Dünya Tiyatro Günü: ‘Tiyatro toplumsal olmak zorunda’

Tiyatro oyuncusu Özgür Başkaya, tiyatronun toplumsal gerçeklikten kopamayacağını vurgulayarak, “Tiyatro hayatın ta kendisidir” dedi. Başkaya, ekonomik zorluklar, sansür ve kültür politikalarını da eleştirdi.

Dünya Tiyatro Günü: ‘Tiyatro toplumsal olmak zorunda’
Dünya Tiyatro Günü: ‘Tiyatro toplumsal olmak zorunda’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 27 Mart 2026 11:27

27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde tiyatronun Türkiye’deki durumu ve karşı karşıya olduğu sorunlar yeniden gündeme geldi. İzmir’de faaliyet yürüten Özgür Tiyatro’dan oyuncu Özgür Başkaya, tiyatronun yalnızca bir sahne sanatı değil, aynı zamanda toplumsal bir ifade biçimi olduğunu vurgulayarak, sanatın güncel gelişmelerden bağımsız düşünülemeyeceğini söyledi.

Başkaya, tiyatronun dünya genelinde zor bir dönemden geçtiğini belirterek, “Türkiye’de değil, bütün dünyada tiyatronun durumu çok kötü. Bunun basit bir anlamı var: Dünya çok kötü” dedi. Savaşlar ve krizlerin sanat üzerindeki etkisine değinen Başkaya, “İran bombalanıyor diye ‘yemişim tiyatroyu’ denemez. Tiyatro yaşayan bir şeydir. Hayatla bağı olan, hayatın ta kendisidir” ifadelerini kullandı.

‘Tiyatro yaşamaya devam eder’

Tiyatronun her koşulda varlığını sürdürdüğünü vurgulayan Başkaya, “Sıkıntı da yaşasak, kavga da etsek, biz tiyatroyu her zaman yaşadık, her zaman yaşayacağız” diyerek sanatın sürekliliğine dikkat çekti. Tiyatronun toplumsal meselelerle bağ kurmadığı durumda anlamını yitireceğini belirten Başkaya, “Eğer tiyatro böyle olmazsa bir anlamı yok demektir” dedi.

‘Devlet desteklemek zorunda’

Tiyatroya yönelik kamu desteğinin yetersiz olduğunu ifade eden Başkaya, devletin kültür politikalarını eleştirdi. “Tabii ki devlet bize destek olmak zorunda. Siz hangi hadle destek olmuyorsunuz?” diyen Başkaya, Anayasa’nın 64. maddesini hatırlatarak kültür ve sanatın desteklenmesinin bir yükümlülük olduğunu vurguladı.

Ancak bu desteğin bağımsızlık açısından riskler barındırabileceğine de işaret eden Başkaya, “Devlet destek olursa bizden bir şey ister. Düşünsel bir şey ister. Biz o işe girmeyiz” sözleriyle sanatın özgür kalması gerektiğini ifade etti.

‘Türkiye’nin en büyük problemi Kürt sorunu’

Başkaya, Türkiye’deki temel sorunlara da değinerek, “Türkiye’nin en büyük problemi Kürt sorunudur” dedi. Sanat alanında Kürt tiyatrosunun ve sanatçılarının daha güçlü bir üretim ortaya koyması gerektiğini belirten Başkaya, bir tiyatrocu olarak Kürt halkının yanında durduğunu söyledi.

Tiyatronun geleceğine dair değerlendirmelerde de bulunan Başkaya, amatör ruhun önemine dikkat çekti. “Tiyatronun yarını amatörlüktür. Bu iş aşkla yapılır” diyen Başkaya, mevcut sistem içinde tiyatrodan geçinmenin zor olduğunu ifade etti. “Ya sistemin kuyruğuna takılacaksın ya da geçinemeyeceksin. Ben geçinememeyi seçtim” sözleriyle tercihlerini anlattı.

‘Diziler ideolojik manipülasyon aracı’

Televizyon sektörünü de eleştiren Başkaya, dizilerin büyük ölçüde ticari ve ideolojik amaçlarla üretildiğini savundu. “Birincisi para içindir, ikincisi ideolojik manipülasyondur” diyen Başkaya, televizyon içeriklerinin toplumu yönlendirme aracı olarak kullanıldığını öne sürdü.

Ekonomik kriz koşullarında tiyatroya erişimi artırmaya çalıştıklarını belirten Başkaya, İzmir’de bilet fiyatlarını düşük tutmaya özen gösterdiklerini söyledi. “Bizim seyircimiz o paraları verecek insanlar değil. Çocuklar gelip izlesin diye fiyatları düşük tutuyoruz” dedi.

Sahnedeki oyun: ‘Sokrates’in Savunması’

Başkaya, son olarak tek kişilik oyunu “Sokrates’in Savunması”nı sahnelediğini belirtti. Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde sahnelenen oyun, Sokrates’in “gençlerin ahlakını bozmak ve dinsizlik” suçlamalarına karşı yaptığı savunmayı konu alıyor. Oyunda demokrasi, adalet ve bilgi kavramları tartışmaya açılıyor. (MA)