CHP Hukuk Politikaları Genel Başkan Yardımcılığı tarafından hazırlanan Şubat 2026 İfade Özgürlüğü Raporu, Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğüne yönelik müdahalelerin sistematik biçimde devam ettiğini ortaya koydu.
Raporda, özgür ifade alanını daraltan uygulamalar altı ana başlık altında incelendi: Eleştirilerin “hakaret” olarak nitelendirilmesi, erişim engelleri, barışçıl protesto hakkına müdahaleler, RTÜK yaptırımları, dezenformasyon kanununun sansür aracı olarak kullanımı ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasının yaygınlaştırılması.
Şubat ayında basın özgürlüğüne çok yönlü müdahalelerin sürdüğü vurgulanan raporda, şu örnekler öne çıkarıldı: İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasının ilk duruşması öncesi yargı süreçlerini takip eden gazeteci Alican Uludağ’ın tutuklanması, iddianameyle ilgili haber yapan gazeteci Furkan Karabay’ın ev hapsinde tutulması ve sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirilmesi.
Raporda barışçıl protesto hakkına yönelik baskılara da dikkat çekildi. CHP Adalar Gençlik Kolu Başkanının “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” eyleminden saatler önce gözaltına alınarak tutuklanması, CHP Erzincan Gençlik Kolu Başkanının Ekrem İmamoğlu pankartı astığı gerekçesiyle gözaltına alınması ve CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı Cem Aydın’a verilen hapis cezası, gençlerin hedef alındığının göstergesi olarak değerlendirildi.
İfade özgürlüğüne yönelik baskının yalnızca gözaltı ve tutuklamalarla sınırlı kalmadığı belirtilen raporda, hedef gösterme, sosyal medya linç kampanyaları ve hesaplara erişim engelleri gibi yöntemlerin de eleştirel sesleri susturmak amacıyla kullanıldığı ifade edildi.
CHP Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen, rapora ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “İfade özgürlüğüne yönelik sansürler İBB duruşmasının öncesinde arttı. Toplumun tartışmadığı, gençlerin konuşmadığı, gazetecilerin doğru bilgiyi aktaramadığı bir düzen hedefleniyor. Buna rağmen gençler konuşuyor, gazeteciler zor koşullara rağmen susmuyor, toplum gerçeği duymak istiyor. Biz ifade özgürlüğünü savunuyoruz, çünkü halkımız gerçekleri duymayı hak ediyor.”
Gökçen, rapora ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “Ocak ayında olduğu gibi Şubat ayında da raporumuz hem ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamaları kaydediyor, hem de hangi söz ve haberlerden rahatsız olunduğunun da altını çiziyor. Bu dönem gerçeklerle yalanlar arasında, aydınlıkla karanlık arasında, iyiyle kötü arasında bir mücadeleye tanıklık ediyoruz. Hiç kuşkusuz yalanlara karşı gerçekler, karanlığa karşı aydınlık, kötülüğe karşı iyilik kazanacak.”




