Hollanda’da aşırı sağcı rüzgar, yerel seçimlerde yüzünü yeniden gösterdi

Yerel partilerin küçük kentlerde en çok oyları aldığı seçimlerde, sosyal demokratlar büyük kentlerde liderliğini korudu.

Hollanda’da aşırı sağcı rüzgar, yerel seçimlerde yüzünü yeniden gösterdi
  • Yayınlanma: 20 Mart 2026 18:36

Mehmet Fırat Özgür / Amsterdam

Hollanda’da yurttaşlar 18 Mart’ta yerel seçimler için sandığa gitti. 340 belediyede 8 bin 554 sandalye için toplam 61 bin 571 aday yarışa girdi.

Ülke genelinde katılım oranının yüzde 53,7 olduğu seçimde her sandalye için yaklaşık 7 aday yarıştı. Ulusal partilerin de boy gösterdiği yarışta seçmenlerin tercihi genellikle yerel partiler oldu.

Yerel partiler, yalnızca seçime girdiği belediyenin yerel politikaları için kurulan, kimi zaman birden fazla belediyeyi de temsil eden organizasyonlar olarak Hollanda’da uzun zamandır varlığını sürdürüyor.

En büyük vaat: “Mülteciye yer yok!”

Bu seçimde yerel partilerin en popüler vaadi göçmen karşıtı uygulamalar oldu.

Kasaba ve beldelerdeki yerel partilerin önemli bir kısmı, Hollanda’da Dağıtım Yasası olarak bilinen ve mültecilerin ülkenin büyük ya da küçük her kentinde kurulan kamplara dağıtılarak, merkezi kurumlarda yoğunluğun azalmasını sağlayan uygulamalara karşı keskin bir tavır sergiliyor.

Pek çok belediyede yerel partilerin afişlerinde “Geen AZC”, yani “Mülteci kampı yok” vaadi yer alıyor.

Dağıtım Yasası ile ilgili kararın ulusal siyaset tarafından verilmesi gerektiğini belirten hükümet ortağı Henri Bontenbal, yerel partilerin Dağıtım Yasası’nı uygulamayacaklarını söyleyerek halka “boş vaatler” verdiklerini dile getirdi.

Konut krizi halen ülkenin en büyük sorunu olarak görülse de mülteci karşıtı eylemlerin yoğun olduğu her belediyede aşırı sağcı partiler ciddi oy artışı yaşadı. Bu da elbette seçmenin ulusal siyasete önemli bir mesaj verdiğini gösteriyor.

Öte yandan dağıtım yasası, 3 koalisyon partisinin de ortaklaştığı bir plan olarak yerini koruyor.

Neo-Nazi destekçilerinin FvD’si oylarını artırıyor

Seçim süreci boyunca sol ve liberal partilerin, gazetecilerin ve insan hakları savunucularının hedefinde olan Demokrasi Forumu (FvD), 340 belediyenin 104’ünde girdiği yarışta 299 sandalye kazandı.

Yaklaşık 70 bin nüfuslu Velsen ve 35 bin nüfuslu Epe kentlerindeki seçimlerden en büyük parti olarak çıkan FvD, Eindhoven ve Haarlem gibi önemli merkezlerde de oylarını ikiye katladı.

Parti farklı kentlerdeki seçim listelerinde yer verdiği adayların bazılarının açıktan ya da internetteki kimlikleri ile Hitler’i ve Nazizmi savunmaları gündeme oturmuş, pek çok parti işbirliği yapmayacağını söylemişti.

Adaylardan bazıları, 2011’de Norveç’teki Ütoya adasında İşçi Partisi yaz kapına saldırarak 69 kişiyi öldüren Nazi Ander Breivik ile Yeni Zelanda’da Christchurch’teki El Nur ve Linwood İslam Merkezi’ne saldırarak 51 kişiyi öldüren Brenton Tarrant’ı “ilahi ikili” olarak görüyorken, kimisi ise açıkça “Bana isterseniz Nazi diyebilirsiniz, ben buyum” diyor.

FvD lideri Lidewij De Vos ise diğer partilerinin işbirliği yapmama açıklamalarını sadece “bahane” olarak nitelendirdi.

Solcular 6 büyük kentte lider

Seçime giren ulusal partiler arasında Yeşil Sol-İşçi Partisi (GroenLinks-PvdA) oy kaybına rağmen seçimlerde en çok oyu alan ulusal parti oldu.

Rotterdam, Amsterdam, Utrecht, Nijmegen, Groningen ve Eindhoven şehirlerinde Yeşil Sol ve Yeşil Sol-İşçi Partisi en çok oyları alırken, Lahey’de mülteci karşıtı yerel parti Haart voor Den Haag ise en büyük parti oldu.

Dipten -yeniden- gelecek bir dalga mı?

Yerel seçimler, ulusal siyasette son günlerde yüzü çok görünmeyen mülteci karşıtı dalganın yerel siyasette canlılığını koruduğunu gösteriyor.

Özellikle büyük kentlerde göçmenlerin iş ve sosyal yaşama katılımı, göçmen karşıtı algının inşa edilmesini engelleyerek ulusal ve sol-sosyal demokrat partilere güvenin, giderek azalsa da sürmesini sağlıyor.

Küçük yerleşimlerde ise sığınmacı merkezleri “kültürü ve güvenliği” tehlikeye attığı iddiasıyla bir tehdit olarak görülüyor ve seçmenlerin politik tercihleri de buna göre şekilleniyor.

Elbette yerel ya da ulusal olsun, seçmenlerin bu tür yerlerde aşırı sağı seçmelerinde Geert Wilders, Lidewij de Vos ve Dilan Yeşilgöz gibi isimlerin politikaları ve açıklamaları önemli etki yaratıyor.

Bu etkinin, yeni seçilen mülteci karşıtı belediyelerin Dağıtım Yasası karşısında vereceği sınav ve vatandaşların bu uygulamaya göstereceği tepki ile ulusal çapta yeniden görülmesi de yüksek bir ihtimal.