Türkiye’de bağımsız medyanın önemli temsilcilerinden Açık Radyo’nun yayın lisansının iptaline ilişkin hukuki süreç Danıştay aşamasına taşındı. Açık Radyo ve hukuk ekibi, 31 Mart’ta Tütün Deposu’nda düzenlenen basın toplantısında sürece dair gelişmeleri kamuoyuyla paylaştı.
Açıklamada, yaşananların yalnızca bir yayın kuruluşuna yönelik idari işlem olmadığı, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve hukuk devleti ilkeleri açısından kritik sonuçlar doğurabileceği belirtildi.

Süreç nasıl başladı
RTÜK, 24 Nisan 2024’te yayımlanan bir programda kullanılan ifadeler nedeniyle Açık Radyo’ya idari para cezası ve program durdurma yaptırımı uyguladı. Ardından, yayın durdurma kararının uygulanmadığı gerekçesiyle 3 Temmuz 2024’te radyonun lisansı iptal edildi.
Açık Radyo, para cezasını ödediğini ve yayın durdurma tarihlerine ilişkin teknik aksaklık yaşandığını bildirdiğini, buna rağmen savunma alınmadan lisans iptali kararı verildiğini ifade etti.
Yargı süreci Danıştay’da
Açılan davalarda, kullanılan ifadelerin ifade özgürlüğü kapsamında olduğu, canlı yayındaki beyanlar nedeniyle yayın kuruluşunun doğrudan sorumlu tutulamayacağı ve yaptırımların ölçüsüz olduğu savunuldu.
İlk derece ve istinaf mahkemelerinde davalar reddedildi. Dosyalar temyiz edilerek Danıştay incelemesine sunuldu.
‘Bu yalnızca bir kurum meselesi değil’
Basın toplantısında yapılan değerlendirmelerde, sürecin yalnızca Açık Radyo’ya yönelik olmadığı; Türkiye’deki tüm bağımsız medya kuruluşlarını ilgilendiren yapısal bir sorun olduğu vurgulandı. İfade özgürlüğü kapsamında değerlendirilen ifadeler nedeniyle ağır yaptırımlar uygulanmasının medya üzerinde caydırıcı etki yarattığı belirtildi.
Haber alma hakkı ve afet vurgusu
Açıklamada, Açık Radyo’nun 30 yılı aşkın süredir özellikle kriz ve afet anlarında kamusal bir işlev gördüğü belirtilerek, İstanbul gibi deprem riski yüksek bir kentte FM yayın lisansının iptal edilmesinin yalnızca bir medya kuruluşunu değil, kamunun haber alma hakkını da doğrudan etkilediği ifade edildi.
‘Bağımsız medya olmadan ne savaşlar önlenebilir ne de gezegen kurtulabilir’
Açık Radyo kurucularından Ömer Madra da konuşmasında süreci daha geniş bir çerçevede değerlendirdi. Madra, dünyada savaşlar, krizler ve otoriterleşme eğilimlerinin arttığını belirterek, bağımsız medyanın önemine dikkat çekti.
Madra, “Doğrunun, hakikatin ve bilimin yerini yalanlar ve şiddet dalgaları aldı. Açık Radyo 30 yıl boyunca bu karanlığa karşı toplumu gerçeklerden haberdar etmek için çalıştı” dedi.
‘Hukuk diye, hukuk diye, hukuk tepelendi’
Madra, lisans iptali sürecine ilişkin ise teknik aksaklıkların dikkate alınmadığını belirterek, “Onca hukuki mütalaa ve teknik rapora rağmen karşımıza sürekli ‘hukuka uygun’ duvarı çıkarıldı” ifadelerini kullandı.
‘Bu durum tüm medya için ciddi bir sorun’
Açıklamalarda, belirli kavramların kullanımı üzerinden yayın kuruluşlarının cezalandırılmasının yalnızca Açık Radyo’ya değil, Türkiye’deki tüm medya kuruluşlarına yönelik bir risk oluşturduğu vurgulandı.
Bağımsız ve özgür yayıncılık devam ediyor
Açık Radyo’nun karasal yayını durmuş olsa da yayınların “Apaçık Radyo” adıyla dijital platformlarda sürdürüldüğü ve bağımsız yayıncılık anlayışının devam ettiği belirtildi.
Açıklamada, “Açık Radyo’nun yayınları durmuş olsa da daha da genişleyen bir ekiple internet üzerinde bağımsız yayıncılık ilkeleriyle yolumuza devam ediyoruz” denildi.




