Cumartesi Anneleri Talat Türkoğlu’nun akıbetini sordu

30 yıl önce gözaltında kaybedilen Talat Türkoğlu’nun akıbetini soran Cumartesi Anneleri, “Zaman aşımının arkasına saklanarak cezasızlığı sürdürmeyin” diyerek adalet talep etti.

Cumartesi Anneleri Talat Türkoğlu’nun akıbetini sordu
Foto: Erdoğan Alayumat
Cumartesi Anneleri Talat Türkoğlu’nun akıbetini sordu
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 4 Nisan 2026 13:22

Cumartesi Anneleri/İnsanları, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda düzenledikleri eylemin 1097’ncisini yaptı. Eylemde, karanfiller ve kaybedilenlerin fotoğrafları taşındı. Bu hafta gerçekleştirilen eylemde, 29 Mart 1996 tarihinde annesini ziyaret etmek için gittiği Edirne’den İstanbul’daki evine dönmek için yola çıkan ve o günden sonra kendisinden haber alınamayan Talat Türkoğlu’nun (45) akıbeti soruldu. Eylemde, basın metnini cumartesi insanların Sebla Arcan okudu.

Sebla Arcan, Türkoğlu’nun kardeşlerine İstanbul’dan Edirne’ye giderken, evin kapısına kadar sivil polisler tarafından takip edildiğini söylediğini vurguladı. Sebla Arcan, “Bu takip, Edirne’de kaldığı günler boyunca da sürdü. 1 Nisan 1996 tarihinde İstanbul’daki evine dönmek üzere yola çıktı. O günden sonra kendisinden bir daha haber alınamadı. Ailesinin, İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) ve Uluslararası Af Örgütü’nün tüm başvuruları sonuçsuz bırakıldı. Resmi makamlar, Talat Türkoğlu’nun gözaltına alınmadığını iddia etti ve nerede olduğuna dair hiçbir bilgi vermedi” dedi.


Foto: Erdoğan Alayumat 

‘İtiraflara rağmen soruşturma yürütülmedi’

1997 yılında JİTEM mensubu Kasım Açık’ın itiraflarında Türkoğlu’nun eşkâl ve kişisel eşyalarına dair “ayrıntılı” bilgi verdiğini dile getiren Sebla Arcan, “ Türkoğlu’nun Edirne yakınlarındaki Çadırkent’te sorgulandığını, işkenceyle öldürüldüğünü ve bedeninin Meriç Nehri’ne atıldığını anlattı. Suçun faillerinin isimlerini verdi. Bu ayrıntılı itiraflara rağmen etkin bir soruşturma yürütülmedi. Ailenin yaptığı başvurular, ‘kovuşturmaya yer olmadığı’ kararlarıyla karşılandı. İç hukuk yollarından sonuç alamayan aile, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurdu. Mahkeme, devletin Talat Türkoğlu’nun yaşam hakkını koruma yükümlülüğünü yerine getirmediğine ve etkili bir soruşturma yürütmediğine hükmederek Türkiye’yi mahkum etti. Ancak bu karar da hakikatin ortaya çıkarılmasına yetmedi. Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) yapılan başvuruda ise diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin ‘süre aşımı’ nedeniyle ‘kabul edilemez’ olduğuna karar verildi. Böylece Talat Türkoğlu dosyasında, gerçeğe ulaşmanın önüne bir duvar daha örüldü. Bizler bu karanlığı kabul etmiyor, devleti yönetenlere bir kez daha sesleniyoruz: Gözaltında kaybetmelerle yüzleşmek, yalnızca geçmişle ilgili değildir. Bugünümüz ve geleceğimiz için bir sorumluluktur. Zaman aşımının arkasına saklanmayın. Cezasızlığı sürdürmeyin. Hakikati açığa çıkarın, adaleti sağlayın. Kaç yıl geçerse geçsin, Talat Türkoğlu ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” diye belirtti.

Annesinin vasiyeti

Talat Türkoğlu’nun kardeşi Münibe Türkoğlu ise şöyle konuştu: “Duymadınız, araştırmadınız, zaman geçirdiniz, üstüne zaman aşımı işlettiniz. Unutmadık, yakınlarımızı size hep hatırlatacağız; katiller aramızda. Talat Türkoğlu işçi kimliği ve sosyalist düşünceleri nedeniyle hedef alındı. Onun ve tüm kayıplarımızın akıbetini öğrenmeden vazgeçmeyeceğiz. Gerçekler ortaya çıkarılsın, failler yargılansın 1995’ten beri analar çırpınıyor. Annem ölürken bile ‘aramaktan vazgeçmeyin’ dedi.” (MA)