en ağır bedel ödediğimiz mesele, terör meselesidir. Bunun için ne yapmak gerekiyorsa hızlı bir şekilde yapmak lazım. Kaldı ki emperyalizmin bakışının dışında, zaman zaman emperyalizmi koltuğunun altına almış, zaman zaman emperyalizmin koltuğunun altına girmiş olan Siyonizm de çok açık bir şekilde son kozlarını oynamaya başladı. Bunu görmeden bu bölgede siyaset yapmak saflıktır. Artık son vuruşunu yapmayı epey bir süredir gündeme getirdi. Lübnan’daki iç savaş buydu, Suriye’deki iç savaş buydu. Ayrıca birçok ülkede rejim değişikliklerinin çok süratli bir şekilde gerçekleşmiş olması hedeflerinin bir parçasıydı. En sonunda Gazze üzerinden son safhaya geçmeyi düşündüler. Büyük İsrail projesinde esas yutulması gereken ana gücü Türkiye’dir. Bunu görüyorsak, biliyorsak iç kalemizi tahkim edeceğiz.”
Komisyon ve yasal düzenlemeler
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporu tamamlamasının ardından yasal düzenlemelerin Ramazan sonrası gündeme gelmesine ilişkin Numan Kurtulmuş şunları söyledi:
“Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunun en önemli tarafı tüm partilerin uzlaşıyla ortak bir metinde buluşmuş olmalarıydı. Bu rapor bir yol haritası mahiyetinde. 6. ve 7. bölümlerinde neler yapılabileceğine ilişkin somut öneriler ortaya kondu. Bundan sonra süratle yasalaşma safhası gerekiyor. Benim kanaatim, tüm partilerin uzlaşısıyla ortak bir metinde mutabakat sağlanmasıdır. Bunun için çok vakit kaybetmeden ele alınması lazım. Bayramdan sonra gündeme gelir diye düşünüyorum.
6’ncı bölümde mutabakatla üzerinde durulan ‘kritik eşik’ meselesi var. Yasal düzenlemelerin yapılabilmesi için örgütün silahları bıraktığının ve kendini feshettiğinin güvenlik birimleri tarafından tespit edilmesi ön şart olarak ortaya kondu. Bu, Meclis’in yapacağı bir iş değil, güvenlik birimleri yapacak. Bu istikamette ilerleme sağlandığına ilişkin bir karar ortaya çıkarsa yasal düzenlemeler yapılır.”
İnfaz indirimi, umut hakkı
İnfaz indirimi ve Abdullah Öcalan’a umut hakkına dair ise Kurtulmuş, “Önce partilerin kendi hazırlıklarını yapmaları lazım. Bir kısmının hazırlığı var, bir kısmının hazırlığını tamamlaması lazım. Her birinin kendi siyasal bakış açıları bakımından nasıl bir yasal düzenleme öngördüklerini olgunlaştırmaları ve sonra müzakere etmeleri gerekir.” diye konuştu:
“Biliyorsunuz, bir örgüt üyesinin “Ben pişman oldum” demesinin ardından etkin pişmanlıktan yararlanmasına müsait bir hukuk sistemimiz var. Ama buradaki durum, ilk sefer karşımıza çıkan bir durum ve bir örgüt, kendisini feshettiğini söylüyor. Feshettiğinin tespiti ve tescili sağlandıktan sonra örgüt, yani PKK, münfesih örgüt haline dönmüş oluyor. Burada başka bir hukukun uygulanması lazım. Suça karışmış-karışmamış gibi ayrımları yapmadan söylüyorum; herhangi bir örgüt üyesinin adli kaydı olmasa bile gelip müracaat ettikten sonra mutlaka bir mahkeme kaydının olması, şartlı salıverilme şartlarından istifade edecekse de o şekliyle istifade etmesi konusunda mutabakat ortaya çıktı. Af algısı olmaması dediğimiz budur. Yani ceza ortadan kaldırılmayacak ama insanların “Örgüt üyeliğinden vazgeçtim” diye geldiği zaman kaydının yapılarak infaz imkanlarından istifade edilerek salıverilmesi mümkün hale getirilebilir.”
‘En önemli kazanım tüm partilerin bir masa etrafında buluşmuş olmasıdır’
En önemli kazanımlardan birinin tüm partilerin aynı masa etrafında buluşmuş olması olduğunu belirten Kurtulmuş, “En önemli kazanımlarımızdan birisi, tüm partilerin aynı masa etrafında bir araya gelebilmiş olmasıdır; çok olgun bir demokratik müzakere yöntemiyle sonuca ulaşmasıdır. Demirel’in, Özal’ın, Erbakan Hoca’nın, Erdal İnönü’nün günün şartları içerisinde PKK terörünün bitirilmesiyle ilgili girişimleri oldu. Bazılarının doğrudan temasları oldu. Çok mesafeler alındı zannedildi ama bir anda her şey altüst oldu. Bunun birkaç sebebi var. Bir tanesi devletin içerisinde tek bir siyasal aklın olmamasıydı” dedi. Kurtulmuş şöyle devam etti:
“2009-2013 süreçlerini de hatırlıyoruz. Neredeyse sonuç elde edilecekken Habur, Sakine Cansız ve arkadaşlarının öldürülmesi, Oslo görüşmelerinin sızdırılması gibi birtakım provokasyonlarla devletin içerisindeki FETÖ’cü ve başka unsurlar süreci zehirlediler.
Bu sürecin en önemli artılarından birisi, devletin bütün kurum ve kuruluşları ortak bir istikamette yürüyor, büyük bir eşgüdüm içerisinde süreç devam ediyor.
Daha da önemlisi, konu ilk defa Meclis zeminine taşındı. Bir partinin ya da bir iktidar grubunun kanaati olmanın ötesinde 11 partinin temsilci verdiği, milli iradenin sahiplendiği bir demokratik zemin ortaya çıktı. Böyle olduğu için toplumun başlangıçta önemli bir kısmında var olan ihtiyatlı iyimserlik dediğimiz endişeler zaman içerisinde izale oldu. Rapor ortaya çıktıktan sonra da endişelerin büyük bir kısmı ortadan kalktı. İran, Suriye ve bölgedeki diğer gelişmelere baktığımızda her an çok kırılgan bir sürecin içinde olduğumuz aşikâr. Elimizin çok rahat olduğu bol bir zamanımız yok. Hızlı bir şekilde bu süreci müşterek istikamette sonlandırmamız lazım.”
“Bu süreçte hiç üçüncü gözün meseleye tecessüs etme gibi durumu oldu mu?” sorusuna Kurtulmuş, “Olamadı, tam da bu sebepten olmadı… Geçmişte çatışma çözümlerinin ülkelerde nasıl uygulandığını biliyoruz; çoğunda hep üçüncü göz girmiş devreye. Bir kısmında silahlı çatışmalar bittikten sonra demokratikleşme süreci başlamış. Diğer örneklerden farklı olarak bizdeki siyasetin içerisinde konunun hep gündemde olması bir avantajdı ve Meclis’te herkesin katılmış olması üçüncü göze gerek bırakmadı. Üçüncü göz, bizatihi Komisyon’un yani milletin kendisidir” yanıtını verdi.
‘Umut akkı’ bayramdan sonra Meclise gelecek mi?
‘Umut hakkı’nın bayramdan sonra Meclis’e gelip gelmeyeceği sorusuna Kurtulmuş, şu cevabı verdi:
“Hukuk sistemimizde ‘Umut Hakkı’ diye bir şey yok. Raporda da ‘Umut Hakkı’ ile ilgili bir başlık söz konusu değil. İnfazla ilgili birtakım düzenlemeler yapılabilir. Kişisel kanaatlerim var, neler yapılabileceğine ilişkin görüşlerimi söylemek istemiyorum. Çünkü aslolan parti gruplarının devreye girmesi ve müşterek bir çabayı ortaya koymalarıdır.”
‘Bu iş 2009’a, 2013’e ya da önceki çalışmalara benzemez’
Sürece dair umutsuzluğa kapılıp kapılmadığına dair ise Kurtulmuş şunları söyledi:
“Bu iş 2009’a, 2013’e ya da önceki çalışmalara benzemez. Eğer bu iş başarısız olursa, duvar yıkılırsa, sivil siyaset bu duvarın altında kalır ve Allah korusun, başarısız olduğumuz zaman 4 Ağustos 2025’tekinden (Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun kurulduğu tarih) daha daha vahim bir duruma dönüşebilir şartlar.” Nedenine ilişkin olarak Kurtulmuş, “Bölgede bu kadar çatışmanın olduğu bir ortamda bu yangına benzin dökecek çok eller var” dedi.
Erken seçim tartışmalarıyla ilgili net konuşan Kurtulmuş, “Erken seçim yok” dedi.




