“Evet”in ifade ettiği anlam bazen bir “evet”ten fazlasıdır. Ultra milyoner Elon Musk’ın X hesabından yaptığı o bir kelimelik “evet” paylaşımı da böyleydi. Athenaeum Book Club’ın X hesabını alıntılayan Musk, Antik Yunan destanına gönderme yaparak bugünün postmodern ırkçılığına kapı aralıyor. Böylece Homeros’u da Odysseus’u da mezarında ters çeviriyor.
Odysseia’daki hikâyeyi hatırlayalım: Odysseus, Troya savaşının ardından ana topraklarına doğru uzun ve çileli bir yolculuğa çıkar. Anavatan İthaka’ya döndüğü vakit konağının kötü niyetli talipler tarafından ele geçirildiği görür. Konağa çöreklenen talipler ambarı har vurup savurmuş, karısı Penelope’ye de göz koymuşlardır. Dilenci kılığına giren Odysseus için intikam vaktidir. Odysseus kurnazca bir plan yapar, devamında oğlu Telemakhos ve iki sadık hizmetkârıyla birlikte onları teker teker öldürmeye başlar. Yıllarca başka bir adamın evini yağmalayan adamlar evin içinde öldürülmüşlerdir.
Elon Musk’ın bu alıntıda vermek istediği mesaj şudur: “Bir insanın evi, onun için savaşmaya istekli olmadığı sürece gerçekten onun değildir.” Bu mesajın ABD’nin İran’a yönelik saldırısına ve Trump’ın göçmenlere karşı de facto bir savaş başlatmasına denk gelmesi tesadüf olmasa gerek.
— Elon Musk (@elonmusk) March 13, 2026
Mussolini örneğinde olduğu üzere, 20’nci yüzyılın faşist liderleri Antik Yunan ve Roma destanlarını kendilerine referans almışlardı. Savaş ruhunun ve faşizmin inşası çoğunlukla bu mitsel anlatılar üzerinden sağlanmıştı. Saf/ari ırka dönüş, modern ırkçılığın rezerv kaynağı olmuştu hep.
Peki ya bugün?
21’nci yüzyıl için dile getirilen “Milenyum Çağı” (yeni bin yıl) propagandası şimdiden çökmüş bulunuyor. Antik savaş baltaları gömüldükleri yerden yeniden çıkarılıyor. Perslere karşı 300 Spartalı efsanesinin bugün “aşırı sağın” elinde bir propaganda nesnesine dönmesi bu durumda şaşırtıcı olmuyor.
Dijital faşizm, yapay zekâ fırsatını da kullanarak, yeni tür savaş enstrümanları olarak karşımızda. Suyun başını tutan en önemli isimlerden biri de Elon Musk. Almanya seçimlerine bile müdahale eden Musk, dünya “aşırı sağına” hem finansal hem de dijital destek vermekten çekinmiyor. İran’a yönelik başlatılan savaş ise ideolojik, kültürel bakımdan neo faşizmin yeniden oluşturulmasını gerekli kılıyor. Bu durumda İran mitsel olarak Troya’ya, ABD ise Odysseus’un memleketi İthaka’ya benzetiliyor. Mülteciler ve göçmenler ise anavatan ABD’ye ihanet eden “taliplerle” bir tutulup hedef tahtasına yerleştiriliyor. Neo ırkçı popülizm böylece bir taşla iki kuş vurarak hem kendinden olmayan halkları hem de göçmenleri yeni türde ırkçılığın düşmanı haline getiriyor.
Günümüz emperyalizminin haksız ve kanlı savaşları, hiç hak etmediği halde Homeros’un eserleriyle ambalajlanıyor. Her şeyden önce kadim edebiyat kültürüne bir küfürdür bu.
Açık ki, göç ve mülteciliğin ana nedeni hala büyük oranda haksız ve yayılmacı savaşlar. Eşitsiz dünya bir zulüm mekanizması olarak mülteci üretmeye devam ediyor. İnsanlık dramının müsebbipleri ise bu savaşı çıkaran egemenler ve onların savaş makineleri.
Peki, savaşın ve zorla yerinden etmenin panzehiri nerede? Elbette ekmek, barış ve özgürlük mücadelesini tüm kıtalarda yükseltmekte. Eski ve yahut yeni ırkçılığın her türünü reddeden kültürel karşı duruş ise barış mücadelesinin vazgeçilmezi olmak durumunda. Homeros ezilenlerin, emekçilerin, halkların ve göçmenlerin ortak mücadelesinde yeniden ayakları üzerine dikilecektir.




