İsveç Göçmen Dairesi, LGBTİ+ aktivisti Bella Demhat’ın mülteci başvurusunu reddetti. Bella sınır dışı edilme tehlikesi ile karşı karşıya. Göçmen Dairesi, Türkiye’de LGBTİ+’lara yönelik açık bir suç sayılma veya yasak bulunmadığını belirterek yetkililerin nefret suçlarına karşı önlem almadığına dair bir kanıt olmadığını gerekçe olarak sundu.
Diğer yandan Bella’nın Kürt siyaseti içerisinde yer alması ve bu nedenle Türkiye’de hedef gösterilmesi de mülteci başvurusunun değerlendirilmesinde dikkate alınmadı.
Bella Demhat’ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi’ne yaptığı hak ihlali başvuruları da reddedildi. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi’nin 19 Mart 2026 tarihli olumsuz kararının ardından Bella’nın Türkiye’ye sınır dışı edilmesi bekleniyor.
Öldürülme tehditleri, gözaltı ve şiddet
Türkiye’de trans hakları üzerine çalışmalar yapan Pembe Hayat Derneği’nin bir parçası olan Bella, Uluslararası Af Örgütü ve Hakların Demokratik Partisi (HDP)’nde yer alıyordu. Bella, cinsel kimliği nedeniyle ailesi tarafından öldürülmekle tehdit edilmesinin yanı sıra sosyal medyada da cinsel ve politik kimliğiyle hedef gösterilmişti; 2017 yılındaki Onur Haftası’nda ise polis tarafından gözaltına alındı ve darp edildi.
Bella, Türkiye’deyken maruz kaldığı baskı ve tehdit ortamı nedeniyle 2017’de ülkeden ayrılmak zorunda kaldı ve İsveç’e geldi.
Göçmen Dairesi’ne göre Türkiye LGBTİ+’lar için tehlikeli değil
Bella’nın 2017’de Stockholm’de bulunan Göçmen Dairesi’nde gerçekleştirdiği mülteci başvurusu üç yıllık bir bekleyişin ardından ret cevabıyla sonuçlandı.
Göçmen Dairesi tarafından 3 Nisan 2020 tarihinde verilen ret kararında şu gerekçeler sunuldu:
– “Türkiye’de LGBTQ bireylere yönelik açık bir suç sayma veya yasak bulunmamaktadır, ancak bazı ceza hukuku hükümleri (örneğin ’doğaya aykırı cinsel davranış’) aleyhlerine kullanılabilir. LGBTQ bireylere yönelik taciz veya şiddet için hukuki başvuru yolları mevcuttur, polis de buna dahildir. Ayrımcılık ve damgalama mevcut olmakla birlikte, bu durumlar zulüm seviyesine ulaşmamaktadır. Ülke raporları, yetkililerin LGBTQ bireyleri koruyamadığını ya da korumak istemediğini göstermemektedir. Ayrıca Kürt kökenli kişilerin genel durumu da uluslararası koruma gerektirecek nitelikte değildir.”
– “Göç Mahkemesi ayrıca başvurucunun cinsiyet kimliği nedeniyle karşılaşabileceği risklere ilişkin iddialarını değerlendirmiştir. Başvurucunun kadın kimliğini kabul etmiş, Türkiye’de trans ve LGBTQ bireylere yönelik ayrımcılık ve taciz olduğunu belirtmiştir. Ancak ülke bilgilerine göre bu durum tek başına uluslararası koruma gerektirecek düzeyde değildir. Bu nedenle başvurucunun kişisel durumunun ayrıca değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.”
– “Başvurucunun aile üyeleriyle ilgili iddiaları, yetkililer tarafından onaylanmamış özel kişilerle ilgilidir. Belirli eksiklikler olsa da Türkiye’de yetkililerin, bireyleri özel kişilerden gelebilecek suçlara karşı koruma iradesine ve kapasitesine genel olarak sahip olduğu değerlendirilmiştir. Başvurucu, bu korumadan yararlanamayacağını ikna edici şekilde ortaya koyamamıştır. Ayrıca İsveç’teyken polis veya diğer yetkili makamlara ailesiyle ilgili herhangi bir sorun bildirmemiştir. Kendisine tehdit oluşturan kişilerin, Türkiye’ye döndüğünde yetkililerden korunamayacağı düzeyde bir güce sahip oldukları da gösterilememiştir. Başvurucunun polis tarafından yardım alamayacağı veya kötü muamele göreceğine dair bir kanıt bulunmamaktadır.”
BM İnsan Hakları Komitesi’nden İsveç’in gerekli değerlendirmeyi yaptığı yönünde karar
Mülteci başvurusu reddedilen Bella, avukatlarıyla beraber Göçmen Mahkemesi’ne bu karara karşı itirazda bulundu. 15 Aralık 2020’de mahkemenin başvurusunu reddetmesiyle bu defa Göçmen Temyiz Mahkemesi’ne gitti. Ancak sonuç değişmedi, 15 Şubat 2021’de temyizden de ret kararı çıktı.
2021 yılında durumunun yeniden incelenmesi için Göçmen Dairesi’ne tekrar oturum izni başvurusunda bulunan Bella, önceki sürecin aynısıyla karşı karşıya kaldı.
2 Haziran 2022’de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Bella’nın geçici tedbir talebini usul nedenleriyle reddetmesinin ardından son olarak Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi 19 Mart 2026 tarihinde kararını bildirdi. Komite, Bella’nın Türkiye’ye dönmesi durumunda hem politik hem de cinsel kimliği nedeniyle tehdit altında olacağını kabul ediyor; ancak İsveç hükümetinin bu konuda gerekli değerlendirmeyi yaptığına inanıyor.
BM İnsan Hakları Komitesi’nden geçtiğimiz hafta çıkan bu olumsuz karar Bella’nın Türkiye’ye sınır dışı edileceği anlamına geliyor.
Türkiye’de LGBTİ+ politikaları ne durumda?
İsveç Göçmen Dairesi’nin, Türkiye’de LGBTİ+’ların şiddete ve baskıya uğradığını kabul eden ancak hükümet tarafından gerekli koruma önlemlerinin alınmadığına dair bir kanıt olmadığına dair ifadelerine karşılık, özellikle son yıllarda hükümetin LGBTİ+’lara karşı söylem ve politikaları dikkat çekiyor.
Hükümetin sıklıkla LGBTİ+’ları “Sapkınlık” ve ”cinsiyetsizleştirme politikaları” olarak tanımlayarak, bu yapıların ”aile kurumunu tehdit ettiğini” savunmaktadır. Diğer yandan LGBTİ+ haklarını savunan kişi ve kurumlara müsamaha gösterilmeyeceği açıkça ifade ediliyor.
Öte yandan iktidarda bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ise LGBTİ+ karşıtı tutumunu anayasal düzeye taşımayı hedefleyen toplumsal cinsiyet karşıtı yasal düzenlemeler ve anayasa değişikliği önerileri gündeme getiriyor.
Ana akım medyada ve gazetelerde LGBTİ+ karşıtı propaganda gerçekleştirilirken pek çok LGBTİ+ aktivisti veya yaptıkları iş nedeniyle göz önünde bulunan LGBTİ+’lar gözaltına alınıyor ve tutuklanıyor.
Bütün bu durumun toplumdaki karşılığı ise LGBTİ+’lara karşı artan şiddet ve nefret olarak görünüyor.
Avukatlardan açıklama: Göç Ajansı’nın ana ülkede hiçbir risk olmadığını kanıtlamak için çaba gösterdiler
Bella’nın avukatı Miran Kakae, karara ilişkin yaptıkları değerlendirmede İsveç yetkililerinin transların yaşadığı özel durumu ve savunmasızlığı dikkate almadıklarına dikkat çekerek transların Türkiye’deki en savunmasız LGBTİ+ grubu olduğunu vurguladı.
Ayrıca, yetkililerin Türkiye’de Bella için tüm risk artırıcı faktörler – trans kadın, Kürt, aileden gelen tehdit, HDP’de siyasi olarak aktif ve daha fazlası – üzerine bir değerlendirme yapmamakla eleştiren Miran, “Böyle bir risk profiline sahip birinin, kendi ailesinden gelen tehditle ilgili olarak koruma için Türk polisine başvurması makul bir şekilde beklenemez” ifadelerini kullandı.
Bella’nın tüm risk faktörleri nedeniyle İsveç’te korumaya ihtiyacı olduğunu belirten Miran, “Bella’nın davasında risk faktörlerinin birleşimi nedeniyle zulüm riski konusunda hiçbir şüphe olmamalıdır. Ama burada, Göç Ajansı’nın ana ülkede hiçbir risk olmadığını kanıtlamak için gerçekten çaba gösterdiler” dedi.
Avukat, İsveç ve Türkiye’nin NATO anlaşması çerçevesinde Kürt siyaseti ile ilişkili mülteci başvurularına dönük olumsuz yaklaşımına da dikkat çekti.
Miran, hukuki açıdan bu duruma gelmeyi anlamanın zor olduğunu belirttiler.
Sınır dışı riski sürerken İsveç’te polis baskını
Haberi yayına hazırladığımız dakikalarda İsveç’te Bella Demhat’a ilişkin yeni bir gelişme yaşandı. Bella’nın daha önce ikamet ettiği adrese polis tarafından baskın düzenlendiği, ayrıca telefonla aranarak mevcut adresinin sorulduğu öğrenildi.
Bella’nın ise avukatı olmadan adres bilgisi vermeyi kabul etmediği ve “Avukatım olmadan şu an adresime gelmelerini kabul etmiyorum” dediği aktarıldı.




