Trump kimi dinliyor?

ABD’de karar alma süreçleri tartışma konusu. Eski üst düzey yetkililere göre Trump, sadakat esaslı dar bir ekipten besleniyor; bu durum İran politikası başta olmak üzere kritik kararlarda risk yaratıyor.

Trump kimi dinliyor?
Trump kimi dinliyor?
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 9 Nisan 2026 13:36
  • Güncellenme: 9 Nisan 2026 13:40

ABD’de Beyaz Saray’ın karar alma süreçleri, özellikle İran’a yönelik savaş politikası üzerinden yeniden tartışma konusu oldu.

Al Jazeera yayınında konuşan eski üst düzey güvenlik ve istihbarat yetkilileri, Başkan Donald Trump’ın dar bir danışman çevresine dayandığını ve farklı görüşlere kapalı bir yönetim tarzı benimsediğini söyledi.

Obama yönetiminde Ulusal Güvenlik Konseyi eski yetkilisi olan Charles Kupchan, Trump’ın etrafındaki isimlerin büyük ölçüde “sadakat testi” ile seçildiğini belirterek, “Trump, etrafındaki çok dar bir danışman grubunu dinliyor. Bu kişilerin çoğu, sadakat testini geçtikleri için göreve getirildi. Bu nedenle ona karşı çıkmaları, itiraz etmeleri ya da açıkça görüş belirtmeleri pek olası değil” dedi.

Kupchan, mevcut durumda beklenen büyük çaplı şiddet dalgasının henüz yaşanmadığını, ancak sürecin sonuna gelinmediğini vurguladı. Ona göre karar alma sürecinde farklı görüşlerin yeterince dikkate alınmaması, ABD’yi daha karmaşık bir tabloyla karşı karşıya bırakıyor.

‘Trump elitlere kırgın çünkü bu çevreler ona hep yukarıdan baktı’

Programda konuşan bir diğer isim, eski istihbarat yetkilisi Glenn Carl ise Trump’ın karar alma tarzında “içgüdülerin” belirleyici olduğunu söyledi. Carl’a göre Trump, uzun süredir elitlere karşı mesafeli bir tutum sergiliyor ve uzman görüşlerine güvenmiyor:

“Trump her zaman elitlerden -entelektüel, sosyal çevrelerden ve benzerlerinden- hem çekinmiş hem de onlara karşı küçümseyici bir tavır taşımıştır. Aslında daha doğru ifade etmek gerekirse, onlara karşı bir kırgınlık ve öfke duymuştur. Çünkü bu çevreler ona hep yukarıdan bakmıştır; daha çok çalışmış, ondan daha fazla bilgi sahibi olmuşlardır. Ancak aynı zamanda daha az talepkâr, daha az yüksek sesli ve genelde daha az agresif kişilerdir.”

‘Trump kendi ön kabullerine uymayan hiçbir şeyi kabul etmiyor’

Carl, ABD’de istihbarat ve diplomasi kurumlarının temel görevinin “rahatsız edici gerçekleri dile getirmek” olduğunu hatırlatarak, siyasi karar vericilerin bu tür değerlendirmeleri reddetmesinin yapısal bir gerilim yarattığını belirtti:

“İstihbarat kurumları ve diplomatik servisler çoğu zaman Beyaz Saray’da politika yapan siyasi aktörlerle karşı karşıya gelir. Çünkü istihbarat camiasının görevi, tasarımı gereği, iktidara hoşuna gidecek şeyleri söylemek değil; rahatsız edici gerçekleri dile getirmektir.

Ancak bir karar verici hoşuna gitmeyen bir şey duyduğunda, bu her zaman sorun yaratır. Bu örnekte ise durum katlanarak daha da belirgin hale geliyor. Trump, kendi ön kabullerine uymayan hiçbir tavsiye, değerlendirme ya da olguyu kabul etmiyor; bunları doğrudan görmezden geliyor.”

Kupchan da bu yaklaşımın, Trump’ın siyasi çizgisinin bir parçası olduğunu dile getirdi.

Trump’ın yalnızca Demokratlara değil, Cumhuriyetçi kurulu düzene de meydan okuyarak iktidara geldiğini hatırlatan Kupchan, birçok Amerikalının kendisini sistem tarafından dışlanmış hissettiğini ve bu nedenle popülist söylemin güç kazandığını söyledi.

Ancak uzmanlara göre, “uzmanları dinlememe” yaklaşımı bu süreçte ciddi riskler doğuruyor.

Özellikle savaş gibi kritik konularda kararların dar bir çevreye dayanarak alınması, hem sahadaki gelişmelerin yanlış okunmasına hem de stratejik hatalara yol açabiliyor.