Emek Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili ve TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Üyesi İskender Bayhan, Tunceli’de düzenlenen “Orta Doğu ve Kürt Sorunundaki Gelişmeler” başlıklı panelde konuştu.
BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in yaptığı konuşma gerekçe gösterilerek tutuklanmasına tepki gösteren Bayhan, “O konuşmaya bakarsanız, o konuşmayı dinlerseniz tamamen Türkiye’deki emek sömürüsünün ve fabrikalarda yaşanan sermaye terörünün bütün gerçekliğiyle, bütün çıplaklığıyla gözler önüne serildiği bir konuşmadır” dedi.
Bayhan, “Derhal Mehmet Türkmen serbest bırakılmalıdır” cümlesini sözlerine ekledi.
‘Kürt halkının taleplerine dair somut adımlar atılmıyor’geliniyor’
Bayhan, konuşmasının devamında Kürt meselesinin çözümünü ve bölgedeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“PKK’nin silah bırakması ve kendini feshetme kararını Saray rejimi ve Cumhur İttifakı’nın kendi çıkarları doğrultusunda kullandığını” söyleyen Bayhan, “Bu süreçte Kürt halkının beklentileri ve talepleri ele alınmıyor. Aslına bakarsanız bu talepler, Türkiye’de az çok demokrasiden yana olanların, demokratik hak ve özgürlükleri savunanların sahip çıkması gereken taleplerdir. Ancak bu talepler sürekli dile getirilmesine rağmen somut adımlar atılmıyor. Dolayısıyla buna karşı tepki gösteriyorum. Başta Kürt işçileri, emekçileri, yoksulları ve gençleri olmak üzere bu ülkede gerçek anlamda barıştan ve demokratikleşmeden yana olanlar, Kürt sorununun demokratik çözümünden yana olanlar bu duruma tepki gösteriyorlar ve haklıdırlar. Bu tepkilerin daha da büyümesi gerekir” diye konuştu.
“Orta Doğu halklarının ve Türkiye halklarının geçmişte kazandıkları haklar dahil hiçbir şey garanti altında değildir. Yeni bir tarih yazmak zorundayız”
🗣️EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan:
“Barışın, demokratikleşmenin ve Kürt sorununun çözümünün tarihini bugüne kadar… pic.twitter.com/Xa9KpoD8oe
— İlke TV (@ilketvcomtr) March 16, 2026
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerine tepki
Bayhan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdğan’ın Orta Doğu’ya ilişkin açıklamalarına da değinerek şunları kaydetti:
“Erdoğan’ın ‘Bu coğrafyada sınırlar yeniden çizilecekse biz payımıza düşeni alacağız. Eğer bu coğrafya yeniden paylaşılacaksa biz bu coğrafyanın has sahibiyiz. Kimse bizim bunun karşısında kayıtsız kalmamızı beklemesin. Biz hakkımız neyse onu alacağız. Bunun için cesur olacağız, özgüvenli olacağız, kararlı olacağız ve bunun için savaşacağız’ şeklinde ifadeleri var. Bunlar onun sözleridir ve kendi ifadeleridir. Dolayısıyla bu yaklaşım, bu coğrafyanın emperyalistler ve bölgesel güçler tarafından yeniden paylaşılma siyasetinde pay kapma mücadelesinde Türkiye burjuvazisinin ve sermayesinin çıkarlarını ifade etmektedir.”
‘Türkiye, Suriye’de masada olmaya çalışıyor’
Bayhan, iktidarın dış politika söylemlerini de eleştirerek şöyle konuştu:
“Son dönemde Gazze’de yaşanan katliamlar ve Suriye’deki gelişmeler üzerinden yeni bir çerçeve çiziliyor. Erdoğan’ın ‘Masada olmazsanız menüde olursunuz’ şeklinde bir sözü var. Yani menüde değil, masada olma siyaseti. Peki Suriye’de masada kim var? Netanyahu var, Trump var. Türkiye de masada olmaya çalışan bir aktör olarak yer alıyor. Peki menüde kim var? Halklar var; Kürtler var, Aleviler var, Araplar var, Ezidiler var. Gazze’de de durum farklı değil. Orada da büyük güçlerin temsilcileri masada oturuyor. Menüde ise Gazze halkı var” dedi.
‘Barış ve demokrasi için ortak adım’
Bayhan, konuşmasının sonunda bölgede barış ve Türkiye’de demokrasi mücadelesine vurgu yaparak şöyle dedi:
“Bölgede barış ve Türkiye’de demokrasi adına bir adım atılacaksa, bu içeride ve dışarıda işçi sınıfının, farklı inançlardan ve kimliklerden emekçilerin ve ezilen halkların ortak mücadelesiyle olacaktır. Bu tarihsel bir gerçektir. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından dünya işçi sınıfının temsilcileri ‘Bütün dünyanın işçileri ve ezilen halkları birleşin’ çağrısı yaptılar. İkinci Dünya Savaşı sonrasında yaşananlar, 1974 sonrası dönem, 1989-90 süreçleri ve sonrasındaki gelişmeler bize şunu göstermiştir: Mücadele olmadan kazanılmış hiçbir hakkın kalıcı güvencesi yoktur. Bugün Orta Doğu halklarının ve Türkiye halklarının geçmişte kazandıkları haklar dahil hiçbir şey garanti altında değildir. Bu nedenle yeni bir tarih yazmak zorundayız. Barışın, demokratikleşmenin ve Kürt sorununun çözümünün tarihini bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu ülkenin sömürülen ve ezilen halk kesimleri yazacaktır.” (ANKA)




