• Ana Sayfa
  • Ekoloji
  • Arıcı Sevim Kahraman: Doğa talan edildikçe emek boşa çıkıyor

Arıcı Sevim Kahraman: Doğa talan edildikçe emek boşa çıkıyor

Arıcılığın komün bir işten ticari bir hale dönüştüğünü söyleyen Sevim Kahraman, enerji projeleri ve iklim krizinin arıların yaşam alanlarını nasıl daralttığını anlattı.

Arıcı Sevim Kahraman: Doğa talan edildikçe emek boşa çıkıyor
Arıcı Sevim Kahraman: Doğa talan edildikçe emek boşa çıkıyor
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 29 Mart 2026 10:46

Dersim’de zorlu kış mevsiminin ardından arıcılar, yaz sezonuna hazırlık kapsamında kovan bakım çalışmalarına başladı.

Koloni kontrolü, besleme, hastalık ve zararlılarla mücadele ile kovan düzenlemesi gibi uygulamalar bal üretimini doğrudan etkilediği için büyük önem taşıyor. Kışın ağır geçtiği kentte arıcılar, yoğun kar yağışının ardından yeni sezona dair umutla hazırlanıyor.

Arıcılıkla ilgili yaşadıkları sorunları ve sezon hazırlıklarını anlatan arıcı Sevim Kahraman, doğaya yapılan müdahalelerin verimi olumsuz etkilediğini, bu durumun ise emekle elde edilen ürün arasında ciddi bir fark yarattığını söyledi.

Sezon yavaş yavaş başladı 

Üç yıldır Dersim’de arıcılık yaptığını söyleyen Sevim Kahraman, geçen yıl kovanlarını Pülümür dağlarına götürdüğünü, bu yıl ise yaklaşık 70 kovana ulaşan arılarını Ovacık’a taşımayı planladığını belirtti.

Arılarının kışı atlatabilmesi ve bakım yapabilmek amacıyla Gazîk ( Cumhuriyet) mahallesinde bekletildiğini dile getiren Kahraman, “Sezon yavaş yavaş başladı. Bu yıl kış Dersim’de oldukça ağır geçti, epey kar yağdı. Bu durumun olumlu bir yanı da vardı. Arılarımın durumuna baktığımda genel olarak iyi çıktıklarını gördüm. Sadece bir kaybım oldu, o da zaten zayıf bir kovandı. Onun dışında ciddi bir problem yaşamadım. Ballarını da yeterince verdiğim için sezona iyi bir giriş yaptığımızı söyleyebilirim. Mevsim dengeli geçerse, yağmur ve güneş yeterli olursa, su da bol olursa bu yıl verimli bir sezon olabilir” diye konuştu.

Kovanlara yer bulma sorunu 

Zengin bitki örtüsü ile Dêrsim’in arıcılık için önemli bir yer olduğunu ifade eden Sevim Kahraman, “Pek çok sorunla karşı karşıya kalıyorum. Bunların başında yer problemi geliyor. Kovanları nereye koyacağımız konusunda sürekli sıkıntı yaşıyoruz. Buralı değilim, Karakoçanlıyım. Bu nedenle hem kışlatma döneminde hem de yazın götüreceğimiz alanlarda yer bulmakta zorlanıyorum. Kışın arıları merkeze yakın bir yere getirmek zorundayım. Yerleşim yerlerine yakın olması ise bazı sorunları beraberinde getiriyor. Aslında arıların kimseye bir zararı yok ama insanlar bu konuda yeterince bilinçli değil. Hatta şu an bulunduğum yerle ilgili bile sorun yaşıyorum. Bu soğukta bile arıların dışarı çıkıp rahatsızlık verdiği düşünülüyor, oysa böyle bir durum söz konusu değil” dedi.

‘Doğal ürün üretmek istiyoruz’ 

Arıcılığın komün bir iş olduğunu ancak son yıllarda ticari bir hal aldığını dile getiren Sevim Kahraman, arılarla ilgilenmenin, arıların çalışma şeklinin kendisini motive ettiğini belirtti. Sevim Kahraman arıların üretim aşamasına ilişkin de şunları söyledi:

“Kışın ardından kovanların ilk bakımlarını yaptık. Şu an bakım, temizlik ve besleme süreci devam ediyor. Bu süreç aslında yazın verimini belirleyen en kritik aşamalardan biri. Şu an bulunduğumuz bölgede bir süre daha kalacağız. Mayıs sonuna kadar burada olmayı planlıyoruz. Eğer koşullar uygun olursa haziran ortasına kadar kalıp ardından yaylaya çıkmayı düşünüyorum. Amacımız arıları sürekli taze nektar ve polen kaynaklarına ulaştırmak. Ben arıcılığa az sayıda kovanla başladım ve hâlâ sınırlı sayıda kovanla devam ediyorum. Aslında arıcılığı planlayarak başlamadım ama arıların dünyası gerçekten çok etkileyici. Onların yaşamı, düzeni ve çalışma biçimi benim için büyük bir motivasyon kaynağı. Bu işi severek yapıyorum. En önemli isteğim ise temiz ve doğal bir ürün üretmek. Çünkü ürettiğim balı aileme, dostlarıma veriyorum ve içimin rahat olması benim için çok önemli.”

‘Baraj, HES VE GES’ler olumsuz etkiliyor’ 

Doğa talanının üretimi etkilediğini kaydeden Sevim Kahraman, “Bölgede planlanan baraj projeleri, HES’ler, GES’ler ve rüzgâr enerji santralleri de doğa üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor. Zaten iklim ciddi şekilde değişmiş durumda. Mevsimler eskisi gibi değil ve her yıl ne olacağını kestirmek zorlaşıyor. Örneğin bu yıl kar yağdı ama ardından ani sıcaklık artışları yaşanabiliyor. Bu da otların kurumasına, çiçeklerin açmamasına neden oluyor. Tüm bunlar arıcılığı doğrudan etkiliyor. Bu koşullar altında verim de her geçen yıl düşüyor. Örneğin 10 yıl önce arıcılık yapanlar bugünkünün çok daha fazlasını elde ettiklerini söylüyor. Doğaya yapılan müdahaleler arttıkça verim azalıyor. Biz daha doğal üretim yapmak istiyoruz ancak bu da daha az ürün almak anlamına geliyor. Bu durum emek ile elde edilen ürün arasında ciddi bir fark yaratıyor ve arıcılığın sürdürülebilirliğini zorlaştırıyor” ifadelerini kullandı. (MA)