• Ana Sayfa
  • Dünya - Diplomasi
  • İstifa eden Joe Kent: İran nükleer silahın eşiğinde değildi, Tel Aviv barış istemiyor, ABD’yi savaşa sürükledi

İstifa eden Joe Kent: İran nükleer silahın eşiğinde değildi, Tel Aviv barış istemiyor, ABD’yi savaşa sürükledi

ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi (NCTC) Direktörlüğü görevinden istifa eden Joe Kent, istifasının ardından ABD medyasında muhafazakar görüşleriyle tanınan Tucker Carlson’un programına konuk oldu. Trump’ın terörle mücadele şefi, “İran nükleer silahın eşiğinde değildi, ABD’yi savaşa İsrail sürükledi” dedi.

İstifa eden Joe Kent:  İran nükleer silahın eşiğinde değildi, Tel Aviv barış istemiyor, ABD’yi savaşa sürükledi
İstifa eden Joe Kent:  İran nükleer silahın eşiğinde değildi, Tel Aviv barış istemiyor, ABD’yi savaşa sürükledi
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 19 Mart 2026 16:34
  • Güncellenme: 19 Mart 2026 16:40

ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi (NCTC) Direktörlüğü görevinden istifa eden Joe Kent, istifasının hemen ardından katıldığı programda çarpıcı açıklamalarda bulundu. Kent, ABD’nin İran politikasının Beyaz Saray dışındaki aktörler ve İsrail lobisi tarafından rehin alındığını iddia ederek, “Soruşturmalar engellendi, gerçekler gizlendi” dedi.

Joe Kent, istifasının ardından ABD medyasında muhafazakar görüşleriyle tanınan Tucker Carlson’ın programına konuk oldu. Trump’ın terörle mücadele şefi, “İran nükleer silahın eşiğinde değildi, ABD’yi savaşa İsrail sürükledi” dedi.

İstifasının hemen ertesi günü kamuoyunun karşısına çıkan Kent, Tucker Carlson’ın programına katılarak iddialarını çok daha sert bir dille genişletti. Yaklaşık iki saat süren röportajda Kent, yalnızca İran savaşıyla ilgili değil, ABD istihbarat sistemi ve yakın dönemdeki kritik olaylara ilişkin de dikkat çekici iddialarda bulundu. Kent’in en çarpıcı açıklamalarından biri, Trump’a yakınlığıyla bilinen ve İran’la savaşa karşı çıkan muhafazakar aktivist Charlie Kirk’ün öldürülmesine ilişkindi. Resmi anlatıya göre saldırı tek başına hareket eden bir fail tarafından gerçekleştirilmişti. Ancak Kent, programda bu tabloyu açıkça sorguladı ve soruşturmanın adeta örtbas edildiğini ima etti.

Donald Trump yönetiminin terörle mücadele konusundaki en kritik ismi olan Joe Kent, ABD iç siyasetini ve dış politikasını sarsacak iddiaları gündeme taşıdı. Kent, ABD’nin İran’la bir savaşa İsrail ve güçlü lobi faaliyetleri tarafından itildiğini, bu süreçte aykırı seslerin ise sistematik olarak susturulduğunu savundu.

‘İran nükleer silahın eşiğinde değildi’

Resmi makamların mevcut savaşı gerekçelendirirken “İran nükleer silah elde etmek üzere” şeklindeki açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını belirten Kent, istihbarat raporlarının bu iddiayı desteklemediğini vurguladı.

Kent, “İran’ın 2004’ten bu yana nükleer silah geliştirmeyi yasaklayan dini bir fetvası var ve bu fetvanın ihlal edildiğine dair elimizde hiçbir kanıt yoktu. Ancak İsrail yanlısı çevreler ve medya organları bir ‘yankı odası’ kurarak sahte bir tehdit algısı oluşturdu” ifadelerini kullandı.

Charlie Kirk suikastı ve ‘karartma’ iddiası

Kent’in açıklamalarındaki en dikkat çekici noktalardan biri de, İran’la savaşa karşı çıkan muhafazakar aktivist Charlie Kirk’ün suikasta uğraması oldu. Kirk’ün ölümüyle ilgili resmi soruşturmanın FBI ve Adalet Bakanlığı tarafından bilinçli olarak daraltıldığını öne süren Kent, “NCTC olarak dış bağlantılara dair bulgulara ulaştık ancak dosyadan uzaklaştırıldık. Charlie, ölmeden kısa süre önce bana ‘Bizi İran’la savaşa sokmalarını engelle’ demişti. Bu dosyadaki karanlık noktaların üzeri örtülüyor” dedi. Charlie Kirk 10 Eylül 2025’te saldırıya uğramıştı.

Kent’e göre NCTC’nin soruşturmayı genişletme ve veri paylaşımı talepleri bürokrasi içinde bilinçli şekilde karşılıksız bırakıldı. Kent, FBI’ın alışılmadık biçimde NCTC’yi dosyadan tamamen uzaklaştırmaya çalıştığını belirterek, kurumlar arasında ciddi bir gerilim yaşandığını açık açık söyledi. Bu tabloyu “yanıtlanmamış soruların üzerinin kapatılması” olarak tanımlayan Kent, suikast dosyasının resmi anlatının ötesinde hala karanlık noktalar barındırdığını savunuyor.

‘Politikayı seçilmişler değil, lobiler belirliyor’

ABD’nin Orta Doğu politikasının Washington’daki bürokratik mekanizmalar ve yabancı devlet çıkarları (İsrail) tarafından yönetildiğini savunan Kent, “İsrail tek başına rejim değişikliği operasyonları yapamaz, bu yüzden ABD içindeki karar alma mekanizmalarına eklemleniyorlar. Bilgi akışını, medyayı ve bağışçı ağlarını kontrol ederek bir başkanı köşeye sıkıştırabiliyorlar. Donald Trump bile şu an fiziksel bir tehdit altında hissediyor ve ‘İran’la savaşa girmezsen güvende değilsin’ mesajıyla hizaya getirilmeye çalışılıyor.” ifadelerini kulandı.

Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard Çarşamba günü Kongre’de verdiği ifadede İran’ın tehdit oluşturup oluşturmadığına karar verme yetkisinin yalnızca başkana ait olduğunu söylemiş, istihbaratın nasıl değerlendirildiğine ilişkin sorulara ise doğrudan yanıt vermekten kaçınmıştı.

Beyaz Saray’dan karşı hamle

Kent’in bu iddiaları Washington’da büyük yankı uyandırırken, Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt açıklamaları “gülünç” olarak nitelendirdi. Öte yandan Axios’un haberine göre, Kent hakkında “gizli bilgileri sızdırdığı” gerekçesiyle FBI tarafından bir soruşturma yürütüldüğü iddia edildi. Kent’in Başkan Trump ile yapılan istihbarat brifinglerinden bu nedenle dışlandığı öne sürüldü.

Kent ise bu iddiaların kendisini itibarsızlaştırma çabası olduğunu savunarak, “Bu kirli sürecin bir parçası olmayı reddettiğim için istifa ettim” dedi.

Joe Kent’in iddiaları, ABD yönetimi içindeki “savaş lobisi” ile “önce Amerika” diyen kesimler arasındaki derin çatışmayı bir kez daha gözler önüne sererken, Orta Doğu’da tırmanan gerilimin arkasındaki görünmez aktörleri de tartışmaya açtı.