Depremin ağır yıkıma yol açtığı Adıyaman’da, son yıllarda artan madencilik faaliyetleri yeni bir tartışma başlığı haline geldi. Kent merkezi ile Çelikhan ilçesi arasındaki 27 kilometrelik yol güzergahında faaliyet gösteren 7 taş ocağı ve Eti Bakır’a bağlı maden işletmesi, bölgenin ekosistemini ve yaşam alanlarını tehdit ediyor.
Kent merkezine yakın konumda bulunan Perre Antik Kenti, Roma Çeşmesi, Pirin Ören Yeri ve Kaya Mezarlıkları gibi tarihi alanların çevresinde faaliyet gösteren taş ocakları, hem doğal hem de kültürel miras açısından risk oluşturuyor. Derviş Çalı Taş Kırma Eleme Ocağı, Giba Taş ve Kum Ocağı, Akdaş Madencilik ve Eti Bakır Madencilik gibi şirketlerin yürüttüğü faaliyetlerin bölgede ciddi bir ekolojik tahribata yol açtığı belirtiliyor.
Adıyaman’da doğa kırımı: Taş ocakları ve maden sahası bölgeyi tehdit ediyor
🔺Göz ve burun alerjileri, kronik öksürük ve göğüs sıkışması gibi sağlık sorunlarının yaygınlaştığı ifade ediliyorhttps://t.co/TtokIn5YmK pic.twitter.com/IeoqKCCcTk
— İlke TV (@ilketvcomtr) March 27, 2026
Eti Bakır tarafından yıllık 159 bin ton bakır konsantresi üretildiği açıklanırken, bu üretim kapasitesi bölgedeki çevresel baskının boyutunu da gözler önüne seriyor.
‘Tarım ve su kaynakları zarar görüyor’
Taş ocaklarında yürütülen faaliyetler sonucu ortaya çıkan yoğun toz bulutları, başta tütün olmak üzere tarım ürünlerinin üzerini kaplayarak fotosentezi engelliyor ve verim kaybına neden oluyor. Aynı zamanda meraların kirlenmesi hayvancılığı da olumsuz etkiliyor.
Ocaklarda kullanılan dinamitlerin yol açtığı patlamaların yeraltı su kaynaklarının yönünü değiştirdiği ve bazı su kaynaklarının kurumasına neden olduğu ifade ediliyor. Bölgedeki dere yataklarında da kirlilik gözlemlenirken, özellikle Kanîya Mîr deresindeki suyun ciddi şekilde etkilendiği belirtiliyor.
Sağlık sorunları artıyor
Taş ocaklarından yayılan tozun çevrede yaşayan yurttaşlarda solunum yolu rahatsızlıklarına yol açtığı aktarılıyor. Göz ve burun alerjileri, kronik öksürük ve göğüs sıkışması gibi sağlık sorunlarının yaygınlaştığı ifade ediliyor.
Öte yandan maden sahalarında gerçekleştirilen patlamalar nedeniyle yerleşim alanlarında sarsıntılar hissedildiği, bazı bölgelerde heyelan riskinin arttığı belirtiliyor.
‘Deprem travması derinleşiyor’
Bölgedeki köylerde yaşayan yurttaşlar ise ağır tonajlı araç trafiği, patlamaların yarattığı sarsıntılar ve sürekli oluşan toz bulutlarından şikayetçi. Deprem sonrası oluşan travmanın bu faaliyetlerle birlikte daha da derinleştiğini ifade eden yurttaşlar, su kaynaklarının kirlenmesi ve meraların zarar görmesi nedeniyle hem kendi yaşamlarının hem de hayvancılığın olumsuz etkilendiğini dile getiriyor. (MA)




