Türkiye’de siyasete egemen olan en berbat özelliklerden biri hamaset… Bu tepeden tırnağa böyle ve hamasetin suyunu çıkaranların başında tabii AK Parti ve MHP geliyor. Hemen her bakan, selefinden daha fazla hamaset yapmak için yarışıyor. Konu eğer ki ekonomiyse iş iyiden iyiye çığırından çıkıyor. Demeçlerden raporlara kadar fanteziler manzumesiyle yoğrulmuş müjdeler, gerçekler ortaya çıkınca yerle bir oluyor. Ancak bu açıklamaları yapmış olanlar, uyduruk hedefler koyanlar yerin dibine girmiyor. Kendilerinin de dedikleri gibi; utanmıyorlar!
Bu sefer konumuz dış ticaret ve rakamlarla netleşen hayal kırıklıkları!… Hani ABD’nin gümrük tarifeleri Türkiye’ye yarayacaktı? Hani ihracatta rekor üzerine rekor kıracaktık? Hani Çin dünya ticaretinde mevzi kaybederken, Türkiye’ye fırsat pencereleri açılacaktı?.. Ve hatta Türkiye küresel ekonominin vazgeçilmez üretim üslerinden biri olacaktı! Veriler baştan sona bu iddiaların tersini ortaya koyuyor. Hem de Ticaret Bakanlığı’nın verileri…
HAYALLER BİR KEZ DAHA
GERÇEKLERE TOSLUYOR
Ticaret Bakanlığı tarafından aylık periyodlarla yayımlanan ‘Dış Ticaret Veri Bülteni’nin Mart 2026 verileri oldukça kötü bir gidişata işaret ediyor. Bu bültende yer alan veriler; ‘Genel Ticaret Sistemi’ (GTS) esas alınarak hazırlanıyor. 2026 Mart ayına ilişkin veriler bakanlığın idarî kayıtlarından, diğer dönemlere ilişkin veriler ise bakanlığın ve Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) ortaklaşa sonuçlandırdığı, TÜİK tarafından kamuoyuyla paylaşılan resmî dış ticaret verilerinden derlenerek hazırlanıyor. Yani Türkiye’nin kayıt altına alınmış tüm dış ticaret hareketlerini içeriyor.
İşte rakamlarla dış ticaretin panoraması… 2026 Mart ayında geçen yılın aynı ayına göre; ihracat yüzde 6.4 oranında azalarak 21 milyar 918 milyon dolar, ithalat yüzde 8.4 oranında artarak 33 milyar 181 milyon dolar oldu. Dış ticaret hacmi, yüzde 2 oranında arttı ve 55 milyar 99 milyon dolar olarak gerçekleşti. Sebebi ithalattaki artış tabii ki…
YILIN İLK ÇEYREĞİNDE İHRACAT DÜŞERKEN
İTHALATTAKİ ARTIŞ YÜZDE 4.7’Yİ BULDU

2026 Ocak-Mart döneminde geçen yılın aynı dönemine göre; ihracat yüzde 3.1 oranında azalarak 63 milyar 279 milyon dolar, ithalat yüzde 4.7 oranında artarak 91 milyar 957 milyon dolar oldu. Yılın ilk çeyreğinde, dış ticaret hacmi yüzde 1.4 oranında artarak 155 milyar 236 milyon dolar seviyesine geldi.
2026 Mart ayında geçen yılın aynı ayına göre; ihracatın ithalatı karşılama oranı 10.4 puan azaldı ve yüzde 66.1’e geriledi. Enerji verileri hariç tutulduğunda, ihracatın ithalatı karşılama oranı 14.3 puan azalarak yüzde 74.4 olarak gerçekleşti. Enerji ve altın verileri hariç tutulduğunda ise ihracatın ithalatı karşılama oranı 14 puan…

Mart ayında en fazla ihracat yaptığımız ülkeler sırasıyla; Almanya (1 milyar 821 milyon dolar), ABD (1 milyar 381 milyon dolar) ve İtalya (1 milyar 289 milyon dolar)… İhracatta en çok paya sahip ilk 10 ülkenin toplam ihracat içerisindeki payı ise yüzde 46.
Aynı dönemde, en fazla ithalat yaptığımız ülkeler sırasıyla; Çin (4 milyar 761 milyon dolar), Almanya (2 milyar 540 milyon dolar) ve Rusya (2 milyar 35 milyon dolar)… İthalatta en çok paya sahip ilk 10 ülkenin toplam ithalat içerisindeki payı yüzde 52.6.
EN BÜYÜK PAZARDA
SORUNLAR ÇOK CİDDİ
En fazla ihracat yaptığımız ülke grupları sırasıyla; Avrupa Birliği (AB-27) (10 milyar 277 milyon dolar), diğer Avrupa ülkeleri (3 milyar 225 milyon dolar) ve Ortadoğu ülkeleri (2 milyar 523 milyon dolar)… 125 ülkeye ve bölgeye yapılan ihracat artarken, 98 ülkeye ihracat azaldı.
Burada belirtmek gerekir; AB’ye olan ihracat hacminin düşmesine sebep olabilecek önemli gelişmeler yaşanıyor. Bunlardan ilki, AB ile Hindistan arasında imzalanan serbest ticaret anlaşması… Hindistan, zaten değerli TL sebebiyle rekabet avantajında ciddi zorluklar yaşayan Türkiye merkezli ihracat firmalarını hemen her ürün grubunda zorlayacak. Hem ürün çeşitliliği hem de fiyatta Türk ihracatçısının bu rekabete dayanabilmesi güç. Brüksel bir başka serbest ticaret anlaşmasını Brezilya, Arjantin gibi büyük ekonomilerin de yer aldığı Güney Amerika ülelerinin ekonomik topluluğu olan ‘Güney Ortak Pazarı’ (MERCOSUR) ile imzaladı. Bu gelişme de özellikle tarımsal ürün ve gıda ihracatında Türkiye için olumlu bir sonuç ortaya çıkarmayacak. Çin’in AB pazarına yönelik çok daha agresif stratejiler uyguladığını da ekleyelim.
O çok allanıp pullanan ve yine bazıları tarafından hemen “AB’ye ihracatımız patlayacak” naraları atılan, Türkiye menşeli ürünlerin ‘AB ürünü’ kategorisine alınması, Avrupalı ithalatçıların kalite-fiyat dengesini göz önüne almayacağı anlamına gelmiyor. Mesele bununla da bitmiyor; AB ekonomilerinin durumu hiç parlak değil ve tüketimde daralma yaşanma ihtimali var. Bu da Türk mallarına olan talebi düşürmesi muhtemel bir etken. Yani, bu yıl ve sonrasında AB’ye yapılan ihracatın hacminin daralma riski var.
ORTADOĞU’YA İHRACATTA DÜŞÜŞ
KISA VADEDE TELAFİ EDİLEMEYECEK
Bir kötü haber de Ortadoğu’dan… Savaş sebebiyle Körfez ülkelerine ihracat yüzde 37 düşüşle 1 milyar 371 milyon dolara geriledi. Sadece bir ayda bölge ülkelerine ihracatta 815 milyon dolarlık kayıp yaşandı. Geçen ay Umman dışındaki tüm bölge ülkelerine ihracat düştü. Irak’ta yüzde 30, Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) yüzde 48, İran’da yüzde 41, Suudi Arabistan’da yüzde 29, Katar’da yüzde 83, Kuveyt’te yüzde 70, Bahreyn’de yüzde 81’e yakın ihracatta kayıp yaşandı. Hemen belirteyim, savaş kısa sürede son bulsa bile, Körfez ülkeleri savaştan kaynaklanan milyarlarca dolarlık zararlarının etkilerini uzun bir süre yaşamaya devam edecek. Yani kısa vadede Türkiye’nin bu bölgedeki ihracat kaybını geri kazanması mümkün görünmüyor.
Kısa bir bilgi olarak ithalatta bölgesel dağılıma da bir göz atalım. Mart ayında en fazla ithalat yaptığımız ülke grupları sırasıyla; Avrupa Birliği (AB-27) (10 milyar 384 milyon dolar), Asya ülkeleri (8 milyar 911 milyon dolar) ve diğer Avrupa ülkeleri (5 milyar 14 milyon dolar) oldu.

İHRACATTA HER ÜRÜN
GRUBUNDA DÜŞÜŞ VAR
Şimdi de ürün bazında dış ticaretin yapısına bir göz atalım… ‘Geniş ekonomik gruplar’ın (broad economic categories-BEC) sınıflamasına göre, en çok ihracat 11 milyar 551 milyon dolarla (yüzde 2.6 azalış) ‘hammadde (ara malları)’ grubunda yapılırken, bu grubu sırasıyla 6 milyar 682 milyon dolarla (yüzde 15.3 azalış) ‘tüketim malları’ ve 3 milyar 140 milyon dolarla (yüzde 2.7 azalış) ‘yatırım (sermaye) malları’ grupları takip etti. Mart ayında sektörlere göre ihracatın payı sırasıyla; imalat sanayi sektörü yüzde 93.7 (20 milyar 530 milyon dolar), tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörü yüzde 3.7 (811 milyon dolar), madencilik ve taş ocakçılığı sektörü yüzde 1.9 (420 milyon dolar) oldu.
Sektörlere göre ithalatın payı ise sırasıyla; imalat sanayi sektörü yüzde 80.1 (26 milyar 569 milyon dolar), madencilik ve taş ocakçılığı sektörü yüzde 12.9 (4 milyar 279 milyon dolar), tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörü yüzde 4.6 (1 milyar 513 milyon dolar)…
BEC sınıflamasına göre, en çok ithalat 23 milyar 234 milyon dolarla (yüzde 11.5 artış) ‘hammadde (ara malları)’ grubunda yapılırken, bu grubu sırasıyla 4 milyar 937 milyon dolarla (yüzde 5.3 azalış) ‘tüketim malları’ ve 4 milyar 849 milyon dolarla (yüzde 7.9 artış) ‘yatırım (sermaye) malları’ grupları takip etti.
TEKSTİL, HAZIRGİYİM VE KONFEKSİYONDA
YÜZDE 10’UN ÜZERİNDE DARALMA YAŞANDI
Sektörel faaliyetlerde dağılıma bakıldığında, otomotiv 3.3 milyar dolarla liderliğini sürdürüyor, ancak emek yoğun sektörler olan tekstil, hazırgiyim ve konfeksiyonda gerileme yüzde 10’u aştı. Otomotiv sektörünü 3 milyar dolarla kimyevî maddeler, 1.6 milyar dolarla çelik, 1.5 milyar dolarla elektrik-elektronik ve 1.2 milyar dolarla hazırgiyim sektörleri takip etti. Artık tekstil, hazırgiyim ve konfeksiyon sektörlerinin belini doğrultmasının pek mümkün olmadığı görülüyor. Bu olumsuzluk sadece ihracattaki payın düşmesiyle de sınırlı değil, iç pazarda talep daralması ve yabancı ürünlerin fiyat rekabeti üreticileri zorluyor. Pek çok büyük firma ayakta kalabilmek için üretimi Mısır gibi üretim maliyeti daha düşük ülkelere kaydırdı ve kaydırmaya devam edilyor.
İHRACAT GEÇEN MAYISTA REKOR KIRMIŞ
ÖYLEYSE BU HAZİRANDA TOPARLANIRMIŞ!
Gerek Ticaret Bakanlığı gerekse Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilileri bu olumsuz gidişatın sebeplerini şöyle sıralıyor: Bayram tatili kaynaklı eksik iş günü, reel kur baskısı, artan üretim maliyetleri ve Körfez’deki gelişmeler… Evet bu belirtilen unsurların hepsinin etkisi var olmasına var da, sadece mart ayından değil, yılın ilk çeyreğinde de benzer bir gidişat söz konusu! Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın açıklamaları, hâlâ yetkililerin makro ve mikro yapısal sorunların farkında olmağını ortaya koyar cinsten… “Ocak ayında yaklaşık 800 milyon dolar azalış oldu. Şubat ayında 300 milyon dolar artış oldu. Şimdi mart ayında 1.5 milyar dolar bir gerileme yaşandı. Ama nisan ayında 23 Nisan resmî tatili dışında bir tatilimiz olmayacak. Biz bu açığı nisan ayında kapatacağız ama sonra mayıs ayı gelecek. Dokuz günlük Kurban Bayramı tatili ufukta gözüküyor. Orada da ihracatta geçen yıl mayıs ayında rekor kırmıştık. Haziran ayında da onu telafi edeceğiz. Bu şekilde dalgalı seyir devam edecek” diyor Bolat. Yazının başında sözünü ettiğim hamasete bir örnek işte… Ya da Türkiye ekonomisinden, ihracatçı sektörlerin durumundan ve dünyadan haberi yok bakanın! Mesela Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) 2026 raporuna göre, geçen yıl yüzde 4.6 oranında artan küresel ticaret hacminin bu yıl yüzde 1.9’a gerilemesi bekleniyor. OECD’nin mart raporuna göre ise 2025 yılında yüzde 3.3 büyüyen dünya ekonomisi bu yıl için yüzde 2.9 ancak büyüyebilecek. Küresel ticaret ikliminin kısa sürede toparlanabileceğini söyleyebilen tek uzman yok ama bakana göre geçen yılın mayıs ayında ihracatta rekor kırdık ama mayısta bayram varmış, ne gam bu yılın haziran ayında bu gerileme telafi edilecekmiş! Geçen mayıs ayıyla bu mayıs arasında, tek meseleyi bayram tatılı olarak görüp, bu küresel siyasî ortamda benzeşiklik kuran bir ticaret bakanı varsa vay halimize!..
Türkiye ekonomisinin ve sanayinin içinde bulunduğu çıkmazı burada tekrarlamaya gerek yok sanırım. Yani ihracatta çok zorlu bir rekabet bekliyor Türk firmalarını ve son beş yıl içinde dirençleri oldukça zayıfladı. Ekonomi yönetiminin sıcak para için döviz kurunu baskılaması ve faizlerin yüksekliği işlerini iyiden iyiye zorlaştırıyor zaten. Krediye erişimde yaşanan güçlükler de cabası!
ÖNCELİKLE KURU BASKILAMAKTAN
VAZGEÇMELERİ GEREKMEZ Mİ?
Gelelim ekonomi yönetiminin başındaki Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in dış ticarette yaşanan gelişmelere ilişkin yorumlarına… “Yükselen enerji maliyetleriyle Körfez ülkelerine mal ve hizmet ihracatımızdaki zayıflama dış ticaret dengemizi olumsuz etkilemektedir. Ancak program döneminde başta carî denge olmak üzere, birçok alanda sağladığımız kayda değer iyileşme sayesinde, ülkemizin şoklara karşı direnci önemli ölçüde artmıştır. Bu süreç; yeşil dönüşüm, enerjide yerli ve yenilenebilir kaynak kullanımıyla ithalat bağımlılığının azaltılmasına yönelik attığımız yapısal adımların önemini bir kez daha göstermiştir” diyor Şimşek. Gerçek sorunları perdelemek için gündelik bahanelere sığınmak bakanın alışkanlığı haline geldi. Tarımdaki yapısal bunalımı göz ardı edip sektördeki küçülmeyi don ve kuraklığa bağlayarak işin içinden çıkmıştı ya, bu kez aynısını ihracat için yapıyor. Sanki savaş öncesinde gerilim yoktu, sanki ihracatçı firmalar döviz politikası sebebiyle rekabet güçlerini kaybetmemişlerdi, sanki kilo başına ihracatta diplerde değildik. Bunları pas geçip vadesi belli olmayan dönüşümlerden söz etmek de bir başka kaçış olsa gerek. Yeşil dönüşüm falan filan!.. O gerçekleşene kadar şu döviz kurunu baskılamayı biraz azaltmak gerekmiyor mu? Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın ihracatçıyı desteklemek için acilen yapabileceği eylem bu değil de nedir?




