World Politics Review’de (WPR) yayımlanan bir analizde, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın sadece Ortadoğu ile sınırlı kalmadığı, etkilerinin Afrika kıtasına kadar yayıldığı vurgulanıyor. Savaşın başlamasından iki hafta sonra enerji piyasalarından deniz ticaretine, güvenlik risklerinden diplomatik dengelere kadar birçok alanda hissedilen sonuçlar, Afrika ülkelerini hem ekonomik hem de stratejik açıdan zorluyor.
WPR editörü Chris Olaoluwa Ògúnmọ́dẹdé imzalı analize göre, savaşın en acil etkisi küresel enerji piyasalarında görüldü. Hürmüz Boğazı’ndaki akışın kesintiye uğraması nedeniyle ham petrol fiyatları 100 dolar/varilin üzerine çıktı. Bu artış, Afrika genelinde yakıt, ulaşım ve gıda maliyetlerini hızla yükseltti.
Cezayir, Angola, Mısır, Libya ve Nijerya gibi büyük petrol ve doğalgaz üreticisi ülkeler kısa vadede yüksek petrol fiyatlarından yarar sağlayabilir gibi görünse de, eskiyen altyapı, yetersiz yatırım ve güvenlik sorunları nedeniyle bu kazanımlar büyük ölçüde eriyebiliyor.
Kıtanın büyük çoğunluğu ise net enerji ithalatçısı konumunda. Rafineri kapasitesi yetersizliği ve tedarik zinciri sorunları yüzünden rafine yakıt ithalatına bağımlı olan bu ülkelerde, savaş nedeniyle arz daralması, kur baskısı ve lojistik sıkıntılarla birleşince birçok kentte akaryakıt kuyrukları oluştu.
Enerji maliyetlerindeki yükseliş, Afrika ekonomileri için tek darbe değil. Yüksek büyüme oranları, zayıf dolar ve düşük faizlerin kamu maliyesi ve borç yükü altındaki ülkelere biraz nefes aldırdığı bir dönemde, savaş başka kanallardan da vuruyor. Körfez ülkelerinde çalışan ve ülkelerine önemli miktarda döviz gönderen 1 milyondan fazla Afrikalı göçmen işçinin durumu da risk altında. Savaşın uzaması halinde kitlesel işsizlik, geri dönüşler ve azalan havaleler, birçok Afrika ülkesinin ekonomik istikrarını tehdit edebilir.
Deniz ticareti rotalarındaki güvenlik kaygıları nedeniyle gemiler yeniden Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz yerine Ümit Burnu’nu dolaşmak zorunda kalıyor. Bu durum, Afrika limanlarına gelen malların navlun maliyetlerini ve teslim sürelerini artırarak ithal ürün ve sanayi mallarının fiyatlarını yükseltiyor.
Etiyopya Havayolları ve Kenya Havayolları gibi önemli Afrika havayolları da savaş nedeniyle Asya ve Avrupa hatlarında yüzlerce uçuşu iptal etmek zorunda kaldı; hem havayolları gelir kaybı yaşıyor hem de iş dünyasının bağlantıları sekteye uğruyor.
Savaşın Afrika Boynuzu’na yakınlığı, bölgenin istikrarsızlığını daha da derinleştirebilir. Bab el-Mendeb Boğazı, Aden Körfezi ve Kızıldeniz gibi kritik su yolları üzerinden Körfez’e bağlanan Boynuz, Katar, Suudi Arabistan, Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi Orta Doğu güçlerinin jeopolitik rekabet alanı haline gelmiş durumda.
İran’ın İsrail ve ABD hedeflerine yönelik misillemeleri, bölgedeki yabancı askeri üsleri, Kızıldeniz’deki ticari gemileri ve stratejik tesisleri de potansiyel hedef haline getirebilir. Özellikle Cibuti’deki Camp Lemonnier üssü (yaklaşık 5 bin ABD askeri) ve İsrail’in geçtiğimiz yıl tanıdığı Somaliland’ın konumu, gerilimi artıran unsurlar arasında gösteriliyor.Diplomatik cephede ise Afrika hükümetleri zor bir denge kurmaya çalışıyor.
Boynuz ülkeleri (Cibuti, Mısır, Etiyopya, Kenya, Somali, Somaliland) Körfez devletleriyle dayanışma göstererek İran’ın misillemelerini kınarken, ilk ABD-İsrail saldırısına sessiz kaldı. Cezayir, Nijerya, Gana, Senegal, Güney Afrika gibi ülkeler ile Afrika Birliği ve Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) ise tarafsız kalmayı tercih ederek çatışmanın durmasını ve uluslararası hukuka saygı gösterilmesini çağrısında bulundu.
Dikkat çeken nokta, neredeyse hiçbir Afrika ülkesinin ABD ve İsrail’in savaş tutumunu açıkça eleştirmemesi. Analiz, bunu Trump yönetimini karşısına almak istemeyen başkentlerin temkinli yaklaşımına bağlıyor.
World Politics Review yazarı Chris Olaoluwa Ògúnmọ́dẹdé, Afrika hükümetlerinin pragmatik tutumlarına rağmen savaşın ekonomi, siyaset, güvenlik ve diplomasi üzerindeki somut etkilerinin artık göz ardı edilemez boyuta ulaştığını belirtiyor.
Bu süreç, kıta ülkelerinin kurallara dayalı çok taraflılığı savunma ve küresel düzen reformu taleplerini bir kez daha öne çıkarıyor. Aynı zamanda, dış patronlara aşırı bağımlılığın risklerini de hatırlatıyor: Afrika’nın arzuladığı özerklik, ekonomik kalkınma ve güvenlik alanlarında yabancı aktörlerin çıkarlarıyla her zaman örtüşmeyen desteklere bel bağlanamayacağını gösteriyor.
Chris Olaoluwa Ògúnmọ́dẹdé, Afrika siyaseti, güvenliği ve dış ilişkileri üzerine yazılar yazan, özellikle Batı Afrika’ya odaklanan bir analist.




